Bugün size çok kritik bir hazırlıktan söz edeceğim.. Özgür Özel’in, CHP’deyken üzerinde çok kafa yorduğu “ara seçim” formülünün, tamamen Ekrem İmamoğlu’nu cezaevinden çıkarmaya dönük bir hamle olduğu biliniyordu. Yani İmamoğlu’nun milletvekili genel seçimlerine hazırlandığı bir kulis falan değil. Ben size bugün gerçek planı anlatacağım..
İmamoğlu’nun cezaevinden kurtarma operasyonu, üç aşamalı daha büyük bir planın ilk aşaması..
Planın nihai hedefi Türkiye’yi yeniden parlamenter sisteme geçirmek ve İmamoğlu’na Cumhurbaşkanlığı yerine Başbakanlık yolunu açmak..
Özgür Özel ve ekibi şu anda harıl harıl İmamoğlu’nun ilk seçimde milletvekili olabilmesini sağlamaya çalışıyor. Üniversite diploması Cumhurbaşkanlığı adaylığı bakımından önem taşıyor doğru. Fakat milletvekilliği için böyle bir şart yok..
Birinci aşama, yapılacak ilk milletvekili seçiminde Ekrem İmamoğlu’nu Yeni Parti listesinden TBMM’ye sokmak.
İkinci aşama, Meclis'te parlamenter sisteme dönüşü sağlayacak anayasa değişikliğinin gündeme getirilmesi ve gerekli Meclis çoğunluğunun sağlanması halinde değişikliğin halkoyuna sunulması.
Üçüncü ve nihai aşama ise yeni sistem yürürlüğe girdikten sonra yapılacak ilk genel seçim.
Bütün hesap, İmamoğlu’nun siyasi geleceğini Cumhurbaşkanlığı makamından çıkarıp yeniden getirilecek Başbakanlık makamına taşımak üzerine kurulmuş durumda..
Burada önemli bir hukuki parantez açmak gerekiyor.
Milletvekili seçilmek, devam eden her ceza soruşturması veya kovuşturmasının kendiliğinden ortadan kalkması ya da İmamoğlu'nun otomatik biçimde tahliye edilmesi anlamına gelmiyor. Anayasa'nın 83. maddesi yasama dokunulmazlığını düzenlerken bunun istisnalarını da belirliyor. Dolayısıyla kulislerdeki siyasi hesap ile ortaya çıkabilecek hukuki sonuç birbirinden ayrı değerlendirilmek zorunda.
Fakat siyasi plan açısından asıl önemli olan İmamoğlu'nun TBMM'ye girmesi.
Çünkü bundan sonraki oyun Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden değil, sistemin kendisinin değiştirilmesi üzerinden kurulacak.
İkinci aşamada ise Yeni Parti'nin parlamenter sisteme dönüş için geniş bir siyasi ittifak arayışına girmesi gerekiyor.. Bu, klasik anlamda bir seçim ittifakından çok daha büyük bir pazarlık anlamına geliyor.
Çünkü hedef hükümeti değiştirmek değil, hükümet sistemini değiştirmek.
Mevcut Anayasa uyarınca anayasa değişikliklerinin kabulü için TBMM'de nitelikli çoğunluk gerekiyor. 600 sandalyeli Meclis'te 360 oy referandum kapısını açabilecek kritik eşik; 400 ve üzerindeki kabul ise anayasal olarak farklı bir prosedür doğuruyor.
İşte Yeni Parti'nin önündeki en büyük siyasi operasyon da tam burada başlayacak..
Parlamenter sisteme dönüş konusunda Yeni Parti yalnızca geleneksel muhalefet partileriyle değil, sistemi değiştirmeye sıcak bakabilecek bütün siyasi aktörlerle temas arayacak.. Belki buna eski yol arkadaşları CHP de dahil…
Referandum kazanılırsa Türkiye'de siyasi oyunun kuralları bir kez daha değişmiş olacak.
2017 anayasa değişikliğiyle kaldırılan Başbakanlık makamı yeniden kurulacak, yürütmenin günlük siyasi sorumluluğu yeniden Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na taşınacak ve Cumhurbaşkanlığının yetkileri hazırlanacak anayasal model doğrultusunda yeniden tanımlanacak.
İşte İmamoğlu burada sahneye çıkacak.. İmamoğlu grup başkanı olarakl hükümeti kurma görevi isteyecek?.. Peki kimden isteyecek?.. Senaryonun siyasi açıdan en sıra dışı tarafı da burada.
İmamoğlu’nun milletvekili olmayı hedeflediği seçimde Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilirse, başbakan adayına hükümeti kurma görevini de o verecek.. Eğer Yeni Parti’nin senaryosu tutarsa o halde tepede tam bir kohabitasyon ortaya çıkacak. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Ekrem İmamoğlu Başbakan.
Bunun gerçekleşebilmesi için ise ELBETTE İmamoğlu ve Yeni Parti'nin önündeki seçim zincirinin tamamını kazanması gerekiyor.
Önce milletvekili seçilecek.
Ardından parlamenter sisteme dönüşü sağlayacak anayasa değişikliği için gerekli siyasi çoğunluk oluşturulacak.
Sonra referandum kazanılacak.
Ve nihayet yeni parlamenter sistem altında yapılacak genel seçimlerde Yeni Parti ve müttefikleri hükümeti kuracak Meclis çoğunluğunu elde edecek.
Ancak matematiğin son basamağı özellikle önemli.
Çünkü parlamenter sisteme dönüş referandumunun kazanılması, İmamoğlu'nun otomatik olarak Başbakan olması anlamına gelmeyecek.
Tam tersine, esas büyük seçim bundan sonra başlayacak.
REFERANDUMU KAZANIP BAŞBAKANLIĞI KAYBEDEBİLİRLER
Varsayalım ki Yeni Parti bütün planı işletti.
İmamoğlu milletvekili oldu.
Parlamenter sisteme dönüş için gerekli anayasal çoğunluk bulundu.
Referanduma gidildi.
Halk parlamenter sisteme dönüşe "evet" dedi.
Fakat yeni sistemle yapılan ilk milletvekili seçiminde Yeni Parti ve müttefikleri hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşamadı.
İşte o durumda bütün planın siyasi sonucu tersine dönebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görevini sürdürürken, TBMM'de çoğunluğu Cumhur İttifakı elde etmişse Başbakan da Cumhur İttifakı'nın belirlediği bir isim olabilir.
Yani muhalefetin parlamenter sisteme dönmek amacıyla yaptığı anayasa değişikliği, sandıktan istediği sonucu çıkaramaması halinde bu kez Cumhur İttifakı'nın parlamenter sistem içinde hükümet kurmasını sağlayabilir.
Başka bir ifadeyle Yeni Parti'nin önündeki hesap yalnızca bir seçim kazanma hesabı değil.
Arka arkaya birkaç siyasi barajın aşılması gerekiyor.
İlk seçim.
Anayasa çoğunluğu.
Referandum.
Ve yeni sistemin ilk genel seçimi.
Zincirin halkalarından herhangi biri koparsa senaryo tamamen değişiyor.
Kendilerini zeki zannediyorlar ama unutulmasın ki, AK Parti hâlâ Türkiye’nimn en yüksek oy potansiyeline sahip partisi. Yani bugünkü şartlarda eğer “yüksek alan kazanır” derlerse, AK Parti yine iktidarı kimseye bırakmaz..