Dünya

Mohammed Abu Taqiya: İsrail ordusunun yenilmez olduğu yalan çıktı!

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın, İsrail’e yönelik yaptığı saldırılar, tüm dünyanın dikkatini çekti. Filistinli Gazeteci Mohammed Abu Taqiya, “İşgalci İsrail’in, direnişçilere karşı yaptıkları propagandanın, yalan olduğunu, yenilmez ya da bölgenin en güçlü unsuru olarak kendilerini gösterme çıkışlarının doğru olmadığını net bir şekilde okuyabiliyoruz.” dedi.

Abone Ol

DİRİLİŞ POSTASI / GÖKHAN EREK

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el Kassam Tugayları tarafından, önceki gün sabah saatlerinde İsrail’e yönelik Aksa Tufanı Operasyonu başlatıldı. Operasyon kapsamında ilk etapta 5 bin füze atıldı ve Hamas üyeleri tarafından Gazze şeridindeki İsrail yerleşimlerine sızmalar oldu. Hamas ve İsrail arasındaki karşılıklı çatışmalar devam ediyor. Filistinli Gazeteci Mohammed Abu Taqiya, bölgede yaşanan son gelişmeleri Diriliş Postası’na değerlendirdi.

“Aksa Tufanı Operasyonu daha fazla Yahudileştirmeye dur demektir!”

Filistinli Gazeteci Mohammed Abu Taqiya, Kassam Tugayları tarafından İsrail’e yönelik yürütülen Aksa Tufanı Operasyonu ile ilgili Mescid-i Aksa’da yaşanan olayların tehlikesine değinerek, “Mescid-i Aksa’nın, hürleştirilmesi noktasında işgalci sınıfın gözünü ne kadar karartmış durumda olduğunun bize bir gösterisidir. İşgalci İsrail, İslam ümmeti sessiz kaldıkça, daha fazla Yahudileştirme adımları, daha geniş bir işgal olsun diye adımlar atmaya devam ediyor. Bu operasyon bu bağlamda gelmiştir ve işgalci İsrail, özellikle son bir ay içerisinde Mescidi Aksa’nın hedef alınması ve Mescid-i Aksa’nın izzetinin ve kutsallığının çiğnenmesine karşı bir direniş, bir karşı çıkış operasyonudur. Filistin direnişinde Mescid-i Aksa kırmızı çizgidir ve hassasiyetleri de vardır. Bu hassasiyet ve önem sadece Filistinlilerin değil bütün ümmetin arzusu olmalı.” şeklinde konuştu.

“İsrail’in yenilmez olduğu yalanı ortaya çıktı!”

İsrail’in, istihbarat ve askeri konularda kendisini dünyaya tanıttığı gibi olmadığının altını çizen Mohammed Abu Taqiya, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “İstihbarat ve askeri anlamda inanılmaz ve ciddi bir başarısızlık var.  Oradaki tüm teçhizat ve imkanlarıyla kendilerine göre en tehlikeli bölgenin sınırlarında bulunan askerler ve üsler, direnişçilere karşı kaçmaktan başka bir şey yapmadılar. Tanklara saklanmış bir durumdalar. Askeri üslerden, hatta komutanlıklardan, istihbaratın çalıştırdığı istihbarat merkezlerinden esir alınmış ve etkisiz hale getirilmiş durumda kaldılar. Direnişçilere karşı yaptıkları propagandanın, yalan olduğunu yenilmez ya da bölgenin en güçlü unsuru olarak kendilerini gösterme çıkışlarının doğru olmadığını net bir şekilde okuyabiliyoruz. Filistinlilerin dediğim gibi Mescidi Aksa konusunda ne kadar kararlı olduklarını vurgulamış durumdalar.”

“Hamas’ın çağrısı müslümanların görevini hatırlatma çağrısıdır!”

