RAMAZAN VE DİRİLİŞ

Abone Ol

Bir Ay Değil, Bir Yeniden Doğuş Çağrısı

Ramazan…

Takvimde bir ay olarak görünür.
Oysa hakikatte bir mevsimdir.

Kalbin mevsimi.
Vicdanın mevsimi.
Dirilişin mevsimi.

İnsan bazen yorulur.
Günlük telaşın içinde anlamını kaybeder.
Zaman hızlanır, kalp yavaşlar.
Söz çoğalır, hikmet azalır.

Ramazan işte bu hız çağının ortasında ilahî bir moladır.

Kur’an-ı Kerim bu ayı sıradan bir zaman dilimi olarak tanımlamaz:

“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğruyu ve yanlışı ayıran Kur’an onda indirildi.”
(Bakara, 185)

Bu ayın özünde vahiy vardır.
Vahyin olduğu yerde ise diriliş vardır.

Çünkü vahiy, insanı ayağa kaldırır.

DİRİLİŞ NEDİR?

Diriliş, sadece ölümden sonra yeniden hayat bulmak değildir.
Diriliş, yaşarken uyanmaktır.

Gafletten uyanmak.
Nefsin ağırlığından sıyrılmak.
Dünyevî hırsların kalbe kurduğu tahtı yıkmak.

Ramazan, insanın iç dünyasında küçük bir kıyamettir.
Eski alışkanlıkların sarsıldığı,
nefsin dizginlendiği,
iradenin yeniden kurulduğu bir ay.

Resûlullah (sav) buyurur:

“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”
(Buhârî, Savm 6; Müslim, Sıyâm 203)

Bu hadis, Ramazan’ın affedici yönünü anlatır.
Ama affedilmek bir sonuçtur.
Asıl mesele, değişebilmektir.

Bağışlanma, dirilişin kapısıdır.

ORUÇ: BEDENİN DEĞİL, RUHUN EĞİTİMİ

Oruç yalnızca aç kalmak değildir.
Eğer sadece açlık olsaydı, her yoksul insan velî olurdu.

Oruç; sabırdır.
Oruç; iradedir.
Oruç; nefsin terbiye edilmesidir.

İmam Gazâlî, “İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn” adlı eserinde orucun derecelerinden bahseder.
Sadece midenin değil; gözün, kulağın, dilin ve kalbin de oruçlu olması gerektiğini söyler.

Göz harama bakmayacak.
Dil kırıcı söz söylemeyecek.
Kulak gıybet dinlemeyecek.
Kalp kibir taşımayacak.

İşte diriliş burada başlar.

Bir insanın dili değişirse kalbi değişir.
Kalbi değişirse hayatı değişir.

TARİHTE RAMAZAN VE DİRİLİŞ

Ramazan, İslam tarihinde sadece bireysel ibadet ayı değildir.

Bedir Gazvesi Ramazan’da yaşandı.
Yokluk içindeki bir topluluğun, imanı sayesinde ayağa kalkışı…

Mekke’nin fethi Ramazan’da gerçekleşti.
Yıllarca işkence görenlerin, affı tercih ettiği gün…

Bu iki örnek şunu gösterir:
Ramazan, direnişin ve merhametin aynı anda yaşandığı bir aydır.

Osmanlı şehirlerinde Ramazan geldiğinde hayatın ritmi değişirdi.
Mahyalar minareler arasına asılır,
“Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” yazardı.

İftar topu sadece orucu değil; sabrı da müjdelerdi.
Sadaka taşları dolup taşar, kimse kimseyi incitmeden yardım yapılırdı.

Bu bir medeniyet pratiğiydi.

Ramazan, toplumun ruhunu diriltirdi.

MODERN ÇAĞDA DİRİLİŞE İHTİYAÇ

Bugün insanlık büyük bir yorgunluk yaşıyor.

Savaşlar bitmiyor.
Kardeş kavgaları dinmiyor.
Mezhepsel ayrışmalar derinleşiyor.
Tüketim kültürü kalpleri katılaştırıyor.

İnsan çok konuşuyor ama az dinliyor.
Çok harcıyor ama az paylaşıyor.
Çok görüyor ama az düşünüyor.

Ramazan, bu çağın en büyük ihtiyacına cevap verir:
Dinginlik.

Sahur vakti dünyanın en sessiz saatidir.
O sessizlikte insan Rabbine en yakındır.

Teravih namazında omuz omuza duran kalabalık,
aslında bir diriliş provasındadır.

Zekât ve infak, malın kalpte kurduğu egemenliği kırar.
Sadaka, insanın içindeki cimriliği öldürür.

Her iftar, bir şükür dersidir.
Her sahur, bir niyet yenilemesidir.

KUR’AN İLE DİRİLİŞ

Ramazan, Kur’an ayıdır.

“Bu Kur’an, kalplere şifadır.”
(Yûnus, 57)

Kalp hasta olabilir.
Kibirle, hırsla, hasetle, öfkeyle…

Şifa, vahiydedir.

Kur’an okuyan insan sadece harfleri telaffuz etmez.
Kendi hayatını da yeniden okur.

Ramazan’da yapılan mukabele geleneği,
sadece bir ibadet değil, bir diriliş eğitimidir.

Her ayet, kalbe bir dokunuştur.
Her sayfa, insanı kendine çağırır.

ASIL DİRİLİŞ: RAMAZAN SONRASI

Ramazan geçer.
Hilal görünür.
Bayram sabahı gelir.

Asıl soru şudur:

Ramazan bittiğinde ne değişti?

Öfkemiz azaldı mı?
Merhametimiz arttı mı?
Paylaşma alışkanlığı kalıcı oldu mu?

Diriliş, bir ay süren bir heyecan değil.
Bir ömür sürecek bir dönüşümdür.

Ramazan bize yeniden başlama cesareti verir.

Belki küçük bir alışkanlık değişir.
Belki bir kırgınlık son bulur.
Belki bir kalp yumuşar.

Ve belki en büyük diriliş,
kendi içimizdeki savaşı susturduğumuz andır.

BİR DUA

Allah’ım…

Bu Ramazan’ı bizim için bir uyanış eyle.
Kalplerimizi katılıktan arındır.
Bizi sadece aç kalanlardan değil, değişenlerden eyle.
Bizi Ramazan’a erişenlerden değil, Ramazan’ı yaşayanlardan eyle.

Bu ayı bir diriliş vesilesi kıl.
Kalbimizi Kur’an’la, hayatımızı hikmetle, dilimizi merhametle doldur.

Ve Ramazan bittiğinde
bizim içimizdeki aydınlığı söndürme.
AMİN…