Bizim mahallenin gençleriyle, karşı mahallenin gençlerini tanıyorum gençliğimden. Entellerinden söz ediyorum, okumuş etmişlerinden. Ne heyecanlı savunurduk her şeyi, savunmazdık aslında, atıp tutardık. Muhalif olmak güzeldi, damarlarımızda akan deli kandan güç alır, romantik şiirler bile yazardık, hepsi muhalif olmak kaydıyla.
Hiç kimseye değilse bile, kendimize muhalif olmayı hayatın anlamı sayan gençlik yıllarımız vardı.
En muhalif, en aykırı kim varsa, gönül tahtımızın biricik sahibiydi. En afili cümleleri, en çok muhalif olanlar kurardı çünkü. Tartışmasız!
Biz, hayran hayran okurduk, içimizdeki muhalefet canavarını ortaya çıkartan mısralar biriktirirdik. En çok şairlere yakışırdı muhalefet çünkü. Şaha kalkmış satırlarla muhalif olmanın tadını en çok onlar çıkartırdı, bilirim.
Kime veya neye muhalif olduğumuz önemli değildi, en çok sisteme muhalif olmak sükse yapardı ama. Sistem diye bir günah keçimiz vardı çünkü. Şahsen ben de sevmem. Hala da öyle.
“Muhalefetin görevi muhalefet etmektir” diyen Churchill’den bir adım öteye taşıyamadıysak söylemimizi, başkaldırmanın dayanılmaz cazibesindendi. Genç kızlar, genç erkekler en muhalif şahıslara hayran olmayı seçip, evlilikte muhalefet kimsenin işine gelmezdi.
Kurulu düzen, tıkır tıkır işlesin isterdi herkes. Memur olmak da muhalefetle hiç yan yana gelmezdi. Sallarken başını, alırken maaşını, kime, niye muhalefet etsin ki?
Diyelim ki o zamanlar, hem sağcılar, hem solcular sistemden mustaripti. Gün oldu, devran döndü, sistemin çakıl taşları değişti. Hala muhalefet edeceğimiz şeyler yok değil, ama muhalefet edemeyeceğimiz şeyler de var. Bir kısmımız için en azından böyle.
Sonra, ben şunu anladım ki kendi adıma, muhalefet olmak çok kolay bir şeymiş. Zor olan iktidar olmakmış meğerse. Çare üretmek mesela sorunlara. Eleştirilere göğüs germek. Hep yapıcı olmak, yıkıcı olanlara inat. Yapmak ama sadece yapmak, ne zormuş ya hu!
Eleştirmekle muhalif olmanın arasındaki o saydam çizgiyi fark edebilmek de çok zor. Bir de nefsimiz var bunların arasında. O en bilmiş, en kibirli haliyle kimseyi beğenmez. Kibir tahtında oturduğunun farkına bile varmaz. Sırf muhalif olacağım diye, en güzel cümleleri “ben” kuracağım diye, güzel bir şeyler de görse, içinden bir çirkinlik bulup çıkartır.
Müzmin muhaliflerimiz böyledir işte. Hastalandılar mı, gözleri hiçbir şey görmez. Kimisi hep hasta gezer bir de.
Allah’a bile muhalefet edenleri vardır da, konumuz onlar değil. O yüzden, acil şifalar dilemek bizden, şifa vermek Allah’tan.