NEVRUZ

Abone Ol

Değerli okurlarım;

Bu yazıyı nasıl yazacağım konusunda önümde iki seçenek var.

Birincisi; DEM öncülüğünde PKK’nın gövde gösterisine dönüştürülen Nevruz’u yazmak. Terörist elebaşının, daha dün TUSAŞ’a saldıran teröristlerin fotoğraflarının açıldığı, Türk bayrağı yerine Irak Kürdistan özerk bölgesi bayrağının ellerde tutulduğu, kürsülerden ve meydanlardan Türk devletine meydan okunduğu, şehit-gazilerin onurunun zedelendiği, milletin canını sıkan ne kadar şey varsa küstahça sergilendiği ve bütün bunlara devletin -siyasi kaygılarla- seyirci kaldığı Nevruz’u yazmak…

Öfkem bu rezaleti yazmama müsaade etmiyor.

***

Ben ikinci yoldan gideceğim.

Her yıl 21 Mart geldiğinde takvimler sadece bir mevsim değişimini değil, binlerce yıllık bir hafızanın yeniden canlanışını işaret eder. Nevruz, doğanın uyanışıyla birlikte insanın da kendini tazelediği, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurduğu kadim bir gündür. Türkiye’de ise Nevruz, yalnızca kültürel bir ritüel değil; aynı zamanda toplumsal birlik, tarihsel süreklilik ve jeopolitik hafıza açısından da derin anlamlar taşır.

Anadolu coğrafyası, tarih boyunca farklı kültürlerin kesiştiği bir kavşak olmuştur. Bu nedenle Nevruz’un Türkler, Kürtler ve Orta Asya’dan gelen diğer topluluklar için taşıdığı anlamlar farklı tonlara sahip olsa da özü aynıdır: Yeniden doğuş. Ateşten atlamak, toprağa tohum ekmek, doğayı selamlamak… Bunların her biri insanın doğayla kurduğu kadim ilişkinin sembolleridir.

Türkiye özelinde Nevruz’un en önemli yönlerinden biri, ortak bir kültürel payda sunma potansiyelidir. Zira bu topraklarda farklı kimliklerin bir arada yaşama tecrübesi, ancak ortak değerlerin güçlendirilmesiyle mümkün olur. Nevruz, tam da bu noktada birleştirici bir rol oynayabilir. Siyasetin dar kalıplarına sıkıştırıldığında anlamını yitiren bu bayram, aslında toplumun farklı kesimlerini bir araya getirebilecek güçlü bir semboldür.

Öte yandan, Nevruz’un zaman zaman politik tartışmaların odağına yerleşmesi, onun asli ruhuna zarar vermektedir. Oysa Nevruz, bir ayrışma değil, buluşma günüdür. Tarihsel olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Türk kültürünün önemli bir parçası olan bu bayram, aynı zamanda bölgedeki diğer halklarla da ortak bir mirası temsil eder. Bu yönüyle Nevruz, Türkiye’nin sadece iç barışı için değil, bölgesel ilişkileri açısından da önemli bir yumuşak güç unsurudur.

Bugün küresel ölçekte kimliklerin daha fazla tartışıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir ortamda Nevruz gibi köklü gelenekler, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirme fırsatı sunar. Ancak bunun için Nevruz’u sadece bir folklor etkinliği olarak değil, bir medeniyet tasavvurunun parçası olarak görmek gerekir.

Sonuç olarak Nevruz, Türkiye için sıradan bir bayramdan çok daha fazlasıdır. O, geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür; doğayla insanın, gelenekle modernitenin buluşma noktasıdır. Eğer doğru okunur ve doğru yaşatılırsa, Nevruz bu topraklarda sadece baharı değil, aynı zamanda toplumsal huzuru da müjdeleyebilir.

Dediğim gibi doğru idrak edilir, doğru ifade edilirse…