Ruşen Çakır’ın Talebi

Abone Ol

Haber müdürleri, genç muhabirleri habere gönderirken hatırlatırlar: “Haber yapmaya gidiyorsunuz, aman ha, kendiniz haber olmayın.” Bu hatırlatmanın işe yaramadığı çok örnek vardır. Ruşen Çakır’ın da yaptığı haberin önüne geçtiği, kendisinin haber olduğu çok defa görüldü.

Arkadaşının zannederek alıp cebine attığı araba anahtarını, uyarılmasına rağmen Silivri’den İstanbul’a kadar taşıması, pişkince “gelsin buradan alsın” demesi haber olmuştu.
İmamoğlu’nun ünlü Roma gezisine eşiyle birlikte katılmış, herkes tek başınayken, onun duble kontenjan kullanılması da çok konuşulmuş, haber yapılmıştı.

Şimdi de AK Parti’nin meclisteki grup toplantısına katılması, Cumhurbaşkanının elini sıkması haber oldu. Aslında bir gazetecinin, meclisteki toplantıyı izlemesinin, Cumhurbaşkanının elini sıkmasının haber değeri yok. Zaten o salonda çok sayıda basın mensubu vardı. Toplantıyı televizyondan seyredenler onların hiçbirini görmediler. Gazeteciler kendilerine ayrılan yerde toplantıyı takip ettiler. Sonrasında da yine kendilerine ayrılan yerde, soru sorma şansı yakalamaya çalıştılar.

FARKLILIK

Oysa Çakır farklıydı. Salona toplantının başlamasından 1,5 saat önce geldi ve o mevkiye konuşlandı. Cumhurbaşkanının oturacağı yeri gözüne kestirerek beklemeye başladı.

Maruzatı olanların, talebini iletmeye çalışanların, Cumhurbaşkanı ile fotoğraf karesine girmek isteyenlerin arasında sabırla beklemesi, herkesin dikkatini çekti. Hareketlerini izleyenler buna bir anlam vermeye çalışsalar da, ne yapmak istediğini kestiremediler.

Nitekim kolladığı fırsatı yakaladı ve Cumhurbaşkanının elini kemal-i hürmetle sıktı. Görevliler tarafından kibarca oradan uzaklaştırılırken hâlâ arkasına bakıyordu.

ELEŞTİRİLER

Sonrasında ağır eleştirilere uğradı Çakır. Moda tabirle; linç yedi. Eleştirenlerin başında, yeni nesil Kemalistlerden Berk Esen vardı.

Berk Esen, ‘siyaset bilimci’ sıfatı taşıyan bir akademisyen. Kamuoyuna açık biçimde muhalefete danışmanlık hizmeti veriyor. Muhalifliğinin ateşi rasyonalitesini sakatlamış, onu bir militana dönüştürmüş durumda. Yorum yapmakla yetinmiyor, iktidarı devirmenin reçetelerini yazıyor.
Berk Esen Ruşen Çakır’ın el sıkma fotoğrafını, “aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde” notuyla paylaşarak Çakır’ı döneklikle, kaypaklıkla suçladı.

Söz Mahir Çayan’a aitmiş. İhanetle, alçaklıkla, faşistlikle suçlamaların, tasfiyelerin, fraksiyon kavgalarının yaşandığı bir Dev-Genç kongresinde söylemiş. Ancak oraya uyacak kabalıkta bir ifade.

Bir akademisyenin, yakın zamana kadar kanalında yayın yaptığı birini eleştirmek isterken, bir devrimci önderin ideolojik katılığını gösteren ifadesine tutunması yeterince manidar ve hazin.

EFELENME

Ruşen Çakır olayın sonrasında, kanalında yayın yaparak kendisini savundu. Ona göre her şey olması gerektiği gibiydi. Özetle şunları söyledi:

“Benim gözümde siyasetçilerin hepsi aynıdır. Siyasi duruşumu bilen bilir. Ben Erdoğan’ın elini sıkarken ondan bir şey istemedim. Tam tersine Erdoğan’a ‘Ben hâlâ gazeteciyim, size rağmen gazetecilik yapıyorum’ demek istedim.”

Efelenmesini en geniş zamana yaydı Çakır: “Erdoğan’dan bugüne kadar hiçbir şey istemedim, istemeyeceğim”

OYSA

Toplantı sonrasında, Erdoğan ve ekibinin peşine takılmış Ruşen Çakır. Toplantı öncesindeki beden dilinin anlattığı gibi, meğer -açıklarsa öğreneceğimiz- bir isteği varmış! Görüşme talebini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a iletmiş. Hasan Doğan da “şimdi olmaz, konuyu telefonda görüşelim” karşılığını vermiş. Bu diyalogu, o koridordaki çok kişi duymuş.

Özetle; Ruşen Çakır konuyu çarptırıyor. Eleştirilen, kınanan, onun muhalifliği ya da gazeteciliği değil. El sıkmasını mümkün kılacak mizanseni denk düşürmek için saatlerce orada beklemesi. Hadi onu da geçelim. Devamında, Hasan Doğan’dan bir görüşme ayarlamasını talep ettiği halde, “hiçbir şey istemedim, istemeyeceğim” diyerek efelenmesi.