Ölülerin Dirilere Armağanı 

Abone Ol

Dumanı üstünde günahımızın, soğumasına kıyamıyoruz bir türlü.
Biliyoruz, bir fikri pişirip prensip kılmak bedel ister; bu sebepten olsa gerek aperatif fikirler alıyoruz çarşı pazardan, ucuz ve tek atımlık.
Dünyayı ayakta tutan tabiatın yasaları değil, başkalarını unutmayanların vicdanıdır.
Bir kere yaşayacağımız şu hayatta neden korkusuz olmamız gerektiğini
Garaudy'nin vakit az ama yazılacak ne çok şey var demesini unutamıyorum.
Yazı, okuyucu için değildir. Yazı yazanı içindir. Bunu unuttuğumuzda yazamayız.
Dümdüz yazılar, evet, "tam da benim demek istediğimi yazmışsın," denilsin için yazılan yazılardır.
Muhafazakâr yazıcılar ülkesinde, sağı solu, altı üstüyle topyekûn muhafazakâr yazıcılık mesleğidir bu.
Yazılan, yazıcının beynini zorlamıyor; okuyucuda, "Bi dakka, ne oluyor ya hu" dedirtip, toparlanma hissi doğurmuyorsa,
Yazılan sadece kelimeleri yan yana getirmekten öte değildir.
Kelimelerin kavga ettiği, seviştiği, doğurduğu, kanadığı, nefes aldığı o yazıyı, evet, yazamadım.
Yazarsam ve canın yanarsa olan olmuştur.
Harflerin ve nefes almanın bedeli ödenmeye başlamış demektir.

Bir kapı aralığından gördüm Afganistan’ı.
Burkalı bir kadının kınalı elleriyle o çocuğa uzattığı ekmekte kokusu vardı.
Bir kapı aralığından gördüm dünyayı çocuklarım büyüyor ve ben küçülüyordum.
Bir kapı aralığından gördüm hakikati dervişin zikrine, tacirin cüzdanına, ehl-i keyfin eline parça parça verilmişti.
Bir kapı aralığından gördüm göreceğimi.
Hangi duvarın ardına saklanırsam saklanayım çare yok; gördüğünle sınanacaksın.

Şiddet, şehvet gibidir; bünyeyi istila ettiğinde geriye pişmanlık ve yorgunluk kalır.
Devrim ise şehveti dizginlenmiş bir aşk hikâyesine benzer; etten önce aşkı arzulayanlar devrime ulaşabilirler.

Dinle sana bir şey söyleyeceğim
Biz bu aşkın bedelini ödemedik dostum
Kahrolsun Amerika ve işbirlikçileri

Kahrolsun sevdamıza kan doğrayanlar
Kahrolsun dünyanın bütün manyakları
Demenin devrimcilik olduğu zamanlara erdik

Gel seninle Zanzibar’da buluşalım
Ağlaya ağlaya tüketelim içimizde biriken dedikoduları
Bir de bakmışsın sıtkı sıyrılmış fesadın yüreğimizden
Kahrolmuşuz o vakit mutmain yüzlerimizden

Dinlersen sana bir şey söyleyeceğim
Ezan dinlerken tüm hücrelerinle Müslüman kesiliyorsun ya
Secdede mali müşavirler bile sana imreniyor
O sırada bir şube daha açıyor Shell Bingazi’ye
Kahrolduğunla kala kalıyorsun işte.

İslamabad’da Avrupa Şampiyonası için futbol topu poşetleyen çocuk
Allah aşkıyla tweet atan bir Ankaralı İslamcı
Keskin gözleriyle fena zina yapan bir ittihadı İslamcı
Afgan bir yetimin ellerini tutarsa ya kıyamet kopar
Ya kopar kıyam ederek nefsin
Bedelini ödemediğin aşkına berdel olursun.

Kahrola kahrola/ağlaya ağlaya
Gel seninle Zanzibar’dan başlayalım bedelini ödemeye bu aşkın.
Benden olanı kınamışsam ötekinden umudu üzdüğüm için; üzülme! 

Bütün güllerin boynunu vurduk
Kimse kendini gülün dibinde bulamıyor
Gülün kokusu vardı
Ve biz yoktuk
Artık biz varız
Fakat sonrası yok gayrı.
Artık olduk!

