Magazin dünyasında yıllardır yüzlerce sanatçıyı izledim. Binlerce konser gördüm, sayısız albüm dinledim. İşin mutfağında da oldum, sahnenin önünde de... Bu yüzden bir sanatçıyı değerlendirirken sadece şarkısına değil, duruşuna, karakterine, sahnesine ve yıllar içinde çizgisini koruyup koruyamadığına da bakarım.
Bugün açık açık söyleyeceğim...
Ebru Yaşar'ın Amo988 ile yaptığı "Elini Ver" düetine bayıldım.
Normalde yeni çıkan bir şarkıyı dinler geçerim. Ama bu şarkıyı bir kez dinledim, dilime dolandı. Günlerdir istemsizce mırıldanıyorum. İşte buna hit şarkı denir.
Söz ve müziği Ali Hamit İsmail'e ait olan eser tam anlamıyla akılda kalıcı, hareketli ve enerjisi yüksek bir çalışma olmuş. Son yıllarda çıkan birçok şarkı birkaç gün konuşulup unutuluyor. Ama "Elini Ver" onlardan biri değil.
Bir de Amo988...
Gerçek adı Ali İsmail olan, Irak Erbil doğumlu bu genç müzisyenin ses rengini gerçekten çok beğendim. Ebru Yaşar ile öyle güzel bir uyum yakalamış ki sanki yıllardır birlikte düet yapıyorlar. Sesler birbirini bastırmıyor, tamamlıyor. İşte gerçek düet budur.
Şarkının sosyal medyada bu kadar büyük ses getirmesine de hiç şaşırmadım.
TikTok'ta, Instagram'da, Reels videolarında...
Nereye baksam bu şarkı.
Herkes paylaşıyor.
Herkes kendi hikâyesine bu şarkıyı ekliyor.
Demek ki insanlar sadece dinlememiş, hissetmiş.
Bir şarkıyı milyonlarca insana ezberletmek kolay değildir. Bunu başaran herkesi ayakta alkışlarım.
Şimdi gelelim Ebru Yaşar'a...
Kendisini uzun yıllardır tanıyorum ve takip ediyorum. Son yıllarda gerçekten çok büyük projelere imza atıyor. Ekibiyle uyumu, iş disiplini ve profesyonelliği takdire şayan.
Sahneye çıkarken gösterdiği özen de ortada.
Kıyafetinden makyajına kadar her ayrıntıyı düşünüyor. Gösteriş uğruna değil, zarafet için hazırlanıyor. Hanımefendi duruşundan hiç ödün vermiyor.
2015 yılında iş insanı Necat Gülseven ile evlendi.
2017 yılında ikiz çocuklarını dünyaya getirdi.
Ailesine olan bağlılığı ise herkesin bildiği bir gerçek.
Konserini bitirir bitirmez soluğu ailesinin yanında alıyor. Çocuklarına koşuyor. Magazin sayfalarını özel hayatıyla değil, yaptığı işle süslüyor.
İtiraf edeyim...
Bu yazıyı yazarken biraz eleştirecek bir şey aradım.
Çünkü köşe yazarı sadece alkışlayan kişi değildir.
Ama vallahi bulamadım.
Ne sansasyonel bir haber...
Ne polemik...
Ne kavga...
Ne de gündem olmak için yapılan yapay hareketler...
Ortada sadece işini yapan, şarkısını söyleyen ve emeğinin karşılığını alan bir sanatçı var.
Ve bugünlerde buna gerçekten çok ihtiyaç var.
Bugün bazı isimler konuşulabilmek için sürekli tartışmaların içinde yer alıyor.
Kimi sosyal medya üzerinden gündem olmaya çalışıyor.
Kimi özel hayatıyla.
Kimi de sahnede yaptığı şovlarla.
Oysa Ebru Yaşar'ın yaptığı çok farklı.
Konuşulan ne kıyafeti...
Ne dekoltesi...
Ne dansı...
Ne sansasyonu...
Sadece sesi...
Sadece yorumu...
Sadece şarkıları...
Aslında olması gereken sanat anlayışı da tam olarak budur.
Bir sanatçıyı gündemde tutan sesi olmalı.
Yeteneği olmalı.
Yılların emeği olmalı.
Gelelim Kayseri konserine...
Haberi görünce özellikle rakama baktım.
Yaklaşık 195 bin kişi...
Kolay mı?
Kesinlikle değil.
Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'ni dolduran yüz binlerce insan saatlerce Ebru Yaşar'ı dinlemek için oradaydı.
Konserde adeta izdiham yaşandı.
Şarkılar hep bir ağızdan söylendi.
Meydan tek bir ses oldu.
Bu kalabalık para ile kurulmaz.
Reklamla oluşturulmaz.
Sosyal medya hilesiyle meydana gelmez.
Bu sevginin adı emektir.
Bu güvenin adı yıllardır çizgisini bozmamaktır.
Bir kez daha şunu gördük...
Gerçek sanatçı olmak için aşırı dekolteye gerek yok.
Abartılı danslara gerek yok.
Skandallarla gündeme gelmeye gerek yok.
Sosyal medyada yapay tartışmalar üretmeye gerek yok.
Sesiniz varsa...
Yorumunuz varsa...
Kalbinizle söylediğiniz şarkılar varsa...
İnsanlar zaten sizi yalnız bırakmıyor.
Ebru Yaşar bunu yıllardır ispatlıyor.
"Elini Ver" ile de bunu bir kez daha perçinledi.
Ben kendi adıma hem bu başarılı düeti hem de Kayseri'de kırdığı rekoru yürekten kutluyorum.
Bravo Ebru Yaşar...
Bravo Amo988...
Ortaya gerçekten uzun yıllar unutulmayacak bir çalışma çıkarmışsınız.
Ve son sözüm şu olsun...
Sanatın özü hâlâ sestir.
Yetenektir.
Samimiyettir.
Gerisi sadece geçici gündemdir.