MELİH GÖKÇEK’İ SAVUNMA YAZISI

Abone Ol

Yazının başlığını okuyunca siz de şaşırdınız değil mi? Ama sizi fazla merakta bırakmadan yazının tam başlığını yazayım. “Bu yazı Melih Gökçek’i savunma yazısı değildir.”

Ama suçlama yazısı hiç değildir!..

Savcı değilim suçlayayım, avukat değilim savunayım. Savunma değil, suçlama değil, nedir o zaman bu yazının amacı? Yazının devamında bu sorunun cevabını bulacaksınız.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma çerçevesinde eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla ifade vermeye çağrıldı. Gökçek, Başsavcı’nın çağrısına uyarak ailesinin Almanya’da kurduğu bir şirket üzerinden gayrimenkul yatırımları yaptığı ve yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında ifade verdi.

İşin hukuki tarafında benden bu kadar. Bundan sonraki hukuki taraf Diriliş Postasında eski Savcı Mehmet Demir ve Avukat Sinan Civriz beyin uzmanlık alanları. Hukuki gündemlerde beni ilgilendiren taraf konunun siyasi boyutu. Gökçek’le ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendisini ifadeye çağırmasının da hukuki tarafı değil siyasi tarafı beni ilgilendiriyor.

Nedir o siyasi taraf? Burada iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum…

Birincisi Eski CHP’li, yeni Yeni Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında süren milyarlarca liralık, rüşvet, yolsuzluk ve irtikap davası…

İkincisi 27 Mart 1994’den 28 Ekim 2017’ye kadar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturma…

CHP ve Yeni Parti sadece İmamoğlu’nu değil, yolsuzluk, rüşvet ve irtikap suçlamasıyla tutuklu veya tutuksuz yargılanan onlarca eski CHP’li ve Yeni Partili belediye başkanını medyada destekleyen açıklamalar yapıyor, duruşma salonlarında destekliyor ve savunuyorlar.

CHP ve Yeni Parti’nin yaptıklarını buraya bırakıyorum…

Gelelim asıl konumuza.

Melih Gökçek, Refah Partisi ve AK Parti çatısı altında 24 yıl Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Hem Refah Partisi’nde hem de AK Parti’de yan yana en önde birlikte siyaset yaptığı isimlerden biri de eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’tı.

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra ne olduysa bu iki ismin arası açıldı ve birbirleri suçlayan, eleştiren sert açıklamalar yaptılar. Gökçek ifadeye çağrılınca gözler yeniden Arınç’a çevrildi. Arınç ne yaptı ne mi dedi?

AK Parti ve Erdoğan’a saldırmak için fırsat kollayan medyaya konuşan Arınç; “Savcı ‘Buyurun, tanık sıfatıyla size şunları soracağız.’ derse koşa koşa giderim…Ama bana sordukları şeyler mutlaka 2015 öncesine ait şeyler olmalı. Yoksa bu olaylar yeni, üzerine bir şey söylemem, bir şey de bilmiyorum…Bizzat gördüğüm şeyleri anlatırım...”

Melih Gökçek, 1994’de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi ve Refah Partisi muhalefetteydi. Refah Partisi 28 Haziran 1996’da iktidara geldikten 8 ay sonra 1997’de 28 Şubat darbesini yaşadı. Gökçek, 2017’ye kadar da AK Parti’den belediye başkanlığı yaptı.

Arınç bu süreçte hem Refah Partisi’nde hem de AK Parti’de en üst düzey görevlerde bulundu. Genel Başkan Yardımcılığı, Bakanlık, Başbakan Yardımcılığı, TBMM Başkanlığı yaptı. Partide ve devlet yönetiminde her zaman Gökçek’in üstü konumundaydı.

Şimdi asıl soru şu…

Madem Arınç’ın “koşa koşa gitmek” istediği savcılara anlatacağı şeyler Gökçek hakkında suç teşkil ediyor, neden 1994’den 2026’ya kadar bekledi? Ve neden davet bekliyor?

Şimdi yeniden işin siyasi tarafına dönelim…

Bir tarafta İmamoğlu, CHP’li, Yeni Partili bazı belediye başkanlarının yaptıkları iddia edilen milyarlarca liralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarına karşı parti yönetimi ve partililerinin yaptıkları açıklamalara, savunmalara bakıyorum…

Diğer taraftan Refah Partisi ve AK Parti’de 32 yıldır birlikte siyaset yaptığı Gökçek hakkında Arınç’ın açıklamalarına bakıyorum ve işin içinden çıkamıyorum. 15 Temmuz darbe girişimin faili FETÖ’den yargılananları savunmak için avukatlık cübbesini giyme arzusunu dile getiren Arınç’ın, Gökçek aleyhine koşa koşa savcıya gitme arzusu karşısında şaşkınım…

Bu işin içinden çıkan varsa buyursun…