Mutluluk Neden Hep Geleceğe Erteleniyor?

Abone Ol

“Şu olsun mutlu olurum”, “Bunu alınca rahatlarım”, “Biraz daha sabredeyim…” Modern insanın mutlulukla kurduğu ilişki neredeyse tamamen erteleme üzerine kurulu. Mutluluk, yaşanması gereken bir hâl olmaktan çıkıp, ulaşılması gereken bir hedefe dönüşüyor. Bugün hep bir hazırlık süreci, yarın ise sözde ödül günü. Ancak yarın geldiğinde, mutluluk yine başka bir yarına bırakılıyor.

Bu sürekli erteleme hâli, insanı farkında olmadan eksik hissettiriyor. Sahip olunanlar değersizleşiyor, elde edilenler yeterli gelmiyor. Çünkü zihin hep “bir sonrası”na odaklı. Oysa mutluluk, her şeyin tamamlanmasıyla gelen kusursuz bir durum değil; olanı kabul edebilme hâlidir. Eksiklerle de yol alabilme becerisidir.

Toplum, mutluluğu sonuçla eşleştiriyor. Bir hedefe ulaşınca, bir eşiği geçince, bir statü kazanılınca mutlu olunacağına inanılıyor. Bu bakış açısı, süreci anlamsızlaştırıyor. Çaba, emek, bekleme ve öğrenme dönemleri yalnızca katlanılması gereken zamanlar olarak görülüyor. Böyle olunca insan, hayatının büyük bölümünü “mutlu olmadan” geçiriyor.

Oysa hayat, sonuçlardan çok süreçlerden ibaret. İnsan, yaşadığı süreci fark etmediğinde, hedefe ulaştığında bile beklediği tatmini bulamıyor. Çünkü zihin o ana hiç gerçekten orada olmamış oluyor. Süreci kaçıran insan, sonuca vardığında da kendini yabancı hissediyor. Bu da “ulaştım ama mutlu olmadım” cümlesini doğuruyor.

Bir diğer yanılgı da mutluluğu anlık hazlarla karıştırmak. Satın almak, tüketmek, kısa süreli keyifler… Bunlar mutluluk gibi sunuluyor. Oysa haz geçicidir; etkisi hızla kaybolur. Mutluluk ise daha derin, daha sessiz ve daha kalıcı bir duygudur. Gürültüyle değil, dengeyle beslenir.

Belki de mutluluk, hayatın sorunsuz olması değildir. Aksine, sorunlar varken ayakta kalabilmek, zor anlarda da kendinle barışık olabilmektir. Her şey yolundayken mutlu olmak kolaydır; asıl mesele, yolunda gitmeyenlerle birlikte de hayata tutunabilmektir.

Bugünü sürekli yarına feda edenler, sonunda geriye dönüp baktığında elinde biriktirilmiş anlar değil, yalnızca yorgunluk bulur. Mutluluk, gelecekte bir yerde bizi beklemiyor. O, çoğu zaman fark etmediğimiz bir “şimdi”nin içinde sessizce duruyor. Görmek isteyen için.