Mevsimler yas tutup Güller ağlasın…

Abone Ol

Dünya, ahiret şehrinin bir köyüdür.

Adem babamız o şehirden bu köye indi ama hepimiz bu köyde doğduk.

Biz dünyalılar hepimiz köylüyüzdür.

Hep içimizde nefis denilen, bir küçük köylü tilkisi, bir kurt, bir timsah, bir aslan, bir eşek, bir öküz, bir inek, bir koyun, bir iblis saklanır.

Ama istisnasız hepimizin önü şehre dönüktür.

Bu köyden bütün yollar o şehre çıkar.

Köy, amelin kıt, lafın çok olduğu bir beldedir.

Şehir, amele dönüşmeyen sözün bir kıymetinin olmadığı yurttur.

Kelam içinde bir ameli olan söze denir.

Laf içinde bir ameli olmayan sözdür.

Sözün haram olanına laf denir.

Tıpkı içi boşalmış cevize benzer, bir kuru kabuktan ibarettir.

Haram söz lafı çoğaltır, kelam ameli doğurur.

Laf yurdu olan bu dünya denilen köyde, her şey çoklukla anlatılır.

Bir avcı bir av vurmuşsa bu köyde, kuyruğu çok, çok uzundur.

Maharet avın kuyruğunda kaybolmuştur.

Çokluk içinde kaybedilir bu köyde hakikat.

Her şey çoğalarak anlamsızlaşır ve yok olur.

Bir insan ölünce alem ölür, oysa bu köyde bin insan ölünce ölüm ölür….

Yeri geldi mi, içi boşalmış o kupkuru kabuktan ibaret ceviz gibi hepimiz, ait olduğumuz o yüce varlık ağacına baş vurur anlatıp dururuz.

O yüce varlık ağacını, içimizdeki binbir yüzlü kurda yedirdiğimizi hiç akletmeyiz.

Bu köyden şehre yürüyenlerin harama tenezzül etmeyenlerin olduğunu görmeyiz.

Ne diyeyim köylüye, mevsimler yas tutup Güller ağlasın….