-Bir Elin Nesi Var..-
Değerli okurlarım;
Siyasette hesap, etraflı muhasebe gerektiren bir meseledir. Söz konusu çoğu hesabı millet duvarına çarpmasıyla mahir CHP olunca bu durum daha da önem arz ediyor. Tabi CHP’nin hesap uzmanı eski genel başkanı kurultay hesapları ile meşgulken mevcut genel başkan mahkeme kararı öncesi başka bir hesabın arifesinde…
Türk siyasetinde zaman zaman gündeme gelen “ara seçim hamlesi” tartışmaları, bu kez Özgür Özel üzerinden yeniden alevlenmiş görünüyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerini istifa ettirerek Türkiye’yi zorunlu bir ara seçime götürme ihtimali, sadece teknik bir hamle değil; aynı zamanda ciddi siyasi riskler ve fırsatlar barındıran stratejik bir tercih olarak karşımızda duruyor.
Önce Anayasa’ya ve meselenin matematiğine bir göz atalım.
Anayasa’ya göre ara seçim yapılabilmesi için TBMM üyeliklerinin %5’inin boşalması gerekiyor. Bu da en az 30 sandalye demek. Ayrıca bir genel seçimden hemen sonra veya genel seçime bir yıl kala ara seçim yapılamaz.
Halihazırda TBMM’de 8 milletvekili eksik. Yani CHP’de istifa ettirilmesi gereken milletvekili sayısı minimum 22.
Özel bu hamle ile neyi amaçlıyor?
1.Siyasi rüzgârı ölçmek:
Yerel seçimlerde elde edilen başarıların ardından seçmenin nabzını yeniden yoklamak.
2.Psikolojik üstünlük kurmak:
İktidarı “erken seçim tartışmasına” zorlamak ve kamuoyunda momentum yaratmak.
3.Meclis aritmetiğini zorlamak:
22 milletvekili istifa ettirip 30 sandalye veya 22’den 1 fazlasını kazandığında büyük tabloyu değiştirmese de, sembolik bir sonuç elde etmek ve siyasi mevzisini tahkim etmek.
Peki meselenin riskleri neler?
1.Geri dönüş garantisi yok.
İstifa eden vekillerin tamamının yeniden seçileceğinin hiçbir garantisi yok. Siyaset matematik kadar psikoloji işidir.
2.İktidarın avantajı.
Ara seçimler genellikle düşük katılımla yapılır ve örgütlü seçmen avantaj sağlar. Bu konuda AK Parti’nin teşkilatlanması ve iktidar kaynaklarını kullanacak olması dikkate alınmalı. İktidar olası ara seçimde milletvekili sayısını artırırsa, TBMM’nin erken seçim/anayasa yapım sayısına yaklaşır. Güven tazeler.
3.Diğer muhalif partilerle pazarlıklar.
CHP’nin tek başına 30 sayısına ulaşamaması, diğer muhalif partilerle koordinasyonu zorunlu kılar. Bu durum diğer muhalif partilerle pazarlıkları artırır. CHP’yi çizgisinden uzaklaştırır, teşne siyasetine gebe bırakır.
4.DEM’in dirseği CHP’nin kursağı
DEM’in Terörsüz Türkiye sürecinde Cumhur İttifakı’na bir şekilde yakınlaşması veya en azından muhalefet bloğundan koparılmış olması CHP’nin olası bir ara seçimde en büyük yüzleşmesi olur. DEM gereken desteği vermez dirsek dayarsa bu siyasi hamle CHP’nin kursağında kalır. Genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı için senaryo netleşir.
5.Boşa çıkan bazı milletvekilleri hukukun radarına girer.
Dokunulmazlığı kaldırılan bazı milletvekilleri yürütülen davalarla adı geçen milletvekilleri olursa yargı önüne çıkarılır.
Özetle süreç fırsat ve riskler barındıran bir süreç. Senaryo şu;
İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Mersin gibi büyükşehirler başta olmak üzere nüfusun yoğun olduğu yerlerde 1’er milletvekili istifa ettirilecek. 1 milletvekili için o ildeki tüm seçmenler oy kullanacağı için ara seçimde oy veren kişi sayısı nüfusun %70-80’i olacak. Böylelikle bakın “halk sizi değil bizi istiyor” denilecek, “Erdoğan artık meşru değil o koltukta oturamaz” diye baskı yapılacak ve Türkiye erken seçime gidecek.
Sondan başlayayım; Türkiye Erdoğan’ın aday olması için zaten erken seçime gitmek zorunda. Yani arzu edilen şey aslında iktidarın da beklentisi. Ancak mesele zaman. CHP’nin çağrılarına rağmen 2027 Kasım’a kadar beklenecek.
İkinci husus; CHP halen daha başkanlık sistemini içselleştirebilmiş değil. TBMM’deki tüm milletvekilleri de CHP’nin olsa Erdoğan’ın meşruiyeti kaybolmaz. Çünkü TBMM’yi oluşturan halk aynı zamanda Erdoğan’ı seçen halk. Çoğunluk sağlansa ve ülke seçime götürülse Erdoğan yeniden aday olur ki zaten arzu edilen şey bu.
Şimdi açıkça soralım: Bu cesur bir hamle mi, gereksiz risk mi?
Cevabı size bırakıyorum. Ancak bu siyasi bir operasyon olduğu kesin. Bunun karşısında TBMM 22 istifayı onaylamaz veya bir kaçı hariç diğerlerini onaylayarak CHP’nin sandalye sayısını düşürür diyenler de mevcut. Yani hamleye karşı hamle. Ama bana sorarsanız, istifalar tek taraflı irade beyanıdır ve onaylanmalıdır. 22 milletvekilinden bazılarının istifasının kabul etmeyerek CHP’yi boşa düşürmek siyasi korkaklık olarak algılanır ki bu hamle iktidarın karne eksi olarak yazılır.
Sonuç olarak
Özel’in eldeki hesabı -dikkat edin evdeki demiyorum çünkü CHP içinde buna rıza yok- bir hataya dönüşebilir. Dimyata pirince giderken misali yani. Ancak el demişken yazımıoradan bitireyim; bu hamle ses getirmiyor çünkü karşısında muhatap yani TBMM yok. Malum TBMM cumhur ittifakında. Siyasette niyet zemin üzerine inşa edilmezse hayal olarak kalır. O zaman doğmamış çocuğa don biçmekle meşgul Özel’e şu gerçekliği işaret etmek gerekir; Bir elin nesi var…