Müslümanlara anayasal güvence

Abone Ol

Mübarek Ramazan ayındayız. İnsanların huzur ve sükunet bulduğu bu mübarek ayda birileri bu huzur ve sükunetten rahatsız oluyor. Aydınlıktan rahatsız olan yarasalar gibi her Ramazan ayında ortaya çıkıp Müslüman halkın manevi huzuruna gölge düşürmek için içlerindeki İslam düşmanlığını ve Müslüman nefretlerini kusuyorlar.

Milli Eğitim Bakanlığının Ramazan ayına uygun etkinlikler yapılması yönünde okullara gönderdiği genelgeyi bahane eden 168 gerici-yobaz yayınladıkları bildiriyle yine kin ve nefret dolu ifadelerle İslam’a saldırdı.

Bu azgın azınlığın toplum içinde az da olsa destekçileri var ve her gün değişik bir şehrimizde bir başörtülü kadına saldırıyorlar.

İstanbul’da köpeğiyle otobüse binen bir kadın, başörtülü bir yolcuya, başörtüsünü kastederek, “Beynin oksijen almıyor. Türkiye’den defol.” diyerek hakaret ediyor.

Kocaeli’nin Derince ilçesinde bir öğretmen, derslere başörtüsü ile girmek isteyen öğrenciyi sınıftan çıkarıyor.

Bu tür olaylara hemen her gün bir şehirde şahit oluyoruz. Bu saldırıların arkasındaki karanlık zihniyeti 168 gerici-yobazın “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” diye yayınladıkları bildiride gördük.

“Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!” diye başlayan kin ve nefret kusulan bildiride, her zaman yaptıkları gibi laikliğin arkasına saklanılarak; “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız.” hezeyanıyla son buluyor.

Atatürkçü Düşünce Derneği de Milli Eğitim Bakanı hakkında “müebbet hapis” cezası isteyecek kadar ileri gitti.

Sosyal medyada da İslami değerlere ve Peygamber Efendimize yönelik saldırılar bitmiyor. Bunu yapanları kolluk kuvvetleri kısa sürede yakalasa da adliyenin ön kapısından girip arka kapısından çıkıyorlar.

Hükümetin artık bu habis uru kesme, bu karanlık zihniyetin Müslüman halka yönelik kin ve nefret dolu eylemlerine, İslam’ın değerlerine yönelik hezeyanlarına neşter vurma zamanı gelmiştir.

Bu azgın azınlığın, İslam ve Müslüman düşmanlığını durdurmaya TCK’nın 216’ıncı maddesinde öngörülen altı aydan bir yıla kadar hapis cezası yetmemektedir. Bundan dolayı kimse de cezaevine girmemekte, cezaları ertelenmektedir.

İslami değerlerin ve Müslümanların haklarının anayasada güvence altına alınması gerekiyor. Terörsüz Türkiye süreci başarılı olursa anayasanın değişmesi kaçınılmaz görünüyor. Değişiklik yapılırken ilk yapılacak şey İslam dinine ve Müslümanlara sağlanacak anayasal güvence olmalıdır.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İslami değerlere ve Müslümanlara yönelik saldırılarına en sert tepkiyi gösteren liderdir. Laiklik bildirisine de; “Milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimiz yoldan asla ayrılmayacağız.” diyerek tepki gösterdi.

Ancak hiçbir iktidar sonsuza kadar devam etmez. AK Parti iktidarı Türkiye’ye kimsenin hayal dahi edemediği hizmetler yaptı. Demokrasi ve insan hakları konusunda Türkiye’ye çağ atlattı.

“Terörsüz Türkiye en büyük eserim olacak.” diyen Cumhurbaşkanımızın İslam’la yoğrulmuş bu topraklarda Müslümanların huzur ve güven içinde yaşamaları için anayasal güvenceyi getirmesi en kıymetli eseri olacaktır.

Müslüman halkın hak ve hukuku bir avuç azgın azınlığın tehdit ve hezeyanlarından ebediyen kurtarılmalıdır.

MHP Lideri Bahçeli’nin; “Hepsini toplasanız bir insan etmeyecek 168 kişi bugünkü karanlık yüzün halihazırdaki temsilidir.” dediği karanlık zihniyetten Türkiye’nin kurtulma vakti gelmiştir.

Hepsini toplasak bir insan etmeyeceklerin 86 milyon insanın dini değerlerini ve kutsallarını keyiflerine göre aşağılamalarını durdurmanın zamanı geldi de geçti.

AK Parti iktidarında buna bir çözüm bulunmazsa bir daha da bulunmaz. İktidarın Müslüman halka bu güvenceyi sağlaması bir zorunluluktur. AK Parti, yirmi üç yıldır bu halkın oylarıyla iktidar ve millete borcu var.

168 gerici-yobazın laiklik bildirisi Müslümanlara anayasal güvence getirilmesi için bir milat ve millete olan borcun ödenmesi için de bir fırsat olsun