Mümbiç’te hendek tutulması

Abone Ol

İdlib’deki gelişmeler sadece Suriye için değil bütün parçalanmış, kan ağlayan Ortadoğu coğrafyası için ümit verici. Alandan aldığımız en son bilgiler muhalif ya da değil silahlı gurupların çok büyük oranda Türkiye tarafından ikna edildiği yönünde. İdlib’de tam bir düzen kuruluncaya kadar sahadaki silahlı guruplardan ister istemez bazı marjinal tetikçilerin çıkma ihtimali her zaman mevcut. İşte bu nedenle insani hassasiyetler de dikkate alındığında sürecin soğukkanlı ve kararlı bir şekilde yürütülmesi kısmen zamanın uzamasına da sebep olabilir. Ancak İdlib’de Türk Askeri Gücünün arttırılmasıyla birlikte oluşturulan baskıyla beraber artık bu tür marjinal silahlı alt unsurlara yönelik konvansiyonel taktik harekatlar yapılmasından ziyade, Özel Kuvvetler (ÖK) destekli noktasal istihbarat operasyonları yapılaması ağırlık kazanıyor. Yani sahada işin ağırlıklı yükü başta MİT olmak üzere devletin istihbarat bürokrasisine düşüyor. Aslında bu hem yeni bir sistem hem de yeni bir aşama. İstihbaratla birlikte operayonel kabiliyeti de son derece artmış olan MİT’in dünyanın gözünün ve kulağının çevirili olduğu çok önemli bir alanda düzeni sağlayabilme kabiliyeti, aynı zamanda uluslararası ortamda da dikkatle izleniyor. Ve bu sürecin klasik ve yaygın çatışmalara varmayan, ÖK/Ani ve yakın muharip hava gücü ile destekli noktasal operasyonlarla, neredeyse hiç kan dökülmeden ve sivil zayiat olmadan, insani dramlar yaşanmadan başarıyla yürütülüyor olması strateji doktrinine yeni bir boyut katmış durumda.

Aslında bazı çevrelerin sözde armegedon savaşları beklediği bu bölgede grupların ikna edilerek ve Türkiye’nin sahadaki sosyo-politik gücü etkin bir şekilde kullanılarak çözüme gidilmesi, kaos ve ayrışma planları yapanların işlerini olumsuz etkiliyor. Tabii aklı olanlar için. Zira olmayanlar Membiç’te hendek tutulması yaşıyorlar. Emperyalizme bağımlı olmanın, taşeron askerlik yapmanın bedeli akıldan vazgeçmektir. Zira Afrin’de, El-Bap’ta, Azez ve Cerablus’ta yaşananların Mümbiç’te de yaşanacağını anlayamamak, akıldan vazgeçmek olsa gerek. Sonuçta ABD Mümbiç’te Türkiye’yi oyalamaya çalışırken Türkiye Fırat’ın doğusunda yeni inisiyatifler almaya hazırlanıyor. Zira oralarda sadece bir tane Mümbiç yok, onlarca Mümbiç var. Nasıl ki Fırat’ın doğusunda başka ülkelerin üsleri varsa, bundan sonra oralarda Türkiye’nin de üsleri olabilir. PYD/YPG Mümbiç’te aklını mevzi için kazmaya çalıştıkları hendeklerin içine göme dursun, İdlib’in derin yansımaları bütün coğrafyaya yayılıyor. Rusya’nın yanında Almanya merkezli Avrupa’nın da sürece Türkiye üzerinden eklemlenmesi, bölgede kalıcı çözümün desteklenmesi bakımından son derece yararlı olabilir. Zira 4 Kasım’da ABD tarafından yürürlüğe konması beklenen İran’a yönelik ambargoların oluşturabileceği kaotizmin etkilerini Avrupa veya başka bir aktörün tek başına kaldırabilmesi çok zor görünüyor. Bu nedenle Mümbiç ve Fırat’ın doğusunun kalıcı bir çözüme kavuşturulması ABD hariç her kes için zorunluluk haline gelmiş durumda. Ayrıca Mümbiç’te mevziler kazılması, hendekler oluşturulmaya çalışılmasının askeri taktik açıdan çok da önemi yok. PYD/PKK bu tür konu mankenliği üzerinden psikolojik algı oluşturmaya çalışıyor. Olası bir çatışmada onları ne hendekleri ne de mevzileri koruyabilir ki bu durumu yakın geçmişte fazlasıyla gördük.

En son 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra kendisinden haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı olayıyla ilgili de bir şeyler söylemek isterim. Bu konuda ortalıkta dolaşan çok sayıda bilginin arasından asıl amaçlananın kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu olayda amaç muhalif olduğu için Cemal Kaşıkçı’nın kaçırılması mı? Yoksa kaçırma olayı üzerinden politik bir kriz yaratılması mı? Şayet hedef sadece Cemal Kaşıkçı olsaydı kaçırma olayı farklı yerlerde daha farklı şekillerde ve sessiz sedasız yapılabilirdi. Böylece çeşitli uluslararası politik risklerle de karşılaşılmazdı. Bu nedenle kaybolma/kaçırılma hadisesinin arka planındaki büyük resmi görmeye çalışmak daha yararlı olabilir. Tabi şu an konuyla ilgili yürütülmekte olan bir soruşturma olduğu için süreci devletimizin yargı ve diğer ilgi organlarına bırakmak en doğrusu olacak ancak tarafların elinde bilinenlerden daha fazla bilgi olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle Türkiye’nin olduğu bir ortamda istihbarat operasyonları yapabilmek eskisi kadar kolay değil artık. Bu olayda Suudi Başkonsolosluğu önemli bir sembol, aynı şekilde Cemal Kaşıkçı’nın çalıştığı ABD’deki gazete de öyle. Bunlar olayın etkisini küresel düzleme taşıyabilecek önemli mesajlar içeriyor. Öyleyse ABD-Türkiye-Suudi Arabistan ekseninde asıl amaçlanan politik kriz ne olabilir sizce?