Mohammed Abu Taqiya, Hamas’ın dünyanın dört bir yanındaki direniş gruplarına yaptığı çağrıyı hatırlatarak, “Aslında Hamas’tan yapılan direniş gruplarına hatta Müslümanlara yapılan çağrıyı, Müslümanların görevlerini hatırlatmak adına yapılmış bir çağrı olarak görüyorum. Çünkü Mescidi Aksa hepimizi ilgilendiren bir konu ve hepimizin davasıdır. Sadece Filistinlilerin ilk kıblesi değil, sadece Filistinlilerin kutsalı değil. 2 milyardan fazla Müslümanın görevi, davası ve bu davaya karşı tüm müslümanların bir görevi olmalı. Hamas Lideri dev ümmetin operasyonu demişti. Bu anlamda bu açıklamaları, sorumluluk taşıma çağrısı olarak bir taşın altına el koyma, onurlu bir direnişe katılma çağrısı olarak görüyorum. Çünkü direnişçiler sanki şöyle bir örnek de vermeye çalışıyorlar, ‘Ümmetin durumu tamam zor durumda, zor şartlar altında olan İslam ülkeleri var, bir takım sorunlarla karşılaşıyorlar, karşı karşıya kaldılar, İmkansızlıklar, ekonomik sorunlar da olabilir.’ Ancak bu sorunları çözecek yolu geliştirmek, kendimize güvenmek, birbirimize sahip çıkmak işgalci İsrail’in desteğine koşmak değil. İşgalci İsrail’in sözde yenilmezliğine ya da süper güç olmasına hayran kalmak değil. Birbirimize destek olmak. Necmettin Erbakan hocamızın da dediği gibi, ‘İman varsa imkan da vardır.’ İfadelerini kullandı.

İsrail’in son aylarda en korktuğu konu!

Hamas’ın, direniş gruplarına yaptığı çağrıdan cevap gelmesi halinde yaşanacaklara değinen Mohammed Abu Taqiya, “Son aylarda İsrail’in en korktuğu konu budur. Daha önce İsrail’e farklı konularda geri adım attıran bir kabus olarak bunu görüyorlar. Çünkü işgalci İsrail, eğer şu kuşatma altındaki Gazze’den, yani bunu ne kadar geniş ve daha görülmemiş bir operasyon olsa da sonunda Gazze’den 25 KM uzaklıkta olan bölgeleri almış durumda. Daha fazla genişletmeye ya da geniş bir alana ilerlemiş durumda değil. Halbuki bu diğer cephelerden farklı koşullarda ve kısımlardan böyle bir yaşanırsa gerçekten bunun sonucunun nereye varacağı ya da nasıl sonuçların ortaya çıkacağını tahmin etmek çok zor olsa bile ancak işgalci İsrail’in, aleyhine olacağını ve lehine olmayacağını söyleyebiliyoruz.” İfadelerine yer verdi.

“Netenyahu’nun açıklamaları algı ve korku propagandasıdır!"

İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Hertzog’un, İsrail’in, zor durumdan geçtiğine dair söylemleri ve İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’nun, şehirlere yapılacak saldırılar ile açıklamalarını değerlendiren Mohammed Abu Taqiya, “Özellikle Netenyahu’nun açıklamaları tamamen propagandadan ibarettir. Filistinlilere yönelik bir korku propagandası yapmaya çalıştı. Yapılan tehditler, ‘Gazze’den çekilin’ çağrısı, Filistinlilere evlerinden çıkma ve kaçma çağrısı yaptı. Diğer taraftan Ürdün’ün sözde sözcüsü alenen çağrı yaptı. Ama Gazze’nin farklı bölgelerinin, ismini vererek bu çağrıları yaptı.” dedi.

