KÖRFEZ'DE JEOPOLİTİK DEPREM: BAE’NİN OPEC RESTİ, SUUDİ ARABİSTAN’A İSYAN VE HÜRMÜZ’Ü BY-PASS PLANI
Körfez'i vuracak o büyük kırılmayı Katar'da yaşayan Akademisyen Muhammet Şahin'e sordum. Şahin'in değerlendirmeleri, BAE'nin OPEC'ten ayrılma ihtimalinin sadece ekonomik bir tercih değil, Ortadoğu'nun enerji haritasını ve siyasi dengelerini kökünden değiştirecek bir "siyasi isyan" olduğunu ortaya koyuyor.
İşte Muhammet Şahin'in analizleriyle, BAE'nin OPEC'ten çıkış planının arkasındaki o sarsıcı gerçekler:
1. Hürmüz'ü "By-Pass" Edecek Gizli Silah: Fujairah Limanı
BAE’nin OPEC’ten ayrılmasıyla birlikte önümüzdeki süreçte en çok duyacağımız konu, dünyanın en tehlikeli enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nın BAE tarafından nasıl by-pass edileceği olacak. BAE'nin yedi emirliğinden biri olan Fujairah, doğrudan Hint Okyanusu'na kıyısı olmasıyla Hürmüz'e girmeden açık denizlere ulaşan kilit bir noktada. Bu liman üzerinden günlük 1.7 milyon varil ham petrol ve rafine ürün ihracatı kesintisiz gerçekleştirilebiliyor. Üstelik Fujairah Limanı, 18 milyon metreküp kapasitesiyle dünyanın en büyük petrol ve yakıt depolama merkezlerinden biri olarak BAE'nin elini muazzam ölçüde güçlendiriyor.
2. Riyad'ın Hegemonyasına Son: Siyasi İsyan ve Varoluşsal Dönüşüm
BAE'nin OPEC'ten çekilmesi, üretim artırma isteğinden öte, Suudi Arabistan'ın bölgesel enerji politikaları üzerindeki egemenliğinin sonunu getirecek bir depremdir. İran Savaşı'ndan sonra BAE politikasında varoluşsal bir dönüşüm yaşanmış, Arap dayanışmasına dair "yalan vaatler" yerini, ilişkilerin İsrail ve ABD yönünde yeniden haritalanmasına bırakmıştır. Son yıllarda Riyad ve Abu Dabi arasındaki ilişki, "sıkı ittifaktan" ekonomide "vahşi bir rekabete" dönüşmüştür.
3. "Vahşi Rekabetin" Sebebi: 80 Dolar vs. Maksimum Üretim
OPEC+ içinde iki ülke arasında tarihi bir uçurum var: Suudi Arabistan, devasa "2030 Vizyonu" projelerini finanse etmek için petrolün 80 doların üzerinde kalmasına ihtiyaç duyuyor ve üretimi kısmakta ısrar ediyor. Üretim maliyeti dünyadaki en düşük ülkelerden biri olan BAE ise fiyat düşse bile çok daha fazla üreterek pazar payını ele geçirmeyi hedefliyor.
4. Küresel Satranç: ABD İçin Zafer, Rusya İçin Fırsat
BAE'nin OPEC'ten ayrılması ittifakı bir daha toparlanamayacak şekilde zayıflatacaktır. BAE, ittifak içinde kotasını aşan Rusya gibi ülkelere karşı bir "emniyet supabı" görevi görüyordu. BAE çıkarsa, Suudi Arabistan "bedavacılara" karşı yalnız kalacak ve 2020'deki gibi yıkıcı bir "fiyat savaşı" başlatmak zorunda kalabilecektir. Öte yandan ABD, OPEC'i Rus çıkarlarına hizmet eden bir "kartel" olarak gördüğü için BAE'nin ayrılışını Amerikan dış politikası için büyük bir zafer ve "Arap-Rus petrol karar birliğinin parçalanması" olarak kutlayacaktır. BAE ise yüzünü Asya'ya (Çin ve Hindistan) dönerek doğrudan tedarik anlaşmaları yapacaktır.
5. Asıl Neden: 2040 Korkusu ve Yeşil Enerji Finansmanı
Olayın perde arkasındaki en büyük gerçek ise zamandır. Fosil yakıtlara yönelik "altın talep penceresinin" 2040'a kadar kapanacağı öngörülüyor. Abu Dabi yönetimi, OPEC kotalarına uyarak petrolü yeraltında tutmanın, gelecekte bu kaynakları "değersiz varlıklara" dönüştüreceğinden korkuyor. BAE, hidrojen ve yenilenebilir enerjide küresel merkez olmak istiyor ve bu yeşil dönüşüm için muazzam bir nakit akışına ihtiyacı var. Üstelik 2030'a kadar günlük üretim kapasitesini 5 milyon varile çıkarmak için 122 milyar dolar yatırım yaptılar; ancak OPEC onları 3 milyon varil bandında tutarak frenliyor.
Sonuç olarak BAE; kendi markası olan "Murban" ham petrolünü Brent ve Teksas petrolüne rakip yapmak ve üretimi Viyana'daki örgütün siyasi kararlarına değil, serbest piyasanın gücüne bırakmak için bu tarihi adımı atmaya hazırlanıyor.