California'nın Oakland kentinde tarihi bir dava başladı. Yirmi dokuz eyalet, Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta'ya karşı mahkeme salonuna girdi.
Talep: 200 milyar dolar.
Suçlama: Çocukları bağımlı hale getirmek. Ve en ağır iddia şu; şirket bunu bilerek yaptı.
Davanın ilk duruşmasında sunulan belge, Meta'nın kendi iç yazışmasından alınmıştı. İçinde şu cümle yazıyordu: "Instagram bağımlılık yapıyor." Bunu savcı söylemiyor; şirketin kendi çalışanları birbirlerine böyle yazıyor. Bir başka iç belgede ise şu ifade yer alıyor: "Genç olanlar en iyileridir." Yani hedef kitle çocuklar. Yani on dört yaşında. Yani henüz kimliği, beyin gelişimi, öz denetimi tam oturmamış bireyler.
California Başsavcı Yardımcısı jüriye şunu söyledi: "Biliyorlardı. Defalarca kârı tercih ettiler."
Algoritma Değil, Tuzak
Bu dava teknik bir tartışma değil.
Özünde şu soru yatıyor:
Bir platform, kullanıcılarını daha uzun tutmak için onların duygusal zayıflıklarını sömürebilir mi?
Meta'nın öneri algoritmaları, insanı ekranda hapsetmek üzere tasarlanmış. Nasıl çalışıyor? Beyindeki dopamin sistemini hedef alarak. Öfke, kıskançlık, şaşkınlık; hangi duygu güçlü tepki üretiyorsa o içerik öne çıkarılıyor. Sistem neyin doğru olduğuna değil, neyin tıklanacağına bakıyor. Dava dosyasında bu yapı açıkça tanımlanmış: "Dopamini manipüle eden özellikler."
Bunu bir bağımlılık tasarımı olarak adlandırmak abartı değil. Kumar makinelerinin tasarımcıları da aynı ilkeyle çalışır: Kullanıcıyı tam kazanmak üzereyken tutmak, tam kaybetmek üzereyken de. Fark şu: kumarhaneye girmek için yaş sınırı var. Instagram'a girmek için yok.
On Yıllık Çığlığa Verilen Geç Cevap
Bu dava bir anda çıkmadı. On yıldır psikologlar, psikiyatristler, öğretmenler ve ebeveynler seslerini yükseltti. Ergenlik çağındaki çocuklarda anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarının sosyal medya kullanımıyla ilişkisi yüzlerce araştırmaya konu oldu. Yeterli yanıt alınamadı.
Çünkü karşı tarafın elinde reklam gelirleri vardı. Borsa vardı. Hissedarlar vardı; ve bir de şu vardı: "Biz sadece bir araç sunuyoruz, kullanım tercihi kullanıcıya aittir" kalkanı.
Bu argümanı daha önce de duyduk. Sigara şirketleri onlarca yıl aynı cümleyi kurdu. Tütünün bağımlılık yaptığını bilerek gizlediler, araştırmaları çarptırdılar ve çocukları hedef aldılar. Sonunda mahkemeler konuştu. Tarih not düştü. Şimdi sıra dijital bağımlılığa geldi.
Sektör Neyle Karşı Karşıya?
Davanın sonucu yalnızca bir para cezasıyla sınırlı kalmayabilir. Mahkeme, Meta'nın algoritma yapısında ve çocuklara sunulan platform özelliklerinde kalıcı değişiklik yapılmasını da emredebilir. Bu, şirketin reklam gelir modelini doğrudan sarsar.
University College London'dan Prof. Steven Murdoch'un tespiti önemli: Algoritma değişiklikleri reklam sunmayı doğrudan engellemeyebilir; ancak kullanıcı etkileşimini ciddi ölçüde azaltır. Etkileşim düşerse reklam geliri düşer. Reklam geliri düşerse iş modeli sarsılır. Forrester'dan Kate Winick ise bu davanın "sosyal medyanın bildiğimiz halinin sonu olabileceğini" söylüyor.
Meta, New Mexico'da benzer bir davada 942 milyon dolar ödemeye mahkûm edilmişti; Los Angeles mahkemesi de geçtiğimiz yıl şirketi bir gencin ruh sağlığına verilen zarar nedeniyle sorumlu bulmuştu. Avrupa Birliği de Meta'ya karşı "bağımlılık yapıcı tasarımın" ruh sağlığı üzerindeki risklerini azaltmadığı gerekçesiyle ayrı bir süreç yürütüyor.
Hesap Sorma Zamanı
Mark Zuckerberg ve Instagram CEO'su Adam Mosseri'nin ifade vermesi bekleniyor. İlk tanık olarak Meta'nın eski çalışanı ve ihbarcı Arturo Béjar dinlendi. Dava altı ila sekiz hafta sürecek.
Sonucu ne olursa olsun, bu dava şunu gösteriyor: Dijital platformları sıradan tüketim ürünleri gibi düzenleyen hukuki anlayış çöktü. Bir uygulama, bir algoritma, bir beğen butonu; bunlar artık kamu sağlığını etkileyen mekanizmalar olarak ele alınmak zorunda.
Çocuğun dikkatini, zamanını ve duygusal sağlığını satın alıp karşılığında ona reklam hedeflemesi yapan bir sektörün hesap vermesi gerekiyordu.
Oakland'da bu hesap açıldı. Bakalım kapanacak mı?