Maalesef varsınız

Abone Ol

Ermenistan’ın Azerbaycan köylerine saldırıp, Türk köylüsünü katlettiği saatlerde Türk televizyonuna demeç veren kişi “Maalesef Türkiye, Azerbaycan Ordusuna silah desteği sağlıyor” dedi. Teessüfle başlayan sözlerini, Türkiye’ye iftira ederek sürdüren kişi “Ermenilerle savaşmak için Suriye’den cihatçı getiriyorlar” diyerek tamamladı.

Hayır. Bu kişi, ne Ermeni bir gazeteciydi, ne de Suriye’de Mehmetçiğe karşı savaşması için PKK saflarına çapulcu sürüsü gönderen Ermenistan Savunma Bakanıydı. Bu kişi CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatındaki Ünal Çeviköz‘den başkası değil. Üç yıl Türkiye’nin Azerbaycan’daki büyükelçiliği görevinde bulunmuş birisinden bu sözleri duymak, dünyanın herhangi bir ülkesi için şaşırtıcı olabilir. Maalesef bizim için şaşırtıcı değil.

ERMENİLER’İN VEFALI DOSTLARI VAR

Ermeni saldırganlığına karşı 30 yıldır mücadele eden ve topraklarının yüzde 20’si işgal altında olan Azerbaycan’a, Türkiye’nin destek vermesinden rahatsızlık duyan bir anlayış bugün CHP’nin Dış İlişkilerini yönetiyor. Bu durum maalesef Ermeni saldırganlığından bile daha acı.

CHP’nin, Suriye’de halkın mezhepçi azınlık diktatörlüğüne karşı verdiği direnişi karalamasını Esed rejimiyle olan ideolojik yakınlığına bağlıyorduk. Ülkemize sığınan muhacir kardeşlerimize olan düşmanlığını ise geleneksel Arap düşmanlığıyla izah etmiştik. Ya Azerbaycan Türkünün vatan mücadelesine olan bu düşmanlığı neyle izah edeceğiz? Nerede kaldı Türk milliyetçiliği?

Parti yöneticilerinin HDP ile ittifakları zedelenecek korkusuyla, utana sıkıla yaptıkları “Azerbaycan’a destek” açıklamaları bu kiri örtmeye yeter mi?

Demek ki mesele ne Türklük, ne milliyetçilik, ne de laiklik kaygılarıymış. Mesele her durum ve şartta Batı’nın ajandasına ne kadar uyum gösterildiğiymiş. Bu konuda ne kadar başarılı olduklarını anlamak için, ordumuzun Irak, Suriye ve Libya’daki operasyonlarına karşı takındıkları tutuma bakmak yeterli.

Oysaki 1944’te ülkemize sığınan 146 Azerbaycan Türkünü Ruslara teslim edip, kurşuna dizilmelerini sağlayan CHP’nin, alnındaki bu kara lekeyi temizlemek için elinde bir fırsatı vardı. Çeviköz‘ün Ermeni tezlerini dillendiren kara sözlerinden sonra bu umut da yok oldu.

Tüm bu durumdan sonra “Maalesef ki varsınız” demekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden.

CİHATÇI YOK AMA ERMENİ TERÖRİST VAR

Boraltan‘ın kanlı mirasını sırtında taşıyan CHP’linin dedikleri keşke doğru olsaydı. Keşke Anadolu’ya gelmeden yüz yıl önce yerleştiğimiz Halep’in Türkmen yiğitleri, bin yıldır nöbet tuttukları bu coğrafyada kanlı zalimlere galebe çalıp, ardından Karabağ’ın imdadına koşabilselerdi. Vatanına sevdalı biri böylesi bir ihtimalden nefretle mi bahseder, yoksa yaralı kalplere sevinç gözyaşlarıyla müjdeler mi?

Oysaki tersi doğru. Üstelik Ermenistan bunu asla gizlemedi. Ermenistan, Esed rejiminin desteğiyle Türkmen köylerinde katliam yapması için PKK-PYD’nin içinde bir Ermeni taburu oluşturdu. Öyle ki, çatışmalarda ölen Ermeni çapulcularına Ermenistan’da devlet töreni yapılıyor.

Örgütün başında Yozgat doğumlu MLKP’li terörist Nubar Ozanyan (Orhan Bakırcıyan) bulunuyordu. 2017’de öldürülünce, PKK’nın bu yapılanmasına ismi verildi. Türkiye’de faaliyet gösteren ve HDP’nin bileşenlerinden Ermeni örgütü Nor Zartonk‘tan THKP-C’ye kadar pek çok sol terör örgütü Ozanyan Taburu adını alan bu örgütle dayanışma mesajı yayınladı. Bu Ermeni teröristler şu anda Suriye’den gelip Karabağ Savaşı‘na iştirak ediyorlar. Hatta bir kısmı çatışmalarda öldürüldüler.

Ermeniler, Osmanlı’nın son günlerinde Anadolu’nun kuzeyinde Ruslar’ın, güneyinde ise Fransızlar’ın destek ve kışkırtmasıyla Kürt ve Türk köylerinde katliama girişmişlerdi. Yaptıklarının bedelini 1915’te sürülmekle ödediler.

Şimdi yine başta Rusya olmak üzere Batılı efendilerinden aldıkları cesaretle boyundan büyük işlere kalkışıyorlar. Bunun sonunda Erivan‘ı da kaybedebilirler. Biz ise anısına ikinci bir Revan Köşkü yapabiliriz. Fakat bu defa Topkapı Sarayı’na değil, Beştepe’deki külliyenin bahçesine.