Nureddin Yıldız. Son dönemlerde adı çeşitli tezviratlarla kirletilmeye çalışılan bir hoca efendi. Sosyal ağlar üzerinden bir dünya çamur atılmaya çalışılıyor hocaya. Cinsellikten kadın haklarına kadar geniş bir yelpazede yalanlar söyleniyor, iftiralar atılıyor.
Periyodik çalışıyorlar; bunları her kim yapıyorsa. Belli aralıklarla hocayı hedefe koyarak ellerindeki savaş baltalarıyla saldırıyorlar. Bir de her seferinde kötü montajlar üzerinden yükleniyorlar. Kamuoyuna servis edilen görüntüler o kadar amatör hazırlanmış, o kadar çok kesilmiş, üzerinde o kadar çok oynanmış ki neredeyse konu bütünlüğü yok. Ne diyor hoca, anlamakta zorlanıyorsunuz.
Bu montajlı görüntüleri izlerken, kimisinde hocanın “vehhabi-selefi” olduğu iddia ediliyor, kimisinde ise “ehl-i bid’at, bir Çarşambalı”. Bazıları Şia olduğunu dahi ifade ediyor. Sapla saman birbirine girmiş anlayacağınız.
Tüm bunlar her zaman yaşanıyor. “Çamur at izi kalsın” kabilinden bir saikle neler yapıldığına yakın tarihte çok defa şahit olduk. Kötülük yapanlar tarihin çöplüğüne gittiler, haklı olanlar ise hak ettikleri şerefli yerlerine oturdular.
Beni en fazla üzen şey ise, bu tezviratın oluşturduğu havayla hocanın aleyhine sözleri sarf etmekten geri durmayan Müslümanlar. Hem de Hucurat 6’yı unutarak.
Sosyal ağlara baktığınızda gördüğünüz, okuduğunuz şeyler akıl alır gibi değil. Ne saçmalıklar, ne iftiralar. Bu müfterilerin dedirtmeye çalıştıkları şeyin gerçekleştiğini, bu ifsadın kısmen de olsa başarıya ulaştığını görmek hakikaten acı verici.
Yani “İslam bu mu” dedirtmeye çalışıyorlar belli ki. Ve hoca üzerinden insanları İslam’dan uzaklaştırmak gibi, en azından -varsa- kendi İslam algılarına çekmek gibi bir niyetleri olsa gerek. Yoksa niye “had bildirmeye” kalksınlar ki?!
Hoca aleyhinde bir süredir kara propaganda yapanların havasına kapılıp konuşan, yazan Müslümanlara bir çağrım var:
Kardeşler, ben Nureddin Yıldız Hoca ile ömrümde bir defa görüştüm. Ve görüşmem öyle zor da olmadı. Varsa bir derdiniz, bir sorunuz arayın Sosyal Doku’yu, randevu alın gidin ve ne söylemek istiyorsanız, ne sormak istiyorsanız sorun. Hoca Bayrampaşa’da, orada.
Olmadı mı, bilgisayarınızın başından kalkamıyor musunuz? O zaman azıcık zahmet ediverin de mail atmayı deneyin, Fetva Meclisi Platformu’na yazın mesela, cevap gelmezse konuşalım.
Ta 2007’de yayınlanmış bir sohbet videosunun, hem de adı “kadın cariye değildir” olan bir videonun üzerinden yorum yapmak yeni mi aklınıza geldi!
Yapmayın Allah aşkına!
Şu mübarek Ramazan günlerinde hayra, hasenata koşar adım gitmek lazım gelirken gıybetin, iftiranın peşinde koşmak da neymiş!
Ne suçu var hocanın, Allah aşkına!
Aşırılar, aşırıcılar ortada dolanırken, hatta teşvik edilip pohpohlanırken ısrarla makuliyeti anlattığı için mi suçlu hoca?!
Yoksa ifrat ve tefrit arasında, seçenekli dayatmalara maruz kalan Müslümanlara: “Durun! vasat ümmet olalım, durun istikamet üzere yürüyelim” dediği için mi?!
Ağlak adamlardan olmadığı için, bilmem kaç yüz bin liralar karşılığı televizyon kanallarında boy göstermediği için mi?!
Bunlarsa hata; bunlarsa suç, ben hocanın hatalarının arkasındayım.
Ama el insaf!
El vicdan!