Papa, 1915’te Ermenilere yapılanları soykırım olarak niteledi.
Katolik Kilisesi’nin başındaki zâtı hiç kimse Türkiye’nin resmî tezlerine uygun şekilde konuşmaya zorlayamaz ve dolayısıyla bu ifade Türkiye için problemli olsa da Papalık için problemli olmayabilirdi.
Olmayabilirdi, şayet trajediler içinde trajedi beğeniyormuş gibi bir pozisyona düşmeseydi.
Ruanda ve Bosna’da yaşanan trajedilere soykırım demedi, Papa.
Hatta, Nazilerin Yahudilere yaptığına bile soykırım demedi; “Nazilerin yaptıkları” deyip geçti.
Dışişleri Bakanlığı’nın konu hakkındaki açıklamasında ve Bakan Çavuşoğlu’nun ilgili beyanatında bu ahlâkî soruna dikkat çekilmesi isabet olmuştur.
1915’te can veren masum Müslümanlar hatırlatılıp geçilebilirdi; fakat bu, çok Eski Türkiye’vari bir tepki olurdu.
Yeni Türkiye mazlumların hamiliği rolünü öyle benimsedi ki böyle bir meselede bile ulusal refleksin ötesine geçip Yahudilerden Tutsilere kadar herkesin mazlumiyetini mesele edinebiliyor.
Yeri gelmişken, Papa cenaplarına 1099 hakkıında ne düşündüğünü de sormak lazım.
Malum; 1099’da Papa’nın ordusu Kudüs ve civarındaki Müslümanlar ile Yahudilerin soyunu kırmıştı.
Güney ve Orta Amerika’nın yerli halklarına uygulanan soykırımın Vatikan kaynaklı olduğunu da hatırlatmakta fayda var.
“Latin Amerikalı” olan Papa o konuyu herkesten iyi bilir zaten.
Almanya’daki “Würzburg İnisiyatifi”, Katolik Kilisesi’nin -16’ncı yüzyıl itibarı ile Protestan Kilisesi’nin de- dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği soykırımların altını çizerek, toplam sayısı 100 milyonu bulan “Kilise kurbanları” için bir anıt dikilmesini istiyor.
Dikilirse, anıtın açılışına Papa’yı da bekleriz.