MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI

Abone Ol

Daha önceki haftalarda bu köşeden üzerinde önemle durarak bahsettiğimiz Mekke Ortak Savunma Anlaşmasının ilk toplantısı pazartesi günü İstanbul’da yapıldı.

Toplantıya Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan dışişleri bakanları, savunma bakanları ile genelkurmay başkanları katıldı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında olan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ilk toplantısını yapmış oldu.

Ülkemizi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil ederken; Pakistan’ı Dışişleri Bakanı İshak Dar, Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf ile Savunma Kuvvetleri Komutanı Syed Asım Münir ve Suudi Arabistan’ı ise Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Salman ve Genelkurmay Başkanı Fayyadh bin Hamed Al-Ruwaili temsil etmişlerdir.

Alınan en önemli kararların başında ittifakın resmi adının Mekke Savunma İttifakı gelmektedir.

Bölgemizde son yaşananlar da göz önüne alındığında yeni bir güvenlikle işbirliği yapılmasının her geçen gün daha da zorunlu hale geldiği herkesin gördüğü bir gerçeklik olarak durmaktadır.

Ortaya çıkan bu durumda da ülkemizin ve kardeş ülkelerin kendilerini savunma ihtiyaçları ortaya çıkmış sonuçta da bu birliktelik “Mekke Savunma İttifakı” olarak adlandırılmıştır.

İsrail’in son dönemde özellikle Suriye’de giriştiği işlerin ülkemize yönelik olduğunu gerek bölgedeki gerekse de bölge dışındaki tüm ülkeler bilmektedir.

Bu gerçeklikler varken ülkemizin sadece Mekke Savunma İttifakı ile sınırlı kalmayıp çok daha derin boyutlarda stratejik işbirliklerine katılması geleceğimiz adına hayati bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Hayati olan bu zorunluluğun yanında Mekke Savunma İttifakı yeni katılacak olan ülkelerle daha da genişlemeli ve daha da güçlenmelidir.

Karşımıza çıkacak sorunları şimdiden tespit ederek ve sorunların şimdiden farkında olarak geleceğe yönelik projeksiyonlarımızı hiç ama hiç zaman geçirmeden oluşturmalıyız.

Toplantıda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da belirttiği ve özellikle üzerinde durduğu gibi bu ittifak Türkiye’nin dahil olduğu diğer ittifakları ortadan kaldırmayarak aksine ülkemizin katıldığı tüm ittifakların tamamlayıcısı durumundadır.

Hal böyle olduğu için de Türkiye dahil olduğu diğer ittifaklara bu ittifak sayesinde daha da bir güç verecektir.

Örneğin Türkiye’nin dahil olduğu NATO’da Mekke Savunma İttifakı’nda olan ne Suudi Arabistan ne de Pakistan vardır.

Dolayısıyla Türkiye’nin Mekke Savunma İttifakı’nda bulunan ortakları NATO’ya da destek olarak bir tamamlayıcı konumunda bulunacaklardır.

İmzalanan anlaşmada ittifakta bulunan ülkelerden herhangi birisine yapılmış olan bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağı hükmünün son derece önemli olduğunun altını tekrar tekrar çizmek istiyorum.

Ve işte bu hükümden dolayıdır ki Mekke Savunma İttifakı sadece ama sadece bir savunma ittifakıdır.

Bölgedeki ve bölge dışındaki Müslüman ülkeler bilmelidir ki Netenyahu’nun Cumhurbaşkanımıza karşı sarf ettiği sözler yarın çıkar çatışması yaşadığı diğer Müslüman ülke liderlerine de gelecektir.

İslam ülkeleri günü birlik stratejiler değil gelecek 100 yılın stratejileri üzerine politikalar geliştirerek Mekke Savunma İttifakı gibi ittifaklarda yer almalıdırlar.