Mavimarmara ile imtihanımız

Abone Ol

Mavimarmara…

Yeryüzünde bozgunculuk yapan, kan döken, fitne ve fesatın kaynağı işgalci, Siyonist terör şebekesi İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarına uyguladığı insanlık dışı ambargoyu delmek için yola çıkan; yükü insanlığın vicdanı ve ümmetin izzeti olan gemi…

Belki içindeki mamalar Gazze’deki bebeklere ulaşmadı, belki o insanlık vicdanın temsilcisi olan koca yürekli insanlar Filistinli bebeklerin karnını doyurup kendi evlerine, eşlerine, çocuklarına bir daha geri dönemedi ama Mavimarmara hedefine vardı ve tüm dünyaya Siyonizmin insanlık düşmanı olduğunu, İsrail’in bir terör örgütü olduğunu, Filistin halkının mazlum olduğunu, Gazze’de bir insanlık dramı yaşandığını gösterdi/öğretti.

Evet, o koca yürekli insanlar ailelerine dönemedi ama Rablerine alnı açık ve başı dik bir şekilde vardılar. Onlar insan olmanın ve Müslüman olmanın sınavını verdiler; kardeşlerini kendi nefislerine tercih ettiler. Canlarını Allah yolunda, insanlık yolunda verdiler. Zalimin yüzüne zulmünü haykırdılar.

Şüphe yok ki onlar sınavı verdiler; peki ya biz.?

Bizler de [Bizler’den kastım kendini Millet-i İbrahim mensubu gören, gavur uşağı olmayanlardır. Yoksa zaten FETÖ’cü ve muadili gavur uşakları ilk gün saflarını İsrail’den yana ilan ettiler.] belki üç-beş gün önceye kadar bu sınavı verdik/veriyorduk ama son gelişmeler bizden olan bazılarında savrulmaya sebep oldu.

Malumunuz son günlerde Mavimarmara, bu defa da görülen mahkemesiyle gündemde…

Öncelikle belirtmek isterim ki: Devletler arasındaki ilişkiler, nikah ve boşanma akdine tabi değil; menfaat ve mecburiyet esasına tabidir. Bu nedenle, Devletlerin birbiriyle anlaşma yapması beni değil Devletleri ilgilendirir. Bu kapsamda bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail ile, Rusya ile, ABD ile hatta Esed ile de anlaşma yapabilir.

Hem zaten ‘anlaşma’ aralarında sorun olan yani bir nevi ‘düşman’ olanlar arasında yapılır; kardeşler arasında anlaşma yapmaya gerek yoktur çünkü kardeşlik hukuku zaten bellidir.

Türkiye Cumhuriyeti, İsrail ile bir anlaşma yaptıysa zaten bu Türkiye ile İsrail arasında bir sorun/düşmanlık olduğunu gösterir.

Hangi esaslar üzerinde anlaşma yapıldı, neden anlaşma yapılmak zorunda kalındı, ne kazanıldı, ne kaybedildi konusu Devletin bildiği ve Devleti ilgilendiren hususlardır.

Ben devlet değil, bireyim. Müslüman bir birey olarak Devletimin İsrail ile yaptığı anlaşma benim İsrail’e bakış açımı değiştirmez.

Nasıl ki: Efendimizin (sav) Mekke müşrikleri ile imzaladığı anlaşma sahabe efendilerimizin (ra) müşriklere karşı duruşunu değiştirmediyse… Kaldı ki, hepimiz Hudeybiye günü Ebû Cendel’in (ra) hangi şartlarda müşriklere teslim edildiğini biliyoruz.

İsrail: benim topraklarımı, ilk Kıblem ve namusum olan Mescid-i Aksa’yı işgal eden, kardeşimin katildir; benim ezeli ve ebedi düşmanımdır. Devletimiz, İsrail ile anlaşma yaptı diye İsrail bizim dostumuz olmaz.

Devlet, Mavimarmara davasında kendi haklarından vazgeçti diye biz hakkımızdan ve davamızdan vazgeçecek değiliz. Düne kadar Devlet ile birlikte hakkımızı arıyorduk bugünden sonra mecburen Devlet olmadan hakkımızı arayacağız ve davamızı görmeye devam edeceğiz.

Hem zaten Mavimarmara yola çıkarken Devlet adına çıkmamıştı, insanlık vicdanı adına ve Müslümanların izzeti adına yola çıkmıştı.

Özellikle belirtmek isterim ki; hiçbirimizin kendi devletimizi, İsrail’e karşı sıkıntıya sokmaya da niyeti ve hakkı yoktur. Ne hükümetimize çelme takarız ne de gavur uşağı bir güruhun bu mahkeme kararını bahane ederek bizim üzerimizden hükümetimize çelme takmasına, liderimizi Mavimarmaraya ihanet ile suçlamasına müsaade ederiz.

Daha Mavimarmara şehitlerimizin cenazeleri yerdeyken, İsrail’e methiyeler dizen, ‘OTORİTE’ diye vahşetlerine kılıf arayan vatansız, izzetsiz, haysiyetsizlere söyleyeceğimiz tek sözümüz vardır: Hadi ordan; Siyonist uşağı bel’amlar sizi.!

Siz ki İsrail’i otorite kabul eden, ona (Güneydeki Ülke) aşkınızı her fırsatta ikrar eden, IHH’yı terör örgütü diye lanse etmeye çalışan, Erdoğan’ı idama yeltenen Siyonizmin gayri meşru çocuklarısınız.

Kimse bizim davamız/acımız üzerinden bizim (Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan) liderimizi dövemez, buna müsaade etmeyiz; kimse de bizim vicdanımız olan IHH’yı bizim gönlümüzden düşüremez, buna da müsaade etmeyiz.

Bize [yani Devlet İsrail ile anlaşma yaptı diye birey ve Müslüman olduğunu unutup kendini Devlet sanan ve haddini aşıp şehitlerin kemiklerini inciten, neredeyse onları suçlayanlara] diyeceğim ise şudur: Mavimarmara bizim onurumuzdur, davası bizim davamızdır. Şehitleri bizim kardeşimiz, intikamlarını almak bizim görevimiz ve yeminimizdir.

Biz bu davayı Hükümetle veya Hükümetsiz görmeye, Hükümete de çelme takmadan bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.

Davamız: Başkenti Kudüs olan, bağımsız bir Filistin Devletini inşa etmek; Mescid-i Aksa’yı Siyonist postallarından temizlemek; İsrail terör rejimini İslam coğrafyasından söküp cehenneme göndermektir.

Bu hedefe varana kadar bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.!