Rusya Ortadoğu’da ne anlam ifade ediyor?

Abone Ol

Amerikan düşünce kuruluşu The Washington Institute nisan ayında Rusya’nın Ortadoğu’daki varlığı hakkında önemli bir analiz yayınlamıştı. Elbette ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını takip etme, anlama ve yönlendirme amaçlı olarak kurulan bir kurumdan küresel ölçekte fayda beklenmez ancak ele alınan konu bizim de bu kuzey ülkesinin sıcak denizlerdeki iştahını ve bölge halkları üzerindeki etkisini irdelememizi gerekli kılıyor. Analiz 2016 yılında yayınlanan ‘Ortadoğu’daki Rusya’ kitabının yazarı Anna Borshchevskaya’ya ait. Sovyetler Birliği’nin her zaman yumuşak karnının Ortadoğu olduğunu yazan Rusya uzmanı Borshchevskaya, Putin’in ise buna karşın sıfır sorun politikası çerçevesinde Rusya’yı yeniden Ortadoğu’ya çekmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirtiyor. Bu durum Batı’nın özellikle de ABD’nin hoşuna gitmese de Washington yönetiminin Ortadoğu’daki önceliklerini Çin ve Rusya ile rekabette olduğu diğer bölgelere kaydırmış olması kendi çelişkisi olarak ortada duruyor. Borshchevskaya’ya göre 2013’te dönemin ABD Başkanı Obama’nın Suriye’de kırmızı çizgiler çekip ardından yaşanan katliamlara sessiz kalması Putin’in elini güçlendirdi ve Batı’nın zayıflığını keşfeden Putin’e geniş hareket alanı sağladı. Zaten 2015’te Rusların askeri olarak Suriye’ye inmiş olmaları da bu özgüvenin bir neticesi olarak ortaya çıkıyor. Bugünkü ABD yönetiminin de belirli bir Suriye politikası olmaması hatta bu bölgelerdeki çıkarlarını geri plana atması Rusya’nın iştahını çok daha fazla kabartmış durumda. Şimdi Moskova, ABD’den doğan boşluğu doldurmak için Arap yönetimleriyle daha sıkı ilişkiler kurmaya çalışıyor. Özellikle Suriye’de elde ettiği göreceli başarıdan dolayı Putin, İran’ı da yanına alarak Ortadoğu sokaklarına girmeye çalışıyor. Peki bu ne kadar gerçekçi bir politika? Rusya Arap halklarının gözünde meşru bir aktör olabilir mi? Putin’e göre ülkesi Arap dünyasındaki politikalarında başarılı. Kasım ayında gerçekleşen ‘Rusya Çağırıyor’ yatırım toplantısında konuşan Putin bu başarının arkasında, Arap dünyasındaki ortaklarının geleneklerine, tarihlerine, dinlerine duydukları saygının ve içişlerine kesinlikle karışmamalarının yattığını söylemişti. Ama saha ve gerçekler Putin’in iddiasını doğrulamıyor. Rusya’nın Suriye’de işlenen cinayetlere ortak olması Arap sokağı için unutulacak bir fotoğraf değil.

Arap halkları nezdinde Suriye adeta bir turnusol kâğıdı görevi görüyor. ABD’nin Suriye’de işlenen katliamlar karşısında eli kolu bağlı durması, gerek Arap halkları, gerekse Arap liderleri açısından unutulmaz bir sahne oldu. Özellikle İsrail konusunda şahin kesilen Amerikan yönetimlerinin on binlerce masum katledilirken hiçbir şey yapmıyor olması bu ülkeye karşı ciddi bir güvensizlik oluşturdu. Afganistan’daki yenilgi de bu algıya tuz biber ekledi. Türkiye’nin ise yalnız kalmasına rağmen Suriye başta olmak üzere Arap halklarının özgürlük mücadelesini desteklemesi yine Arap halklarının zihninde unutulmayacak bir iz bıraktı. Bugün Türkiye’nin yüzbinlerce Suriyeli sığınmacıya sahip çıkması da masumların haklarını korumak için askeri faaliyetleri dahi göze alması da Suriye milli ordusuna verdiği destek de Arap sokağının belleğine kazanmış durumda.

Rusya ise Suriye’de bir başarı kazanmış gibi görünse de Arap halklarının gözünde hiçbir zaman itibar sahibi olamayacak.