Günlerdir Türkiye, Ahbap Derneği hakkında ortaya atılan iddiaları konuşuyor. Eline telefonu alan bir yorum yapıyor, video çekiyor, ahkâm kesiyor. Ortalık uzmanından çok bilirkişiyle doldu taştı. Açıkçası bu kuru gürültü artık insanı yormaya başladı.
Habercileri anlarım. Araştıran, belge peşinde koşan, bilgiye ulaşmaya çalışan gazetecilerin konuşması doğaldır. Ama sonradan türeyen yorumcuların her konuda uzman kesilmesi gerçekten düşündürücü.
Asıl sorulması gereken soru ise çok başka.
6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşandı. O günlerde birçok ünlü isim, gazeteci, yazar ve sosyal medya fenomeni adeta Ahbap'ın gönüllü sözcüsü haline geldi. Devlet kurumlarını eleştirenler, Kızılay'ı hedef alanlar, insanları Ahbap'a bağış yapmaya çağıranlar ekranlardan ve sosyal medyadan eksik olmadı.
Bugün ise aynı isimlerin büyük bölümü ya sessiz ya da "Ben de kandırıldım" demeye başladı.
Peki o günlerde neden hiç kimse hesap sormadı?
Milyonlarca lira bağış toplanırken neden kimse çıkıp "Bu paralar nerede kullanılacak?", "Nasıl denetlenecek?", "Kim kontrol edecek?" diye sormadı?
Bugün pişmanlık açıklaması yapanların büyük bölümü, o günlerde en yüksek sesle destek verenlerdi.
Mesela Oğuzhan Uğur...
Deprem döneminde Ahbap ile birlikte çalıştıklarını açıklayan, yayınlarında bunu kamuoyuna duyuran isimlerden biriydi. Bugün ise "Devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini görmüş olduk" diyor.
İyi de insan sormadan edemiyor.
O günlerde neden bu sözleri söylemediniz?
Toplanan bağışların akıbetini neden merak etmediniz?
Neden kamuoyu adına hesap sormadınız?
Aynı durum bazı sanatçılar için de geçerli.
Gülben Ergen yıllar önce "Haluk Levent'e bu ülke laf söyletmez.Kendini korumaya ve savunmaya ihtiyacı olmayacak kadar iyilik peşinde bir adam ve koca bir Anadolu yüreği taşır" diyordu. Bugün ise "Ben de güvendim, ben de hayal kırıklığı yaşıyorum" açıklaması yapıyor.
Eda Ece'nin yaptığı açıklamalar da günlerdir tartışılıyor.
Athena'nın solisti Gökhan Özoğuz ise soruşturmanın sonucunu beklediğini ifade ederek kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığını hatırlattı. Elbette herkesin masumiyet karinesine saygı göstermesi gerekir. Ancak kamuoyu bugün doğal olarak şunu soruyor:
Deprem döneminde gösterilen güçlü destek kadar, bugün yaşanan tartışmalar karşısında neden aynı kararlılıkla hesap sorulmuyor?
Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta da tam olarak budur.
Çünkü mesele sadece sanatçılar değil.
Bazı muhalif gazeteciler, köşe yazarları ve sosyal medya yorumcuları da yıllarca Ahbap'a yönelik en küçük eleştiriyi bile sert şekilde karşılamadı mı?
Devlet kurumlarını eleştirirken son derece cesur olanlar, konu Ahbap olunca neden aynı cesareti gösteremedi?
Neden bugüne kadar tek bir zor soru sormadılar?
Neden milyonlarca insanın bağış yaptığı bir yapının faaliyetlerini daha yakından takip etmediler?
Ben hiç unutmuyorum.
Yapımcılığını yaptığım televizyon programlarında bu konuları günlerce gündeme taşıdık. Sorular sorduk. İddiaları haber yaptık. Farklı görüşleri ekrana çıkardık. O günlerde bu soruları soranlar susturulmaya çalışılırken, bugün birçok kişinin dönüp aynı soruları sorması da ayrıca dikkat çekicidir.
Devlet kendi mekanizmalarıyla incelemesini yapar. Savcılık araştırır, yargı kararını verir. Bu sürecin sonucunu hep birlikte göreceğiz.
Ancak benim merak ettiğim başka bir şey var.
O gün Ahbap'ı alkışlayanlar...
Bağış çağrıları yapanlar...
Devlet kurumlarını hedef alanlar...
Muhaliflik adına sorgulamayı bırakanlar...
Bugün neden sessiz?
Neden bugüne kadar bir kez olsun çıkıp kamuoyu adına hesap sormadılar?
Çünkü bugün yapılan birçok açıklama bana samimi bir özeleştiriden çok, oluşan kamuoyu baskısına karşı pozisyon alma çabası gibi geliyor.
Asıl marifet herkes alkışlarken soru sorabilmekti.
Asıl gazetecilik, kalabalığın peşinden gitmek değil, gerektiğinde kalabalığa rağmen soru sorabilmekti.
Ve unutmayalım...
Bir ülkede algılarla gerçeğin yer değiştirmesine izin verildiğinde, en büyük zararı yine vatandaş görür.