Rehberden de silinmeyin, gönülden de

Abone Ol

Eskiden, çok eskiden komşuluk ve mahalle kavramı vardı. Akşam iş veya okul dönüşü mahallenizin sokağında karşılaştığınızda mutlu olduğunuz güzel insanlar vardı.

Teknoloji ile boğulmamıştık henüz. Televizyon denilen icat evlerimizde başköşeye kurulmamıştı. Santralden sıra alınarak görüşme yapılabilen telefonlar vardı. Zaman kahredici bir şekilde ilerledikçe tuhaf gelişmeler yaşanmaya başladı ve insanlar da giderek yalnızlaşmaya başladı.

“Bir dostu olmalı insanın, ihtiyaç duyduğunda hiç çekinmeden arayabileceği” diye klasik edebi bir özlü sözü bilmeyen pek yoktur. Ama zamanla bireyselleşen insanlar daha da bencilleşti; teknolojinin getirdikleri ile de daha da yalnızlaştı. Onca kalabalıklara rağmen insan ilişkileri ve değerler bir bir yok oldu (aslında kendiliklerinden olmadı, bizler yok ettik onları) “Bir dost bulamadım/Gün akşam oldu” dizelerinde olduğu gibi dost ve sahici arkadaşlar bulmanın çok zor olduğu bugünlere geldik.

Yeni nesil çok fazla bilmez ama yaşı biraz ileri olanların çok iyi bildikleri telefon fihristleri vardı. Büyükçe olanları ahizeli sabit ev veya iş telefonlarının hemen yanı başında veya altında bulunurdu. Cep için olanlar adı üstünde cepte taşınır ve lazım olduğu durumlarda kullanılırdı.

Cep telefonlarının ilk çıktığı zamanlarda SIM kart kapasitesi çok sınırlı olduğu için yine telefon fihristlerine ihtiyaç duyulurdu. Akıllı telefonlara geçilince o cep fihristlerine ve diğer fihristlere bir şekilde ihtiyaç da kalmadı. Laf aramızda eskiden o tür fihristlerin promosyon/eşantiyon ürünler arasında gözde olduğunu da ifade edeyim. Hâlâ yaptıran var mı, kaldı mı ben de bilmiyorum.

Adres ve telefon fihristleri/rehberleri zaman zaman güncellenme, temize çekilme ihtiyacı hissedilirdi Bazı isimler bir türlü hatırlanamaz, bu sebeple de temize çekilip yeni fihriste alınma/yazılma ihtiyacı duyulmazdı.

Günümüzde de bazen telefonunuzun rehberini karıştırırken sizim için hiçbir anlam içermeyen isimlerle karşılaşırsınız.

Şöyle yakın ve uzak geçmişe, en gerilere kadar zihninizde bir yolculuk yaparsınız, hafızanızı zorlarsınız kim olduğunu hatırlamak için. Tüm çabalarınız boşa çıkar, hatırlayamazsınız. Oysa bu isim ve telefon numarasını siz kaydetmişsinizdir.

En sonunda artık sizin için hiçbir önemi olmayan bu isim ve numara için “sil” tuşuna basarsınız, onaylama ekranı geldiğinde şöyle bir daha düşünür ve nihayetinde onaylarsınız.

Unuttuğunuz, hatırlayamadığınız isimlerin yanında bir de isteseniz de arayamayacağınız isimler vardır rehberinizde.

Geçen gün telefon rehberimi şöyle bir kontrol ettim. Rehberimde kayıtlı o kadar çok sevdiğim ve dostum/arkadaşım/büyüğüm darı bekaya göç etmiş ki ben bile şaşırdım.

Genellikle dostlarımı ve arkadaşlarımı sebepsiz ararım. Hal hatır sormak için, bir selam verip sesini duymak, bazen de hayır dualarını almak için. Karşımdaki ses beklediğim tonda değilse ve sanki ondan bir şey isteyecekmişim tavrını takınan varsa onları tekrar aramamaya özen gösteririm. (Gerçi arkadaş/dost yeri geldi mi bir ihtiyaç gidermek için değil midir)

Bir de çok fazla meşgul olan arkadaşlarım var ki onları o yoğunluklarında rahatsız etmemek amacıyla çok sık aramam.

Ayrıca her şeyi iş-güç olan isimler de vardır. Öyle ki o yoğunluklarından kendi çocuklarının simalarını dahi unutacak hale gelmişlerdir.

Artık rehberinde isminizin bulunduğu kişi için isminiz hiçbir mana ihtiva etmiyorsa hatta sizi hatırlayamıyorsa bu önemli.

Tüm bunların sonunda diyeceğim o ki; Kendinizi unutturarak telefon rehberlerinden silinmeyin; gönüllerden asla!