Liderlik, herkesin omuzlayabileceği sıradan bir yük değildir; bilakis sahibini arayan ağır bir emanettir.
Sakin sularda her dümenci kaptan görünür, asıl mesele fırtınanın koptuğu andır.
Kriz anları, insanın gerçek kumaşını ortaya çıkaran bir mihenk taşı gibidir; o ana kadar gizlenen ne varsa, o ana kadar parlatılan ne varsa, dökülür gider.
Makama layık olmayanlar, o boşluğu algı ve imajla kapatmaya çalışır; vakar yerine cilayı, hakikat yerine süslü cümleleri tercih ederler.
Lakin öyle bir eşik gelir ki, ne imaj ne algı dayanır; maskeler birer birer iner ve içeride saklanan asıl yüz, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.
İşte o an, insanı tarttığımız asıl terazidir.
Bir insanı değerlendirirken göründüğü vitrine değil, kriz anındaki duruşuna bakmak gerekir; çünkü renkler en çok da basıncın yükseldiği yerde ele verir kendini.
Sözün gümbürtüsü değil, sorumluluğun ağırlığı altındaki dik duruş gösterir liderin kim olduğunu.
Kadim bir düstur vardır; iş, ehline verilirse bereket olur, ehil olmayana teslim edilirse keşmekeş kapıyı çalar.
Peygamber Efendimiz de (s.a.v.), emanetin ehline verilmediği zamanı kıyametin alametlerinden saymıştır.
Modern zaman, liderliği bir koltuk meselesine indirgemiş; oysa liderlik koltuğun değil, kalbin ve karakterin meselesidir.
Pazarlama dili, sosyal medya parlaklığı ve imaj mühendisliği, çağımızın sahte liderler ürettiği üç büyük fabrikadır.
Bu fabrikalardan çıkanlar rüzgar estiğinde bunu belki göze alır, fakat fırtına koptuğunda en önce onlar savrulur.
Hakiki lider ise sorumluluğu topyekûn üstlenebilen, hata anında parmağını ekip arkadaşına değil kendi göğsüne çeviren insandır.
Başarıyı tek başına sahiplenmez; onu paylaştıkça çoğalan bir nimet olarak görür ve beraber yürüdüklerine bir vefa borcu bilir.
Anadolu irfanı bu meseleyi tek bir cümleyle özetlemiştir; baş olmak hizmet etmektir, hizmet edemeyene baş denmez.
Lider ruhlu insan, kendisini değil davayı, koltuğunu değil emaneti, imajını değil hakikati önceler.
Onun zırhı tevazudur, pusulası adalettir, yelkeni ise istişareyle dolan o sakin rüzgardır.
Bugün dünyanın en çok muhtaç olduğu şey ne para, ne teknoloji, ne de stratejidir; lider ruhlu insanların yokluğudur asıl muamma.
Çünkü kumaşı sağlam bir tek lider, çürümüş bin koltuğa bedeldir.