Kur'an konuşuyor... Peki kim susuyor?

Abone Ol

Bir dönem modaydı.

dediler.

Sonra çıtayı yükselttiler.

dediler.

Şimdi yeni moda çıktı.

Bu cümleyi duyunca aklıma kabir gelmedi.

Kur’an geldi.

Çünkü mesele kabir meselesi değil.

Mesele, Kur’an’ı nasıl okuduğumuz meselesi.

Hadis tartışılmaz.

Bir raviyi tenkit edebilir.

Bir görüşe katılmayabilir.

Peki…

Kur’an’ın nazmını ne yapacak?

İşte asıl soru burada başlıyor.

Çünkü kabir hayatı meselesi…

Bazılarının zannettiği gibi bir iki rivayetin üzerine bina edilmiş tali bir mesele değildir.

Hayır.

Kur’an konuşuyor.

Hem de bir yerde değil.

Bir ayette değil.

Mü’min Sûresi konuşuyor.

Nûh Sûresi konuşuyor.

Tevbe Sûresi konuşuyor.

Secde Sûresi konuşuyor.

Tûr Sûresi konuşuyor.

Bakara Sûresi konuşuyor.

Tâhâ Sûresi konuşuyor.

Üstelik bunlar sadece ilk bakışta görülenler.

Muhakkik müfessirler, başka ayetlerden de aynı hakikate işaretler çıkarmışlar.

Şimdi insan durup düşünüyor.

Kur’an konuşuyor.

Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm konuşuyor.

Sahabe konuşuyor.

Taberî konuşuyor.

Kurtubî konuşuyor.

Fahreddin Râzî konuşuyor.

Beydâvî konuşuyor.

İbn Kesîr konuşuyor.

Hasan-ı Basrî konuşuyor.

Katâde konuşuyor.

Mücahid konuşuyor.

İkrime konuşuyor.

İbn Abbas konuşuyor.

Ebû Hüreyre konuşuyor.

Abdullah b. Mes’ûd konuşuyor.

Peki susan kim?

Daha doğrusu…

Yanılan kim?

On dört asırdır Kur’an’ın başında ömür tüketen bu insanlar mı?

Yoksa birkaç dakikalık videolarla hüküm verenler mi?

İşte bu yazı dizisi boyunca…

Kabir hayatını değil…

Önce bu sorunun cevabını arayacağız.

Çünkü mesele kabir değildir.

Mesele, Kur’an’ın konuştuğu yerde kimin sustuğudur.

Selam ve dua ile

Fiemanillah