Osman Gazi’nin Rum casusları

Abone Ol

Osman Gazi, Bizans kroniklerinde “Attamanes” adıyla “En atılgan Türk” şeklinde geçer. Dönemin Kastamonu Beyi Yavlak Arslan oğlu Ali, ki Ertuğrul Gazi’nin Kastamonu’ya (Paflagonya) bağlı bir uç beyi olduğunu biliyoruz, İlhanlı/Selçuklu vesayetini çiğneyip Osman’ın Bizans’a karşı ilk savaşına katılmıştı. O Ali ki, düşünün, Moğol (İlhanlı) korkusundan Selçuklu hanedanının “isyankâr” varislerinden Rukneddin Kılıç Arslan’ı öldürmüştü. Anlaşılıyor ki Osman Gazi’nin Türkmenlere verdiği umut neticesinde tereddütleri azalmış.

Romen tarihçi Jorga, “Osman Gazi’deki büyük yetenek ve karizmanın, bunlara ek olarak da entrika yeteneğinin (diplomasi mi demeli?)” Bizans’ı çaresiz bıraktığından bahseder. Savaşçılık, gazilik (yani fütüvvet, cengâverlik) ötesinde dikkat kesilmemiz bir Osman Gazi’den bahsetmek istiyorum size: Oyun (entrika) kurucu Osman Gazi. Zira bu bakış “salt savaşa yeteneği olan gazi Türkmen beyi” algısında ufak da olsa bir kırılmaya sebep olacaktır.

*

Vefaiyye’nin Anadolu’daki büyüklerinden Baba İlyas Horosani’nin torunun Aşık Paşa, bugün hâlâ yeterince incelenmemiş ve tabii anlaşılamamış eseri Garibname’de “gazi” için olmazsa olmaz 18 şart sayıyor. Aşık Paşa “gazi” için atı, zırhı, kılıcı, yoldaşı, bilek gücü vs. olacak diyor mesela. İlk 9 maddenin tam olarak da bunlar gibi zahiri yetenekler (cengaverlik/alplik) olduğunu görüyoruz. Aşık Paşa bir 9 madde daha sayıyor ki daha batını (içsel) olduklarını fark ediyoruz (erenlik). Garibname’nin önemi tam da buradadır: Alp ile erenlik geleneğinin birleştirmesinde. Alp (Gazi) eren tipolojisini ilan etmesinde…

Alperen (Gazieren) cengaverliğinin yanında “erenlik” vasfıyla artık bir oyun kurucudur da. Han ile Dede’nin birleşme dönemidir. Zira Anadolu Sezai Karakoç’un tam isabet ettiği gibi “büyük kumandan” aksiyonu istemektedir. Osman Gazi de elbette bunun bilincinde bir bey olarak, Ortaçağ kültüründe “büyük kumandanların” başvurduğu bir diplomasi stratejisine başvurur: Rumlardan müteşekkil martolos birliği.

*

Martolos Birliği... Baktığımızda Osmanlı'nın II. Murad zamanı yerleşmiş Hıristiyan kuvvetleri gibi görünüyor. Enteresan bir grup. Enteresanlıkları kimlikleri o zamana de açık edilmemesinde… Fark şu ki II. Murad zamanı kimlikleri açık ediliyor. Doğrusu hep varlar. Fakat gizlenerek çalışıyorlar. Bir örnek verelim ve Osman Gazi’nin dehası karşısında bir kez daha saygıyla eğilelim:

Osman Gazi'nin Aratun adlı bir martolosu var mesela. Osman Gazi’nin baş düşmanı İnegöl tekfuru Aya Nikola aleyhinde casusluk ediyor. Yani Kayılar, diğer gazi devlet/beyliklere göre “öteki” ile ilişkisini pragmatik bir zemine oturtuyor. Bunun sembol ismi de Köse Mihal. Mihal, ileriki yıllarda tekfurların Kayılara kurduğu tuzağı Osman’a yetiştirerek Bilecik’in fethedilmesine önayak oluyor.

Aratun da belki de Osmanlıları sahneye çıkmadan yok edecek bir pusuyu Osman Gazi’ye gelip bildiriyor. Aya Nikola Ermeni Beli denen bölgede Osman Gazi’ye pusu kuruyor. Pusudan haberdar olan Kayılar bölgeden hazırlıklı geçiyor. Buradaki çatışmada Osman Gazi’nin yeğeni Bay Hoca şehit düşüyor ki Osmanlı hanedanının ilk şehididir. 1302’de Bizans kuvvetlerinin Yalova’ya çıkarma yapacağını da öğreniyor Osman Gazi ve çevre Türkmenlere haber uçurarak Menderes bölgesinden dahi o gün kendisine yardım getiriliyor.

*

Yazımızı Abdurrahim Karakoç ile bitirelim:

“Ana bildiğimiz şu ana mekân

Burcu burcu vatan düşer aklıma.

Ertuğrul Bey adlı devlet bânisi

Ceddim Gazi Osman düşer aklıma”