Star Wars: The Mandalorian and Grogu
Çok bilindik, değil mi! Bu hikayeyi okuyan izleyicinin aklına Kara Murat, Battal Gazi veya Tarkan filmlerinden biri gelecektir. Ama bu hikaye aynı zamanda Star Wars: The Mandalorian and Grogu filminin hikayesi. Nasıl mı?
Dikkatli izleyiciler, karşısındaki senaryonun aslında Kara Murat'ın güncellenmiş ve uzay dekoruyla süslenmiş bir versiyonu olduğunu anlayacaktır. Bu hafta vizyondaki yerini alan film, galaktik zırhların ve mistik güçlerin arkasına sığınarak tam olarak bu klişe formülün etrafında dönüyor. Kurtarılması gereken bir tutsak, korunması gereken bir emanet, alt edilmesi gereken şer odakları ve durmaksızın tekrarlanan, bilindik tek kişilik kahramanlık miti. Star Wars: The Mandalorian and Grogu filminin hikayesi, galaktik imparatorluğun çöküşünün ardından filizlenen Yeni Cumhuriyet döneminde geçiyor. Ödül avcısı Mandalorian ve onun telekinetik yeteneklere sahip küçük dostu Grogu, galaksinin uzak köşelerinde adalet dağıtmaya devam ediyor. Yeni Cumhuriyet’in üst düzey bir yetkilisi tarafından kiralanan Mandalorian, şeytani Hutt kartelinin elinde rehin tutulan yeğenlerini kurtarmak ve İmparatorluk
kalıntılarının geri dönüş planlarına dair istihbarat toplamak üzere tehlikeli bir göreve soyunur. Yol boyunca tanıdık uzay gemileri, garip yaratıklar ve irili ufaklı çatışmalarla örülü, ancak derinlikten yoksun bir hayatta kalma mücadelesi söz konusu.
Star Wars: The Mandalorian and Grogu, sinemaseverler için uzun süredir perdede hasret kalınan 'Star Wars' atmosferini yeniden canlandırmayı hedefliyor. Projenin dümeninde oturan isim ise Disney’in altın yumurtlayan tavuğu Jon Favreau. Daha önce Iron Man serisiyle Marvel Sinematik Evreni’nin temellerini atan, The Lion King gibi popüler kültür ikonlarını modern teknolojiyle yeniden canlandıran Favreau, gişenin dilinden anlayan bir yönetmen. Ancak televizyon ekranında üç sezon boyunca tıkır tıkır işleyen böylesi bir diziyi sinema perdesine taşırken, Favreau'nun o bildik büyük bütçeli, geniş kitleleri hedefleyen ama sinematik risk almaktan kaçınan vizyonunun bu defa biraz tıkandığını hissetmek mümkün.
performanslarıyla filmin en akılda kalıcı ve renkli anlarına imza atıyorlar.
Koskoca Star Wars evreninin, böylesine dar ve derinliksiz bir konsept içine sıkıştırıldığı film, sinematik bir vizyondan ziyade, platform dizisinin birleştirilmiş bir versiyonu gibi kokuyor. Ne bir galaktik direnişin kaderi masada, ne de Jedi öğretisinin mistik felsefi derinliği mevcut. Küçük ölçekli, risk almayan ve adeta bir 'John Wick' klonuna dönüşmüş tetikçi hikayesiyle bir kült hikayeyi harcamak da bir vizyonsuzluk örneği.
Star Wars: The Mandalorian and Grogu, Hollywood’un orijinal fikir üretmek yerine elindeki hazır markaları sömürme iştahının en taze ve ne yazık ki en vasat örneklerinden biri. Yeşilçam’ın kısıtlı imkanlarla yaptığı o samimi Kara Murat aksiyonunu, milyon dolarlık bütçelerle galaksinin öbür ucuna taşımak
sinemayı ileriye götürmüyor. Miğferini hiç çıkarmayan bir kahramanın arkasına saklanan bu yapım, seyirciye tanıdık oyuncaklar sunmaktan fazlasını yapamıyor. İzleyici, sinema salonundan çıktığında aklında Göransson’un güzel tınılarından başka bir şey kalmıyor. Ne yazık ki bu kez "Yol Bu Değil". Sinema perdesi, televizyon dizilerinin uzatılmış finallerinin izleneceği bir yer olmamalı.