Kur’an meallerine cahiliye Araplarının örfü sızmış!

Abone Ol

Dikkatleri biraz da meallere çekmek istiyorum.

Zihinlerde bulunsun diye yazıyor, şimdilik, teğet geçiyorum.

Cahiliye Araplarında bir kız çocuğu regli olur olmaz evlendirilirdi ve iki yaşındaki çocuğa nikâh kıyılırdı. Vicdan dışı savunma ise, “Çocuk dokuz yaşına geldiğinde, düğün yapılmaz, nikâhlısını istemezse o nikâh iptal edilir.”

İslâm’ın gelişiyle evlilik yaşında sınırın yükseltilmesi yani, “Evlilik döneminin rüşte erince.” Olması, (Nisa Suresi Ayet 6) devrim niteliğinde duruma el koydu.

Bugünün meallerinde ayeti hiçe sayıp hâlâ cahiliye âdetinin konu edilmesi akılla, mantıkla izah edilecek bir vahşet değildir.

“Bir kız çocuğu, akıl baliğ olunca evlendirilir.” şeklindeki inanç rüşte ermekle hiç ilgisi olmayan bir inançtır. Akıl baliğ -regli olmak- ile rüşte ermek karıştırılarak üç mezhebe de “Çocuklarla nikâh olur.” inancını, mezhep imamlarından sonra sokuşturmuşlardır.

Meallerin çoğu hatalıdır. Rüşte ermek, bilgi ve kişisel olgunlukla ilgilidir. Kimi on yedisinde rüşte erer kimi yirmi beşinde eremez. Rüşte ermek; aileyi çekip çevirmek, parayı kullanmasını bilme vb. olgunluğunda olma halidir.

Bu konular ve yüzlercesi Araplar’ın cahiliye örfünden kalma olduğu çok açıktır.  Bu yanlışları söyleyenlere karşılık, “Âlimlerin hatasını görmek için o âlimin seviyesinde olmak gerekir.” diyorlar. Hayır öyle bir şey yok. Bazı hataları havas hatta cahil bile görebilir. Bir tefsirde, “Kadını dövmenin şu kadar fazileti var.” deniyor, bu hatayı görmek için Şanı Yüce Allah’ı tanımak yeterlidir.

Kur’an çevirilerinde Arap örfünün kalıntılarından kurtulmayan bazı Kur’an müfessirleri, gerçekten kendilerinde devrim yapmaları gerekiyor.

Bazı ayetlerin çevirisi adeta, “Okuyanlar ateist veya deist olsunlar.” için yapılmış gibi.

* *

* Bir saat adaletle hükmetmek, bir yıl nafile ibadetten daha hayırlıdır. Hadisi Şerif.

* Dünürler arası tartışmada, neden herkes kendi tarafını tutar? Adalet olmadığından. AÇ

* Adaletsiz İslâm devleti yıkılır, adaletli küfür devleti yıkılmayabilir. La edri.

Azıtmış müşriklere

SAPIK ŞEYHLER UMUT OLUYOR

İslâm düşmanlarının, sadece İslami kesimin hatalarından besleniyor olması, beni bu konuya parmak basmaya yöneltti.

İslâm düşmanlarının tek beslendikleri yer, iftira ve İslam sanılan alanlarda meydana gelen dindarların, özellikle şeyhlerin hatalarıdır. Fikir üretemedikleri için tek beslendikleri yerdir; iftira ve hatalardan nemalanmak.

İslam’da cinsel tacize izin olmamasına rağmen, cinsel tacizleri İslâm’a mâl ediyor, habire saldırıyorlar. Hâlbuki çocuklara cinsel taciz videolarını çekenler ve yayanlar kendi sahalarından kişilerdir.

Biri İslâm düşmanları, diğeri tarikata karşı olanlar… Her iki taraf da sapık şeyh çıkınca bayram ediyor. Böyle olunca tarikat biter sanıyorlar.

Din düşmanları da din biter sanıyor. İki taraf da yanılıyor. Bir sapık şeyh veya herhangi bir Müslüman görüntüsünde olan biri, cinsel istismar sapıklığı yapınca hiçbir kefere, “Tarikat böyle olur.” demeyecek ki, “İşte İslam bu.” diyecek… “İslam’da hiçbir sapıklığa izin yok.” desek de onlar bildiklerini okuyacak…

Kendi sapıklıklarını gizleyenler, İslami sahadaki sapıklarla nemalanacaklar hep. “Şeyhler hatalı” diyorsak, onlara yanlışlarını nasslarla anlatmalıyız.