Dur Yusuf!
Züleyha'nın bir yere gittiği yok.
Bak bir rüya var önünde, Yakup öldü, dediler. 
Var git yorumla babanın ölümünü.
Garaudy öldü, dediler. Hayra yor yorabilirsen işgal edilen ülkelerini, kalbini, Miraç’a çıkacak Ahmed-i Mahmud biraz sonra,
Kolaysa yorumla
Ölülerin dünyanın dengesini nasıl bozduğunu
Dur Yusuf!
Züleyha beklemekte mahirdir
Ya sen kendi rüyanı yorumlamakta o kadar mahir misin?
Bak! Aşk ve ekonomi alıyor intikamını kanırta kanırta
Yaz sıcağında
Zindan daha serin şimdi
Tüm rüyaların sığınmak isteyeceği kadar serin
Ve firavun imanı denli acı 
Unutmak iyi adamları...

İnandığım adamların çoğu öldü.
Ölmeye de devam ediyorlar.
Biliyorum, inandığım değil, inandığımı kalbinden tenine, teninden diline, dilinden ruhuna yeşerten adamlar ölüyor.
Dünya ıssızlaşıyor mu? Belki...
Kızlarımın ve oğlumun yaşayacağı dünyada Roger Garaudy olmayacak.
Kitapları olacak.
Yahudilerin milyonlarca dolar tazminat cezası kestirdiği kitapları. Babalarının, o adamın, o kitapların yazarı olan cesur Fransız’ın yaşadığını öğrendiğinde ne kadar mutlu olduğunu bilemeyecekler belki de...
Ve yine, o adam öldüğü gün neden ağladığını da anlayıp anlamayacaklarını bilmiyorum. Zira, iyi adamlar kötülerden az ve ölüyorlar işte.
 "İslam, sonsuz mantıktır" diyen adamın cenazesi için Paris'e gitmek, Fatih Camii avlusuna gitmekten daha evla duruyor gözümde.
Gözlerime 99 yaşında cennetin kapısını vuran bir adamın o güzel bakışları gelip oturduğunda, doksan dokuzluk tespih dağılıyor gözlerimden... İnandığım adamlar ölüyor. İnanmadığım insanları her gün hortlatan bir dünyada inandığım ne varsa dipdiri ve garip dururken uzaklarda, bir Fransız öldü.
İsrail devletiyle tek başına savaşan "garip yaşayıp, garip ölen" bir Müslüman terk etti elemler dünyasını.

Say ki biraz daha azaldım, biraz daha garibim, biraz daha sarıldım Müslüman yalnızlığına.
Dünya, koskocaman bir Paris Mezarlığı şimdi, iyilerin hızla defnedildiği…

Hasret, dönüşü olmayan bir yol mudur?
Hasret, dönüşten sonra nereye gider?

Sıcak, yazısızlık ve kelimelerini unutan bir yazar. Dünya başka bir yerde dönüyor zannederiz ya işte öyle bir şeydir uzaklarda terleyen işçi ve işgal edilen ülkeler ve kitap okuyan bir gencin dünyanın linç eden sıcağını görmemesi.

Bak
Binalar yapıyor insanlar
Yollara düşüp petrol ve ömürlerini yakıyorlar
Yaz, sıcak ve unutmak çoğalıyor gözlerinde
Var git içinde ağla!

Bak
Çoğalıyor insan sesleri
İçlerinden ayır bir tutam varsa selamı ve muhabbeti
Mevsimler kelimeler ve terlemek üzerine konuşuyorlar
Var git içinde ağla!

Bak
Kıyamet tellallarıyla kupon satıcılar kol kola yürüyorlar
Sen kendi kıyametine molalar ekleyedur
Yüreğine kar da yağsa yapışıp kalsan da kırılganlığına
Var git içinde ağla!

Dünya inatla dönmeye devam ediyor
Sen boğazına yetim gibi oturan bir ağlamakla kalakaldın düğümlendiğin yerde 
Git, içinde bir yerlerde ağla istimlak olmayan yerin kaldıysa.

Ah hakikat!
Ne kadar acı senin tadın.

Ah acı!
Ne kadar hakiki senin tadın.
Ve insanın dilinde ekşiyen bir elmadan daha çok buruşuyor yüzümüz seni ısırdıkça/tükettikçe.

Size bir sır vereyim kardeşlerim:
Binaları yükseltenler,
Yasaları yapanlar,
Başta kendilerini aldatanlar,
Ve hiç doymayanlar sizi, yani kırılabilen, acı çeken, özleyen, dua eden ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna inananları hatırladıklarında
Evet o gün
Başka bir dünya mümkündür.

Şimdilik iyi müziklere ve sağlam delillere dayanarak susabilirsiniz.
Ve ben ölülerimi hatırladıkça dirilerime selam ediyorum "Her dem yeniden doğarız" diyen Yunus'un sözüyle.