Ölen benim, öldüren sen

Abone Ol

Barış Çakan. 20 yaşında hayatının baharında bir genç. Ankara’nın orta yerinde kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Üstelik, ezan okunurken son ses müzik dinleyen bir grubu uyardığı için. İslam’ın evrensel mesajının tüm cihanda 15 asırdır yankılanan sesini savunurken toprağa düşmek… Yeryüzü yerinden oynar, gök kubbe sarsılırdı böylesi mazlumane bir ölüm için.

Oysaki yalanı yaşamlarına azık etmiş bölücüler bu hakikati dahi tersyüz edip propaganda malzemesi yaptılar. Kürt genci Barış‘ın, Kürtçe müzik dinlediği için öldürüldüğünü iddia ettiler. Katiller yakalanıp, gerçek kısa sürede ortaya çıksa da, onlar kirli tezgâhlarında dokudukları yalanlarıyla bölücülük yapmayı sürdürdüler.

YALAN İTTİFAKI

Başörtüsü mücadelesini istismar ettiği için bölücülerin başlarına taç ettiği HDP’li Hüda Kaya, bu yalanı dillendirip “faşizme karşı mücadele” çağrısı yaparken, Gezici takımın sosyetik sözcülerinden Ece Temelkuran‘dan, HDP’li Ermeni milletvekili Garo Paylan‘a kadar “yalancı listesi” uzayıp gidiyor. Bu arada Paylan’ın Ermenileri temsil etmediğini, “bölücülerin sesi” olduğunu Ermeni Patriği Sahak Maşalyan‘ın da ifade ettiğini not etmek gerek.

HDP’li milletvekillerinin başını çektiği koroya, CHP’nin televizyon kanalları da iştirak etti. Böylece Apoculukla Kemalizm’in Gezi çapulundan, yerel seçimlere kadar uzanan kirli ittifakı yara almamış oldu.

Ne kadar isterlerdi, bir gencin sırf Kürtçe konuştuğu ya da Kürtçe müzik dinlediği için öldürülmesini. Fakat o Kürt genci yine planlarını bozdu. Tıpkı, kurban eti dağıtırken kurban edilen, etleri lime lime doğranan Kürt Yasin Börü gibi.

KÜRT’ÜN DÜŞMANI KİM?

Kürt halkına düşmanlıkta PKK’yla yarışan arıyorsanız eğer, onu Kürt köylüsüne dışkı yediren, Kürtçe müziği yıllarca yasaklayan“yoldaşların” arasında bulabilirsiniz. Kürt halkını emperyalistlerin ve taşeronların tasallutundan kurtaran, ülkenin doğusuyla batısına ayrım yapmadan hizmet götüren mevcut iktidarda değil.

Irkçılık ve bölücülük ikiz kardeş gibiler. Birbirlerini besliyor, birlikte büyüyorlar. Birbirlerine düşman gibi görünseler de, tıpkı çapulcu teröründe sembolleştiği gibi Atatürk ile Abdullah Öcalan‘ın posterini birlikte taşıyorlar. Aslında ne Kürtler umurlarında, ne de Türkler.

Aslında İstiklal Savaşımızdan nefret edenlerin çocukları bunlar. “Zulüm 1453’te başladı diyenler” ile, Yunan işgalinin ortasında “Koçgiri İsyanı’nı” çıkartanlar aynı “şer şebekesinin” habis urları. Kimi zaman kol kola giriyor, kimi zaman kavga eder gibi yapıyorlar. Fakat daima müttefikler.

Çünkü düşmanları tarih boyunca ortak oldu. Kürdün hakkını savunur gibi yapıyor ama Selahattin’den nefret ediyorlar. İstanbul’un fethini kanlı bir işgal gibi gösteriyor; Gezi’deki üstadları İhsan Eliaçık‘tan fetva alıyorlar. Onlara göre İstanbul’da bayrağımızın dalgalanması bir çapulculuğun sonucu ama 40 gün boyunca Taksim’i yakıp yıkmak, soygun ve talanla mağazaları yağmalamak “onurlu direniş”.

Sonra neden şaşırıyorsunuz?

Bu zulme “selam çakanlar” elbette Fatih’in türbesine elleri bağrında değil, ardında girerler.