Netenyahu’nun, kendi toplumuna bir tatmin mesajı vermeye çalıştığını aktaran Mohammed Abu Taqiya, “Kendi işgalci toplumunun, ellerini taşın altına koymasını değil onların ellerini alıp, taşın altına koymaya çalışıyor. ‘Beni destekleyin’ diye mesaj vermeye çalıştı. Diğer taraftan işgalci İsrail’in, yaşadığı bu sözde iç savaş ya da bölünmelerin sonucunda şöyle bir durumda ortaya çıktı, saldırı yaşanırken diğer gruplar tarafından Netenyahu’dan var olan hükümetin askıya alınması ve olağanüstü bir hükümet kurulması istendi. Bence onlar kendilerini ya da sözde devletlerinin güvenliğini değil kendi çıkarlarını düşünerek onu sundular diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Ağır darbe yiyen İsrail nasıl savaş tehdidinde bulunuyor?”

İsrail ordusunun savaş durumu ilan etmesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Mohammed Abu Taqiya,  operasyonun üzerinden geçen onca zamana rağmen, direnişçilerin ele geçirdikleri bölgelerin geri alınmış durumda olmadığının altını çizerek, “Birçok bölge işgalciler tarafından geri alınmış durumdaydı. Ancak hala en azından on bölgenin kontrolü hala direnişçilerin elinde. Böyle bir karmaşanın içinde olan bir ordunun durumuna buradan bakılmalı. Geçen onca saate rağmen kendi kontrollerindeki ve güçlü bulundukları noktalarda sözde temizlik ve arama yapmış durumda değiller. Hala oradaki direnişçiler ve daha önce sabah saatlerinde sızmayı başaran direnişçiler ve mücahitlerle çatışmalar yaşanıyor. Bunlar işgal ordusunun hazır olmadığını ve durumun gerektirdiği şekilde hiçbir şey vermediklerini ve teyakkuzda da olmadıklarının bir mesajı. Yeniden böyle bir durum varken ve böyle bir darbe yedikten sonra nasıl ki böyle tehditlerde de bulunabiliyorlar ya da bu tehditler bu alarmlar, olağanüstü ilan edilmeler, bir propaganda olarak yürütülüyor.” İfadelerine yer verdi.

Filistin ve İsrail arasında yaşanan olaylardan sonra İsrail’in, nasıl bir tutum sergileyeceğinin merak edilmesi yerine İslam ümmetinin odaklanması gereken noktalara değinen Mohammed Abu Taqiya, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “Biz, Mescid-i Aksa’ya sahip çıkan, direnişe ve halka karşı ne yapmalıyız, onların gücüne katkıda bulunacak adımlar nedir ve bu adımlar nasıl atılmalıdır, siyasi, medya, ekonomik, halk nezdinde diplomasi, bütün bu alanlarda oradaki kardeşlerimize bırakmamak adına ne yapılmalı? Bugünlerde biran önce ümmet, tavrını, tepkisini ciddi bir şekilde gösterilmelidir. Açık ve somut bir şekilde işgalci İsrail’e dur diyecek ve kendi planladıklarını, suç işlemelerini ve katliamları gerçekleştirmelerini engelleyecek adımlar gerçekleştirilmeli. Bütün Müslümanların ve insanların yani sadece Filistin oradaki Müslümanların değil insanların da bir davası var, özgürleştirme, işgalden çıkma ve işgali bitirme davası da var. Filistin El Kassam Tugayları tarafından başlatılan bu operasyon müdafaa, direnme ve direniş gösterme hakkının bir parçasıdır. Bu müdafaa hakkı dini, hukuki ve insani değerlerine dayanmış durumdadır, onların güvencesi ile kabul edilmiş ve güvence altına alınmış Filistinlilerin bir hakkıdır. Herhangi bir halk işgal altında olursa, o halkın direnme ve direniş gösterme hakkı, askeri direnişten tutun, bütün direniş şekillerine kadar öyle bir direniş gösterme hakları var Filistinlilerin ve bu hakları kullandıklarında dünyadan adil, vicdanı olan insanların desteğini görmek isterler.”