PARTİ KURMUYORSA NEYİ BEKLİYOR?

Abone Ol

SONAR Başkanı Hakan Bayrakçı’nın son dönemde yaptığı değerlendirmelerde Özgür Özel’in siyasette önemli bir ivme yakaladığını, hatta CHP tabanı dışında da karşılık bulmaya başladığını söylediği biliniyor. Bayrakçı, Özel’in son bir yılda ciddi bir mesafe kat ettiğini ve muhalefetin öne çıkan isimlerinden biri haline geldiğini ifade ediyor.

Peki madem öyle…

Madem CHP’nin resmi oyuyla, Özgür Özel’in kişisel popülaritesi arasında artık belirgin bir fark oluştuğu söyleniyor…

Madem anketlerde henüz kurulmamış bir hareketin bile yüzde 30’ların üzerinde destek bulabileceği konuşuluyor…

O zaman soru şu:

Ne bekleniyor?

Türk siyasetinde yeni parti kurmak için bundan daha uygun kaç dönem yaşandı?

Devlet gücü elinde değilken kurulan AK Parti’nin ilk seçimde iktidara yürüdüğü bir ülkeden söz ediyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıyken kurulan bir hareketin birkaç yıl içinde Türkiye’nin en büyük siyasi gücüne dönüştüğü bir ülkeden söz ediyoruz.

Bugün ise elinde milyonlarca seçmen desteği olduğu iddia edilen, belediyeleri bulunan, medya görünürlüğü yüksek bir siyasi kadrodan bahsediyoruz.

Eğer gerçekten söylenildiği gibi toplumsal karşılığı varsa…

Eğer CHP’nin mevcut yapısı ayak bağıysa…

Eğer seçmen değişim istiyorsa…

O halde yeni parti kurmak için daha ne bekleniyor?

Siyasette gerçek güç anket ekranlarında değil, sandıkta ölçülür.

Bir hareketin büyüklüğü de mevcut bir partinin tabelasının arkasına sığınarak değil, kendi tabelasını asabildiği gün anlaşılır.

Madem yüzde 32’ler konuşuluyor…

Madem toplum hazır deniliyor…

O zaman buyurun.

Partiyi kurun.

Millet de gerçek karşılığın ne olduğunu görsün.

////////////////////////
DÜNYA ANKARA’YA KİLİTLENDİ

NATO’NUN GELECEĞİ TÜRKİYE’DE ŞEKİLLENECEK

Bir zamanlar NATO’nun kapısında bekletilen Türkiye, bugün NATO’nun geleceğine yön verecek zirveye ev sahipliği yapıyor. Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi için dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilmiş durumda. 32 ülkenin liderleri, Avrupa’nın güvenliği, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki krizler ve yeni savunma mimarisini konuşmak üzere Ankara’da buluşacak.

Bu tablo yalnızca diplomatik bir organizasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Çünkü bugün Ukrayna’dan Gazze’ye, Karadeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan her kritik başlıkta Ankara’nın masada olmadığı bir çözüm üretilemiyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin de teyit ettiği gibi ittifakın en kritik zirvesi Ankara’da yapılacak. Türkiye artık kararların kendisine bildirildiği değil, kararların şekillendirildiği merkezlerden biri haline gelmiş durumda.
Bunun için dünya Ankara’yı bekliyor.

Washington bekliyor.

Brüksel bekliyor.

Moskova dikkatle izliyor.

Avrupa başkentleri gözünü Ankara’ya çevirmiş durumda.

Çünkü NATO’nun önündeki temel soruların önemli kısmının cevabı Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada saklı.

Karadeniz’in güvenliği…

Rusya-Ukrayna savaşının geleceği…

Suriye’nin yeniden inşası…

Göç baskısı…

Terörle mücadele…

Enerji koridorları…

Hepsinin merkezinde Türkiye var.

1952 yılında NATO’ya üye olan Türkiye uzun yıllar boyunca ittifakın güney kanadını koruyan ülke olarak görüldü. Bugün ise yalnızca bir sınır karakolu değil; kriz çözen, denge kuran ve yön veren bir aktör konumunda bulunuyor. NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye’nin ittifak içindeki ağırlığı artık askeri kapasitesinin çok ötesine geçmiş durumda.

Temmuz ayında Ankara’da yapılacak zirve bu nedenle sıradan bir toplantı değil.

Dünya yeni dönemin fotoğrafını görmek için Ankara’yı bekliyor.

Ve o fotoğrafın merkezinde Türkiye olacak.
//////////////////////////////