MUTLAK BUTLAN

Abone Ol

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP Kurultayına ilişkin ihtiyati tedbirli mutlak butlan kararı alarak, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık sıfatını hiç kaybetmemiş olduğunu ve Özgür Özel döneminin yok hükmünde olduğunu tescillemiş oldu. Karar temyize açık olmakla birlikte, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararında belirtilen detaylar, ve gerekçeli kararın ana unsurlarına bakıldığı zaman, ortada ciddi bir durum olduğu ve yokluğun hukuken kaçınılmaz olduğu ortaya konuyor.

Aslında bunu biliyorduk, hukuka uygun kararın bu olduğunu görüyorduk, ancak gün be gün ortaya öyle gerçekler çıktı ki, gerek kanunun emredici hükümleri, gerek Anayasa ve gerekse evrensel yasalar kapsamında, davaya kony kurultayın yok hükmünde olduğu net bir gerçek olarak kamuoyunca benimsendi.

Siyasi ve parti içi bir konu olarak görerek yorumsuz bırakarak süreci izlemek niyetindeydim.

Ancak, milleti manipüle etme görevini, sosyal medyadaki sahte hesaplarla birlikte bir takım medya kuruluşlarına veren güruh, yine öyle yalanlar savurmaya başladı ki, yalanları yüze vurma, gerçekleri haykırma içgüdüsel isteği ile bu satırları yazmak istedim.

Öncelikle hatırlatalım, bu ülke yasalarla ve kurallarla yönetilen bir hukuk devleti. Uzunca bir süre bu memlekette birtakım güç adacıkları oluşturmuş oligarşik yapıların kıral tanımaz uygulamaları egemen olsa da ve bu dönemler sizin çok hoşunuza gitse de artık öyle değil.

Kurallara uyacaksınız.

Kurallar hiyerarşisinin tepesi Anayasa'nın 69. maddesi; 'Siyasî partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur' der.

Siz demokrasiyi çaldınız. Kurultay iradesini çaldınız. Para ile, menfaat ile, şantaj ile delegenin iradesine tecavüz ettiniz.

Siz derken kimi mi kast ediyorum ? CHP içinde ortaya çıkan, bir yanı ile dünyanın sayılı suç örgütlerinden biri olan ve terör örgütleri ile ciddi organik bağı olan yapıdan bahsediyorum.

Suç örgütlerinin temel fonksyonlarındandır, baskı ve sindirme.

Bu devasa suç örgütünün üyeleri milletin parasını çaldı. Bu faaliyetlerden edindiği menfaatle, sapkın yollara saptı örgütün üyeleri, milletin parası otel odalarında, teknelerde verilen partilerde harcandı.

Taciz ettikleri çocuklar şüpheli kazalarda can verdi...

Yetim hakkını, şarkıcı sevgililerine verdirdikleri belediye konserlerine akıttıkları milyonlarca tl ile heba ettiler.

İşte bu suç örgütü, elde etmiş olduğu bu illegal kaynağı, kurultayda bir siyasi partiyi tamamen ele geçirmek için kullandı ve o gün için başarılı da oldu. Delegenin iradesi, yani demokrasinin özü ciddi şekilde sakatlandı. Hukuk ta doğal olarak, irade sakatlanmasında, en basit bireysel işlemleri dahi yok saydığı bir uygulamada, böyle devasa bir hile ve aldatmalar silsilesini yok hükmünde sayarak, kanunsuzluğa dur dedi.

Dünyada bir siyasi partinin, bir suç örgütü tarafından teslim alınarak, hakimiyet kurulması ve illegal faaliyetlerde kullanılması örneği çok fazla yoktur. Ancak bugün geldiğimiz noktada anlaşılıyor ki CHP içindeki bu yapı, basit bir suç örgütünün ötesinde, FETÖ ile tamamen organik bağ içinde güçlenerek palazlanmış. 2 Yıl önce her konuda Pensilvanya'yı referans gösteren örgüt üye ve sempatizanlarının birçoğunun bugün Silivri'yi adres gösterir olması, 'Acaba örgüt şu an Silivri'den mi yönetiliyor' sorusunu da gündeme getiriyor. Bugün parti içi tartışmada 'Hangimiz daha çok Fetöcüyüz' kavgasının veriliyor oluşu da tesadüf değil.

Sonuç olarak, yıllardır FETÖ bitmedi, hala tehlike arz ediyor şeklinde vuku bulan söylemin haklılığı bir kez daha ortaya çıkıyor.

Örgüt hala ana muhalefet partisinde oluşturduğu bir yapı ile, kurultayı manipüle ederek partiyi tamamen ele geçirerek, darbe sevdasından vazgeçmediğini gösteriyor.