Meriç’in ötesindeki ahvalimiz

Abone Ol

Türkiye aleyhine oluşturulan “özgür basına darbe” şeklindeki kara propagandanın nasıl bir etki yaptığına, son 1 yılda Doha’da, Belgrad’da, Split’te ve Tiran’da medyayla ilgili katıldığım çeşitli uluslararası toplantılarda tanık oldum.

Türkiye’yi basına yönelik sansürle suçlamaya çalışan AB üyesi ülkeler, Türkiye’de her gün sözde gazetecilik adına iktidara en ağır hakaretler yapılması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’na ve hatta ailelerine dahi saldırıldığı konular karşısında ne yazıkki gözleri kör, kulakları sağır, dilleri lal. Ancak onlar tutturmuş “Türkiye’de basın özgür değil”. Peki ya AB üyesi ülkelerde durum nasıl. AB’nin içinde bulunduğu bu ikircikli durumu göstermek için AB üyesi Yunanistan’ın sınırlarında kalan Batı Trakya’dan örnek vermek istiyorum.

Batı Trakya’da Müslüman Türk azınlığın haftalık olarak kısıtlı imkanlarla yayımlanan Millet ve Gündem adlı iki gazetesi bulunuyor. Ancak bu iki gazeteyi susturmak için akle hayale gelmeyen baskılar yapılıyor. Bu iki gazete, haklarında açılan kovuşturma ve çarptırıldıkları para ve sahipleri için istenen hapis cezaları nedeniyle zor günler yaşıyor. Millet gazetesi, baskılar nedeniyle önceki yıl yayınına 7 ay ara vermek zorunda kaldı. Gazete sahiplerinin banka hesaplarına el kondu ve mal varlıkları hacizle karşı karşıya bulunuyor.

Peki bu gazeteler ne yaptı? “Suç örgütü kurup çalışma mı yaptı?”, “Bağımsız bir Batı Trakya mı istedi?”, “Yunanitsna’da paralel bir yapı mı inşa etti?”…

İşte yaptıkları;

Gündem ve Millet gazetesi, 2011 yılında Dedeağaç’ın Mega Derio (Büyük Derbent) köy ilkokulunda minik Müslüman Türk öğrencilerden “Allah’ın resmini çizmelerini isteyen” ırkçı bir öğretmenin haberini yaptıkları için dava edildi. Söz konusu öğretmen, her iki gazete için 1 milyon avroluk tazminat davası açtı. Mahkeme, her iki gazeteyi 45’er bin avro ödemeye mahkum etti. Şimdi bu paranın ödenmemesi halinde Millet gazetesinin sahibi değerli arkadaşım Cengiz Ömer ile Gündem gazetesinden Cemil Kapza, hapis cezasıyla karşı karşıya bulunuyor.

Peki sadece bu ceza mı? Elbette hayır, AB üyesi Yunanistan’da, Türk azınlığına ait bu gazetelerde “Türk” ibaresi kullanıldığı için “toplumu basın yoluyla kargaşa teşvik” suçundan 5 yıl hapis cezası talebiyle gazetecilere dava açıldı.

Bu gazetelerde, Yunanca’nın yanı sıra Batı Trakya’da iki dilli anaokulu talebinde bulunulduğu için “toplumu isyana teşvik suçuyla” gazetecilere 6 ay hapis cezası verildi.

Yine onlarca sudan bahanelerle açılan davalarla kısıtlı imkanlarla çıkartılan bu gazetelerin sahiplerine, 300 bin avro para ve aylarca hapis cezası verildi. Bu gazetenin sahipleri, aileleriyle birlikte polis saldırısına maruz kaldı.

Yine bunlar da yetmedi; Millet gazetesi ismini tescil ettirmek için resmi makamlara başvurdu. Bu başvurunun üzerinden 3 yıl sonra gazetenin sahibi Cengiz Ömer’e cevap geldi. Cevap aynen şöyle:

“Millet ismi, Türkiye’deki ‘Milliyet gazetesini’ çağrıştırdığı için okurları milli açıdan yanlış yönlendirmek ve Türkiye’deki gazeteyi okuyor intibası uyandırmak için kasıtlı olarak seçilmiştir. Bu nedenle bu isim tescil edilemez…”

Bütün bu sıkıntılarla uğraşan Cengiz Ömer, “Allah’tan başka yardımcımız yok. Buna ne maddi ve ne de manevi olarak dayanmak mümkün değil’’ diye içinde bulunduğu durumu dile getiriyor.

Umudumuz, AB’ye inat Yunanistan’da seçimleri kazanan SYRİZA’nın iktidarında Batı Trakya’daki bu sorun da çözülür.