Rahmetli Dr. Emin Acar’a kulak verelim!..

Abone Ol

90 yaşında iken 3 Nisan 2016 yılında vefat eden, Milli Selamet Partisi Milletvekili ve din alimi Dr. Emin Acar’ı (Allah Rahmet eylesin) vefatından kısa bir süre önce ziyaretine gitmek nasip olmuştu.

Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camii’nin hemen arkasında ofisini arayarak, sorarak bulmuştum. Çok mütevazi bir ofisi vardı. Ofisin içinde sürekli bir ezan okunur, insanın içi huzur bulurdu. Ziyaretçilerini burada kabul eder, her ziyaretine gelen ile yakından ilgilenirdi. O ziyaretimde hamdolsun bende o ilgiyi gördüm. Sohbet etme imkânı buldum. Tavsiyelerini aldım. İlk ziyaretimden sonra sürekli ziyaretine gitme niyetim gerçekleşmedi, çünkü vefat ettiği haberini üzüntüyle duydum. Bir alimin ölmesi, bir alemin ölmesidir. Allah (cc) cennetine kabul buyursun.

Ziyaretim esnasında bana sorular sordu. Beni tanımak istediği belli idi. Bende, büyük bir alimin karşısında cevap hakkımı çok dikkatli ve saygı ile kullanıyordum. Sohbetimizde geçen konularla ilgili cevapları, hemen orada bulunan kitaplıktan, kitap ismi ve sayfalarını söyleyerek çıkarttırması ve onu okutması ona olan hayranlığımı orada en üst düzeye çıkarmıştı. 90 Yaşında bir alimin müthiş hafızasına tanık olmuştum.

Rahmetli Dr. Emin Acar’ın bana sorduğu sorulardan biri de “Sen ‘Seyyid’ misin?” şeklinde oldu. Böyle bir alimin karşısında pat diye cevap vermek olur mu? Düşündüm ve böyle bir unvana sahip olduğumu bilmediğimi söyledim.

Bana dedi ki; “Evet sen Seyyid’sin. Sen Hz. Adem’in çocuğu değil misin? Öyle ve sen Seyyid’sin.”  Hemen peşinden bir soru daha sordu ve dedi ki; “Sen Alevi misin?” Yine düşünerek yukarıdaki soruya karşılık verdiğim cevabı verdim. “Benim böyle bir özelliğimin olduğunu bilmiyorum” dedim. Bana yine “Sen Hz. Ali’yi seviyor musun?” dedi. Bende “Hz. Ali sevilmez mi? Evet çok seviyorum” dedim. Sonra bana; “İşte sen Alevisin” dedi.

Rahmetli Dr. Emin Acar’ın bu sözleri aslında hepimizin bildiği ama aklımıza getirmediğimiz ümmetin birliğini hatırlatmak oldu. Irkçılığa karşı da ders niteliğinde tarihe geçen sözlerdi. Bende Irkçılığın dünya gündemine oturduğu bu günlerde Rahmetli Acar’ın bu sözlerinin kayda geçmesini amaçlayarak siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Irkçılık ile mücadelenin insanlık adına yapılması gerektiğine inanıyorum.

Almanya’da İHA Temsilcisi ve euro24.news medya grubu sahibi Mustafa Tığlı aracılığı ile bu konuda bir çalışmadan haberdar oldum.

Almanya’nın Kuzey Ren- Vestfalya eyaletindeki, Türkiye’nin Essen Başkonsolosu Şener Cebeci ve eşi Fatma Cebeci, 29 Mayıs 1993 tarihinde ırkçı bir saldırı sonucunda, Solingen’de iki kızını, iki torununu ve bir yeğenini kaybeden Genç ailesini Devlet Konukevi’nde kabul etti.Başkonsolos Cebeci, Genç ailesinin tarifsiz acılara rağmen, barış be hoşgörünün temsilcisi olduğunu ifade ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Genç ailesinin yanında olduğunu ifade etti ve şunları söyledi:

“Başkonsolos Şener Cebeci, ” Mevlüde Genç, yaşadığı tarifsiz acılara rağmen, 25 yıldır hoşgörü, kardeşlik ve barış içinde bir arada yaşama mesajı veriyor. Irkçılığın, İslam düşmanlığının, ayrımcılığın, her türlü aşırıcılığın artmakta olduğu günümüzde, Anadolu’nun kadım bilgeliğinin yaşayan timsali olan Mevlüde Genç’in sözlerine daha fazla kulak vermeye ihtiyacımız var.”

Hepimiz Hz. Adem’in çocuklarıyız. İnsanlığın ortak değerinde buluşmak, empati yapmak ve iyilik için çalışmak, insanın gelecek mutluluğunun kapısını açar. Tabi her iyi işlerde yarışanların kazanacağı gibi yine biz kazanırız.

Selam ve dua ile…