Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na (ŞİT) dair ifade ettiği şu cümle, küresel güç dengelerindeki kırılmayı ve önümüzdeki dönemin jeopolitik şifrelerini adeta tek bir fotoğrafta topluyor:
«"Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu aynı zeminde buluşturan Teşkilatı, Birleşmiş Milletlerin destekleyicisi ve tamamlayıcı bir unsuru olarak görüyoruz."»
Bu, öylesine söylenmiş diplomatik bir temenni yahut retorik bir beyan değildir. Aksine, rakamlara, somut coğrafi gerçekliğe ve tarihin akışına dayanan; son derece isabetli, sarsıcı ve kutlanması gereken bir tespittir.
Doğu’nun Ağır basan Sıkleti ve Tek Kutup İllüzyonu
Dünya, uzun yıllar boyunca tek bir merkezin dayattığı hukuki ve siyasi kalıpların içerisine sıkıştırılmaya çalışıldı. Ancak küresel sistemin ve milletlerin idaresinde tek kutuplu ezberler artık dikiş tutmuyor. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası mekanizmalar bugün küresel krizleri çözmekte tıkandığı, kararlarının yetersiz kaldığı net bir vakıadır.
İşte tam bu noktada, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını ve 35 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik büyüklüğü temsil eden bir yapıyı görmezden gelmek, küresel siyasetin gerçeklerinden kopmaktır. Asya-Pasifik ile Orta Doğu’yu aynı stratejik paydada buluşturan ŞİT, son çeyrek asırda güç dengelerinin Doğu’ya kaydığının ve çok kutuplu yeni düzenin mütemmim bir cüzü haline geldiğinin en açık delilidir.
Stratejik Akıl ve Denge Diplomasisi
Sayın Erdoğan’ın tespitindeki asıl incelik ve stratejik derinlik ise Teşkilatı, Birleşmiş Milletler’e bir alternatif veya rakip olarak değil; "destekleyici ve tamamlayıcı bir unsur" olarak konumlandırmasıdır. Bu yaklaşım, çatışmacı değil, uluslararası hukukun ve düzenin işleyişini tazeleyen, boşlukları dolduran kuşatıcı bir devlet aklının tezahürüdür.
Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında sadece coğrafi bir köprü değil, yeni kurulan küresel mimarinin kurucu ve dengeleyici bir aktörü olduğunu gösteren bu vizyoner yaklaşımı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yürekten tebrik ile takdir ediyorum. Çok kutuplu dünyanın kaçınılmazlığını kavrayan ve milletlerarası siyasette bunu cesaretle dile getiren bu hakikatçi bakış, gelecek dönemin de yönünü tayin edecektir.