Maduro üzerinden Erdoğan düşmanlığı

Abone Ol

ABD Başkanı Trump, Savunma Bakanlığı’nın adını Savaş Bakanlığı olarak değiştirdiğinde dünya için neler düşündüğünün mesajını da vermişti.

Biz zaten adı Savunma Bakanlığı da olsa ABD’nin her yıl dünyanın dört bir yanında kurduğu terör örgütleriyle çıkardığı iç savaşları, büyükelçilerinin itiraflarıyla yaptığı yüzlerce darbe ve darbe girişimini zaten biliyorduk.

2026 yılında 925 milyar dolarlık Savunma Bakanlığı bütçesinin de sadece asker maaşlarını ödemek için ayrılmış bir rakam olmadığını tüm dünya biliyordu. ABD’nin bu bütçeyi terör devleti İsrail’in yaptığı soykırım ve katliamları, Libya, Sudan, Somali ve Yemen gibi ülkelerdeki iç savaşları, Suriye ve bazı Afrika ülkelerindeki terör örgütlerini gizli/açık finanse etmek için kullandığını da biliyoruz.

İkinci kez başkan seçildiğinde Kanada, Meksika, Grönland ve Venezuela ile ilgili bu devletlerin ve coğrafyaların bağımsızlıklarını ve egemenliklerini hedef alan saldırgan ve işgal etme isteğini açıkça dile getiren Trump, diğer taraftan dünya ile dalga geçer gibi; “Sekiz savaşı bitirdim. En çok savaşı bitiren lider benim. Nobel ödülünü en çok hak eden benim.” diyebiliyordu.

Dünya kamuoyu gibi Nobel Ödül Komitesi de Trump’ın bu sözlerine kanmadı ve Nobel Barış Ödülü Venezuelalı Maduro muhalifi, ABD işbirlikçisi, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı destekleyen siyasetçi Maria Corina Machado’ya verildi.

2025’i İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı desteklemekle uğurlayan Trump, sağlanan ateşkesten sonra 2026’ya yeni bir cephe açarak girdi.

Trump, aylardır sürdürdüğü Venezuela tehditlerine yeni yılın ilk günlerinde Devlet Başkanı Maduro ve eşini evinden kaçırarak nokta koydu. Buraya kadar her şey dünyanın sorunu ve gündemi. Trump’ın bir devlet başkanını kaçırması, BM’nin, demokrasi ve insan hakları havarisi batılı ülkelerin sorunu. ABD’nin bu haydutluğunun bir iç politika yazarı olarak Türkiye boyutu beni ilgilendiriyor.

Cumhurbaşkanımız da AK Parti sözcüsü de uluslararası hukuka uyulması ve Venezuela halkının iradesine saygı gösterilmesi çağrısı yaparak ilk tepki gösteren ülkelerden oldu.

ABD’nin yaptığı haydutlukla ilgili malum ana muhalefet partisi lideri de bir açıklama yaptı. Ancak Özgür Özel, ABD’nin hukuk tanımazlığını ve Trump’ın haydutluğunu değil Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan, hedef gösteren “aşağılık” ve “alçakça” bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını ve tepkisini görmezden gelen Özel’in; “Demokrasiyi savunmak gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.” diyerek konuyu getirip iç siyaset malzemesi yaptı.

ABD’nin hukuk tanımaz operasyonlarını, Trump’ın haydutça işlerini eleştirmek yerine konuyu getirip Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlamak nasıl bir kin, nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Trump’ın 3 Ocak 2026’da Venezuela’da yaptığı darbe üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldıran CHP Genel Başkanı Özel’in, o dönem genel başkanı olan Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz 2016’da ABD/FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapmak istediği darbeyi televizyon karşısında kahvesini yudumlayarak izlemişti. Erdoğan ve halkımız ABD/FETÖ darbesini bertaraf ettikten sonra genel başkanı Kılıçdaroğlu ve CHP grup başkan vekili olarak Özel yıllarca “utanmadan” bu darbe girişimine “tiyatro” dediler.

Maduro üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldıran ve Trump’a hedef gösteren, Venezuela üzerinden Türkiye’nin egemenlik ve bağımsızlığını emperyalist ABD ve Batılı ülkelere peşkeş çekmek isteyen Özel’in içine düştüğü zilleti kelimeler anlatmaya yetmez. Özel’in Erdoğan’a karşı kullandığı dil, dışarıdaki Türkiye ve Erdoğan düşmanlarının dilinden daha tehlikeli ve daha zehirlidir.

Özel’e son sözü şehid Seyyid Kutup söylesin; “Batılılardan nefret ediyorum, ama daha çok Amerika’nın vicdanına sığınan Müslümanlardan nefret ediyorum.”