Güzelbahçe Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında dosyaya giren tanık ifadesi, imar ve ruhsat süreçlerine ilişkin çarpıcı iddiaları gündeme taşıdı. Tanık S.K., bazı yapıların mevzuata uygunmuş gibi gösterildiğini, başka yapılara ait fotoğrafların yeni projelere aitmiş gibi sisteme yüklendiğini ve bu yolla bakanlık onayı alındığını öne sürdü.
İfade doğruysa mesele yalnızca birkaç kaçak yapı ya da usulsüz ruhsat değildir. Karşımızda, imar hukukunun, şehir güvenliğinin ve kamu denetiminin sahte belgelerle aşındırıldığı ağır bir tablo vardır. Türkiye’nin deprem gerçeği ortadayken, ruhsat ve iskân süreçlerinde yapılacak her hile, yalnızca belediye dosyasında değil, şehirlerin vicdanında da büyük bir yara açar.
Tanık ifadesinde, “muameleci” olarak tarif edilen aracılar üzerinden müteahhit dosyalarının belediyedeki ilgili isimlere taşındığı, bazı şirketlerden talep edilen paraların bu aracılar eliyle toplandığı ve imara aykırı yapılaşmalara “koruma güvencesi” verildiği iddia edildi. CİMER şikâyeti sonrası ise işlem yapılmak zorunda kalındığı, ancak “yardımların sürmesi halinde minimum ceza” yaklaşımının konuşulduğu öne sürüldü.
Dosyada en dikkat çekici başlıklardan biri de lüks araç iddiası oldu. Tanık S.K., bir firma bağlantılı kişinin belediye başkanına Mercedes Maybach Vito tipi araç verdiğini, bunun imara aykırı büyük yapılaşmalara göz yumulması karşılığında gerçekleştiğini ileri sürdü. Elbette bütün bu iddiaların yargı sürecinde delillerle sınanması gerekiyor; ancak dosyaya giren beyanlar, belediyelerde imar yetkisinin nasıl büyük bir rant alanına dönüşebildiğini bir kez daha gösteriyor.
Tanık ifadesinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın adı da geçti. Ancak tanık, Ağbaba’nın doğrudan rüşvet aldığına dair somut bilgileri olmadığını özellikle belirtti. Buna karşılık Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ile Ağbaba’nın birbirlerini desteklediği yönünde siyasi yakınlık iddiası dosyada yer aldı.
Güzelbahçe dosyası artık yalnızca bir belediye soruşturması değildir. Bu dosya, yerel yönetimlerde imar yetkisinin nasıl kullanıldığına, belediye-müteahhit-aracı ilişkilerinin nasıl kurulduğuna ve şehir hakkının nasıl korunacağına dair büyük bir sınavdır.
Suçu olmayan aklanmalı, suçu olan kim olursa olsun korunmamalıdır. Çünkü belediyeler rant kapısı değil, milletin emanetidir.