Kutlu kıyamlar neler getirir

Abone Ol

Biz var ya biz çok kederliyiz…

Türkiyeli Müslümanlar olarak başı dik yüreği incinmişleriz…

Biz bir asırdır savaşın dibinde, kuyuların dibinde acılar içindeyiz…

Biz Yakup peygamberin anlayacağı acıların sahipleriyiz…

Biz Musa peygambere kötülük yapmışların, kötülükleri ile karşı karşıyayız…

Biz nankörlerin isyankârlıklarıyla boğuşmaktayız…

Biz Kudüs’ün canını yakan, Hz. İsa nebiye yaka silkeleten azgınlık içindeki o kötülerin kötülükleri ile savaştayız…

Biz sultan Abdülhamit ile yetim kalmış, ıssız bırakılmış, sürgüne yollanmışlarız…

Biz hep var olma mücadelesi ile sınanlarız…

Biz sağanak sağanak yağan hüzünlerin çocuklarıyız…

Biz dört yanı yetimlerle dolan, garipliğe teslim olmanın kederi içinde yaşayan ümmetiz…

Biz Bosnalı Müslümanlar’ın nasıl soykırıma uğradığını görerek büyüdük…

Sultanahmet Meydanı’nın dili olsa söylese o dökülen gözyaşlarını…

Bir deri bir kemik kalmış kamplardaki o gencecik fidanların BM gözetimi altında nasıl insafsızca kurşuna dizilişini…

Biz öyle çok yaralı bir ümmetiz ki iki asırdır yakıyorlar acılar ile canımızı…

İnsafsızlara karşı soylu bir kıyam başlatmadığımız için eziyorlar topraklarımızda canlarımızı…

Yetimlerden bir dünya yaptılar bizlerin gözleri önünde biz sustuk…

Hz. Hüseyin ve ehli beyt ağıtları dökerken…

Ümmetin her evi Kerbela’ya dönmüştü…

Ölmüyorduk belki, toprağa da düşmüyordu bedenlerimiz…

Lakin ölüden farksızdı artık kalplerimiz…

Bir enkaza dönüşür gibi kırıktı kolumuz kanadımız…

Keşmir’de ölüyorduk Allah’ın kurtarmasını bekliyorduk…

İki milyar ne işe yarayacaksa, her şeyi Hz. Allah’ın yapmasını bekliyorduk…

Afrika’da, Afganistan’da…

Gazze’de ölüyorduk toplu kıyımlar ile biz yine kurtarıcı bekliyorduk…

Kalkıp Ömer olmak aklımıza gelmiyordu?

Bu millete asırlarca ümmete baş olmayı nasip etmiş Allah…

Ancak başlık gidince, gücümüz yitince…

Zalim galebe çalmış beldelerimizde…

Ölüyorduk her saniye, her acı haberde…

Bosna’nın acısı daha taze iken içimizde…

Şey Ahmet Yasin’in vedası ürpertirken secdelerimizi…

Hasan El Benna’nın kardeşleri bir bir yok edilirken…

Muhammed Mursi acıları taşıyorduk Rabia Meydanı’nda sessizce biz…

Psikolojilerimiz ağır hasarlıydı, öyle olsun istiyordu vahşi Batı katil kraliçe…

Öyle istiyordu Vatikan’ın planları…

Nuri Pakdil’in kalbine yurt kurmuş Kudüs, bin ömürlük ağrı olup yağıyordu üstümüze…

Yine de kendine gelmeyen bir ümmet duruyordu önümüzde…

Biz kalbinin tam ortasına beş yüz milyon yetim bırakılan ümmetiz işte…

Biz bir asırdır bitirilmek istenen Müslümanlarız işte…

Ezanın okunduğu her yere kin duydular…

Ayasofya’yı hiç akıllarından çıkarmadılar…

Bir ve beraber ümmet olmaktan başka hiçbir çaremiz yok bizim…

Kardeş olmaktan başka çıkar yolumuz yok bizim…

İki milyar ümmetin bizi eziyorlar deme lüksü yok artık…

İslam hürriyettir…

İslam adalet…

İslam merhamettir…

İslam şeref…

İslam’ın hâkim olması ile kurtulacak olan insanlığa, çok büyük bir sözümüz var bizim…

Aksi takdirde biz kendi hakkımızda ki hükmümüzü değiştirmeden, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir…