Toplumun bir kesiminde yaşanan çaresizlik artık öyle bir boyuta ulaştı ki, önlerine konan her parlak ambalajlı kof figürü kurtarıcı sanma histerisine dönüştü. "İktidar değişsin de nasıl değişirse değişsin" körlüğü, muhalefet vitrinini adeta bir niteliksizlik ve skandal panayırına çevirmiş durumda.
Bakıyorsunuz "önder" diye kitlelerin peşine takıldığı adam, derinliği uyduruk pop şarkılarından ibaret bir figür. Öbür tarafa dönüyorsunuz, kendisini maddelerle, krizlerle ve skandallarla anılır hale getirmiş, savrulup giden tipler. Peki ya o en "güvenilir", en "temiz" diye pazarlananlar? Depremzedenin yetim hakkını, gözü yaşlı insanların yardım paralarını kumar masalarında ezip cezaevini boylamış aktörler... Daha da büyüğü, koca İstanbul’u, milyonların geleceğini kendi doymak bilmeyen hırslarına meze yapıp yediği için yargı önünde hesap veren siyaset tüccarları.
Resim bu kadar net, bu kadar trajikomik iken asıl skandal nerede başlıyor biliyor musunuz? Tüm bu rezilliklere rağmen, bu isimlerin hâlâ sosyal medyada köpürtülmesinde, siyasette birer "yıldız" gibi alkışlanmasında!
Ahlaki iflası belgelenmiş, entelektüel çapı sıfırlanmış adamları kurtarıcı diye baş tacı eden bir muhalif akıl, çaresizlik değil; doğrudan doğruya bir zihinsel teslimiyet yaşıyordur. Standartların bu kadar yerlerde süründüğü, ilkesizliğin "strateji" diye yutturulduğu bir yerde alternatif olamazsınız; sadece kendi illüzyonunuzun maskarası olursunuz.