Bir veya on şeyh sapık olsa da bütün şeyhleri aynı görmek adil olmaz çünkü, adam şirk içindedir ama namusludur.

Sapık her ırkta her inançta vardır. Kendimize adil bakışlı olmayı öğretmeliyiz. Demem o ki, bir sapık şeyh daha çıktı, adalette döküldüğümüzü gördüm yine.

**

* Adaletin olmadığı yerde kötüler haklı görünür. Anonim

* Kılıcın yapamadığını adalet yapar. Kanuni Sultan Süleyman

* İyi insan olmak kolaydır, zor olan adil insan olabilmektir. Victor Hugo

Devletin dikkatine:

GİZLİ BİR TEHLİKE DAHA VAR!

Vatandaş, ülkesinde olup bitenleri görebildiği kadar takip edip, bildirmeli. Merkezi yurtdışında olan bazı firmalar yüksek meblağlar ödeyerek yerli firmaları satın alıyorlarmış…

Ürünün adı yine aynı kalıyormuş. Çok sinsice yapılan bir planın parçası mı acaba bu? Acilen yabancılara fabrika satmak ya yasak edilmeli ya da kontrol altına alınmalıdır. Özellikle yiyecek içecekler kısmında… Buğdaya katkı maddesi koyup, milletimizi hastalıklı yaptılar. (kısırlık, obez vb.) Bu sefer daha kötü bir şey yapmayacaklarının garantisi ne?

Onlar biliyorlar, bizim ürünlerimize neler yaptıklarını, o yüzden bizim ürünlerimizden yemiyorlar. Tohumlarımızı bozanlardan bahsediyorum.

Bir ilimize giderken bir otelin kapısında yığınla yiyecekler gördüm. Baktım çoğunluğu İslâm düşmanı olan bir ırkın ülkesinden gelmiş yiyecekler? Yanımdakilerine sordum: “Arkadaşlar burada domates biber yok mu, neden yiyecekler o ülkeden geliyor?” Aldığım cevap ürkütücüydü: “Onlar bizim ülkemizden bir şey yemez ve giymezler. Gençleri de aynı. Ancak, kendi kontrollerinde olan yerlerden yerler giyerler. Fakat bizim insanlarımız öyle değil…” Pes! Bu kadarını bilmiyordum.

Bizim gençlerimize gitti aklım. İslâm düşmanlarının markalarını giyiyor ve kolalarını içiyor. Onları besliyor ve büyütüyorlar. Temizlik ürünlerine, makyaj malzemelerine ülkemizden giden döviz zaten hesap bile edilemez!

Ne acı ki, kompleksli olan gençlerimizde neredeyse Türk malı yiyen ve giyen yok. Dikiş dikilen (veya başka iş) fabrikaları atölyeleri Batı’dan birileri gelip denetliyorlarmış.

İşçilere maaşlarını, açık kıyafet giyenlere patronların karışıp karışmadıklarını, inançlı veya inançsızlıklarına -özellikle inançsızlıklarına- müdahale olup olmadığını soruyorlarmış, onlara ne?.. Biz onların ülkesinden mal alıyoruz, diye firmalarına gidip işçilerine bir cümle sorabilir miyiz? Soramayız, onlar nasıl soruyorlar? Eğer bu işte bir art niyet yoksa, inanç konularını neden soruyorlar, onlara ne? Sorarlarmış, çünkü o fabrikaya iş yaptırıyorlarmış, bir müddet sonra da yüksek fiyatla fabrikayı alıyorlarmış.

Yani, sinsice bir altyapı çalışması var gibi. Bizim gücümüz, ancak, gördüklerini söylemeye yeter!

**

* İlahi adalette zaman aşımı yoktur. Bir gün mutlaka tecelli edecektir. Anonim.

* Cömert olmadan önce adaletli ol. Japon atasözü.

*Adaletsiz toplum, tam adaletli yönetim oluşturamaz. Çemi