Macron’un Haçlı Seferi

Abone Ol

Skolastik düşüncenin merkezi olan Kilise’ye karşı başkaldırının ve laikliğin kutsal şövalyesi durumundaki Fransa’nın Macron önderliğinde İslam’a savaş açması tuhaf görülebilir. Çünkü, din dışı modern Avrupa’nın düşünsel mimarı bir ülkeden, Haçlı bayrağına sancaktarlık etmesi beklenmezdi.

Macron’un provokatif tutumu, sekülerizm, bağnazlık karşıtı mücadele, insan hakları ve demokrasi kavramlarının merkezindeki Fransa’nın, gerçekte nasıl bir zihin yapısına sahip olduğunu ortaya serdi. Asırlar boyu din ve mezhep savaşlarıyla boğuşan dünyaya adeta kurtuluş reçetesi gibi pazarlanan bu kavramların, gerçekte adı değişse de varlığı hiç değişmeyen Haçlı Seferlerinin gizli birer argümanı olduğunu da gördük.

HAÇLI SAVAŞINI FRANSIZLAR BAŞLATMIŞTI

Fransa’nın 1789’dan sonra ortaya koyduğu tüm pratik, işgaller ve sömürge savaşları olmasına rağmen, daima modern dünyanın bu süslü kavramlarıyla kendini temize çıkarmaya çalıştı. Oysaki bugün, kendi tarihi mirasından aldığı saldırganlığı örtme ihtiyacını hissetmiyor. Hz. Muhammed’e (sas) hakaret içeren karikatürleri devlet binalarına astırması bunun küçük bir dışavurumu sadece.

Yüz binlerce insanın hayatına mal olan Haçlı Seferlerinin mimarı Fransa‘dır. 12. yüzyılda başlayıp iki asır boyunca süren bu kirli saldırıların fitilini ateşleyen Papa Urbanus, bir Fransız’dı. 27 Kasım 1095’te, Fransa’nın Clermont-Ferrand şehrinde geniş katılımlı bir kilise toplantısında, binlerce insanın önünde yaptığı konuşmada Türklere lanetler okumuş ve Hıristiyanları Türklere karşı savaşmaya çağırmıştı. Ordunun manevi lideri Pierre l’Ermite bir Fransızdı. Papa’nın çağrısına kulak verip ordunun başına geçen ilk komutan olan Godefroy de Bouillon da bir Fransız’dı.

HEDEFLERİNDE DAİMA TÜRKLER OLDU

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada “Müslümanlara saldırılıyorlarsa bilin ki hedef Türklerdir” diye boşuna demedi. Çünkü, tarihte de Haçlı saldırılarının hedefinde daima Türkler vardı. Avrupa barbarlığına direnen komutanlara bakalım: Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan ve I. Rüknedin Mesud, Danişmend Ahmet Gazi, Memluk Sultanı Baybars, Halep Atabeyi Nurettin Mahmut Zengi ve ona hayatı boyunca bağlı kalan Kürt asıllı Tıkritli Selahattin Eyyubi.

Avrupa’da yükselen İslam düşmanlığının öncülerinden Hollandalı provokatör siyasetçi Geert Wilders‘in Cumhurbaşkanımızı hedefe koyması da tesadüf değil. Çünkü, Türkiye tarih boyu barbarlığa karşı koyan merkez güç oldu.

SUUD, BAE VE TÜRKİYE’NİN SEKÜLERLERİ AYNI SAFTA

Şimdi bazıları Arabistan yarımadasındaki türedi devletçiklerin Suud’un, Birleşik Arap Emirlikleri’nin neredeyse İslam’a yönelik bu saldırıların yanında yer almasına anlam veremiyor. Oysaki bu yapılar, asırlar boyu, Suriye, Lübnan, Cezayir, Filistin, Libya gibi diğer Arap halklarının aksine Haçlı zulmüne hiç muhatap olmadılar. Bu topraklar daima saldırılardan korundu. Arap Yarımadasının tarihi belleğinde “öteki” Türkler olmuştur, tıpkı şimdi olduğu gibi. Oysa bizim “ötekimiz” daima Avrupalı barbarlar oldu.

Önce İngiliz sonra Hint zulmüne maruz kalan Pakistan, İtalyan işgaline uğrayan Libya ya da Fransız vahşetine yakından tanık olan Cezayir, Macron’un taşıdığı Haçlı bayrağının manası gayet iyi idrak ediyor.

Bu lanetli saldırıların anlamını idrak edemeyenler, İngiliz ajanı Lawrence’ın himmetiyle çadırdan kurulu bir devlete kavuşanlar ile topraklarımızda iki yüzyıldır Batılıların zihin ifsadına uğramış tasmalı köleler.