Kültürel iktidar yarışına girmek!

Abone Ol

Her toplumda etnik, din, dil veya başka faktörlerden kaynaklanan baskın kültür veya kültürler söz konusudur. Dünyanın gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerinde de bu böyledir.

Hindistan’da dini ve etnik açıdan birçok farklılıklar söz konusuyken baskın inanç ve etnik unsur Hindulardadır. Çok kültürlü toplum diyebileceğimiz Kanada ve Avustralya’da ise durum biraz daha dengeli desek de son zamanlarda özellikle 11 Eylül sonrasında İslamiyet’e ve Doğu toplumlarından olan etnik unsurlara bakış açısı hoşgörü açısından eskisi kadar olumlu değildir.

Bir toplumda ikiden fazla baskın veya hâkim kültürün varlığı günümüzde büyük sorunlara sebep olmazken aslen birbirine denk derecede güce sahip olan iki hâkim kültürün yer aldığı toplumlarda daha büyük sorunlar yaşanıyor diyebiliriz. Sünni ve Şii mezheplerinin dengede olduğu Ortadoğu ülkeleri ile seküler-laik ve dindar-muhafazakâr yapının varlığının hâkim olduğu Türkiye gibi ülkelerde bu durum daha belirgindir.

İki hâkim veya baskın kültürün varlığı siyasal partiler nezdinde oluşumlara da yansırken bu durum iki kültürün iktidar yarışını ekonomiden sosyal hayata, yerel yönetimlerden kadrolaşmaya kadar birçok alanda hâkim kılma çabasına sebebiyet vermektedir.

Bu durum ikiden fazla kültürel yapının var olduğu toplumlarda da geçerlidir; fakat kutuplaşmanın ve çatışmanın varlığı daha çok iki hâkim kültürün egemen olduğu toplumlarda kendini göstermesi muhtemeldir. Bu nedenle küçük olan diğer kültürel yapıya bağlı insanlar da iki hâkim kültürün birinin yanında yer almayı veya bağımsız bir şekilde kendi varlıklarını siyasaldan sosyale kadar korumayı hedeflemiş olabilirler.

Çözüm olarak iki hâkim kültürün baskın olduğu Türkiye gibi ülkelerde olması gereken unsur, iki kültürün birbirlerine baskın çıkma yarışından vazgeçip kendisinden olmayan kültürel değerleri tanımaya ve onlara da saygı duyma entelektüelliğine sahip olmasıdır. Yoksa yargıdan, kamu kurumlarına, siyasetten kültürel alanda her yerde yaşanan mücadelenin kazananı olmayacak, ülkenin içinde yaşanan kutuplaşma hiçbir zaman bitmeyecektir.