Milenyum

Abone Ol

Milenyum çağının altın çocukları; Z kuşağı. Teknolojinin içine doğan çocuklar…Maddi sıkıntı çekmeksizin büyüdüklerinden, maneviyatları önemsenmeyen çocuklar… Dağların arasında bir köyde, dikkat dağıtıcı tek bir unsur olmadan yetişen idealist memur beyefendilerin ideallerini gerçekleştirmekle yükümlü (!) çocuklar… Sizler tarafından alfabenin son harfiyle anılmaya reva görülmüş çocuklar, çocuklarınız. Birinin sözünden sıyrılsa, diğerinin egosuyla çarpışmak zorunda kalan bugünün genci, milenyum çağının çocukları.

Sadece doğdukları yıl onları kategorize etmek ve eleştirilerin hedefi haline getirmek için yeterlidir. Özellikle son zamanlarda sosyal medyada her konu dönüp dolaşıp onların amaçsızlığına, dağınıklığına ya da yönlendirmeye muhtaç oldukları düşüncesine geliyor. Sanki başıboş bir koyun sürüsü ya da üzerlerine politikalar üretilmeye muhtaç bir topluluk olarak görünüyorlar. Hâlbuki bu çocukların içine doğduğu dünya, son yirmi senede belki de asırlık yol kat etti. Her gün yeni buluşlar, fikirler, argümanlar üretiliyor. Paylaşımın altın çağında yaşıyoruz. Tek tıkla istediğimiz pek çok bilgiye ulaşabiliyor, 140 karakterle istediğimiz sözü söyleyebiliyoruz. Fakat istediğini söylemeyi yanlış anlayanlar, halka hizmet etmesi gereken mevkilerde olduğu halde Twitter ortamında Z kuşağına “Karakteri gelişmemiş nesil.” şeklinde eleştirilerde bulunabiliyor.

Toptan yargılama yapılabilecek kadar topluluk olarak görülen fakat bireylerin toplumu oluşturduğu bilincinden yoksun yapılan eleştiriler genç nesil üzerinde istenilen etkiyi göstermiyor ve göstermeyecek. Çünkü hız ve haz konusunda önceki nesillerden oldukça farklı seviyede olan bu nesli anlamaya çalışmadan eleştirmek, yargılamak ya da öğüt vermek onlara yapılmış bir iyilik değil aksine yapılmak istenilenin önüne taş koymaktır. Önce anlamak, sonra istenileni anlatmak gerekir. Ekranın ışığından gözler kör olmaz ama fark edilmek için çabalarken görünmez olduğuna inanabilir insan.

Acımasızca eleştirdiğiniz topluluk herhangi bir ideolojinin, siyasi görüşün yahut argümanın savunucusu/karşıtı değil. Aksine Z kuşağını her ne kadar pek çok şeyin sonu, tüketicisi olarak görseniz de onlar hepimizin geleceğidir. Ve gördüğünüzün aksine üreten, düşünen ve hak arayan bir nesil. İlk girdiği işte kırk sene çalışıp, oradan emekli olacak bir nesil olmadıkları için bu milletin aykırı kesimi olmayı hak etmiyorlar. Aksine bütün bu baskıya rağmen kendilerini bulma yolunda ilerleyen bu gençlik milletimizin enerjisi, gücü ve geleceği olacaktır. Hızlarına, değişimlerine, dönüşümlerine olabildiğince hızlı alışmanızı tavsiye ederim. Çünkü onlar yeni dünyanın yetiştirdikleri ve mimarı olacaklar. Yetiştirileni imar etmek! Ne kadar garip değil mi? Evet, işte alışmanız gereken tam da bu…