Medikal ve doku rejenerasyonunda (yeni kemik ve dokusunun oluşumunu sağlayan cerrahi işlemler bütünü) yapay doku teknolojileri üreten Bloocell firması, son 6 yıldır doku mühendisliği alanında çalışmalar yürütüyor.
Biyobozunur malzemeler kullanarak kişiye özel anatomik formlarda yapay doku üretimine yönelik teknoloji geliştiren firma, ilk ürün çıktısını 2021 yılında elde etti.
Hastalara konforlu ve estetik kaygılardan uzak çözümler sunan yapay doku ürünleri, travma sonrası oluşan ya da doğuştan gelen anatomik bozuklukların yanı sıra kanserli dokuların onarımında kullanılıyor. Hastaların yaşam kalitesini artıran bu teknoloji, yurt dışına da ihraç ediliyor.
"Üretim süreci multidisipliner ekip tarafından yürütülüyor"
Bloocell Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cüneyt Çıkman, AA muhabirine, gelişen tıp teknolojilerinin doku kaybı yaşayan hastalar için yenilikçi çözümler sunduğunu, kendilerinin de bu doğrultuda teknoloji geliştirdiklerini söyledi.
Gerçek dokuyu taklit eden ürünlerin, göğüs cerrahisi, plastik cerrahi, diş tedavileri, ortopedi, maksillofasiyal cerrahi (yüz, çene, boyun ve ağız bölgesi) ve kranioplasti (kafatasındaki kemik eksikliklerinin protez materyallerle onarılması) gibi farklı tıbbi alanlarda kullanıldığını belirten Çıkman, şöyle devam etti:
"Özellikle bebek ve çocuklarda yüksek düzeyde kafatası şekil bozukluklarında ameliyat sonrası sonuçları gözlemledik. Çocuklar yeniden hayatlarına, konfor alanlarına geri döndü ve tüm fonksiyonlarını kazandı. Bu bizi çok mutlu etti. Yaşlı hastalarımız yeniden günlük ibadetlerini yerine getirebilir hale geliyor. Diş tedavileri ve implant uygulamalarında ise kemik erimesine bağlı damakta yeterli kemik stoku bulunamayabiliyor. Geliştirdiğimiz yapay doku entegre edildikten kısa süre sonra hastada yeniden kemik oluşumu sağlanıyor ve tedavi sağlıklı şekilde tamamlanıyor."
Çıkman, üretim sürecinin doktorlar ve mühendislerden oluşan multidisipliner ekip tarafından yürütüldüğünü dile getirerek, Boğaziçi Üniversitesi Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi'nde gerçekleştirilen üretimin, daha büyük kapasiteyle SAÜ ve KOSGEB desteğiyle Sakarya Teknokent'e taşındığını kaydetti.
Kemik çimentosunun ortopedi ve travmatolojide yaygın kullanıldığını ancak bu malzemenin vücutta emilemediğini ve yeni doku oluşumuna izin vermediğini anlatan Çıkman, bu nedenle hastaların ilerleyen süreçte yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını ifade etti.
"10 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz"
Geliştirilen teknoloji sayesinde yeniden doku oluşumunun sağlandığını ve hastalara tek aşamalı tedavi imkanı sunulduğunu belirten Çıkman, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçmişte doku eksikliği ya da kafa kemiği hasarı olan çocuklar her iki yılda bir ameliyat olmak zorunda kalıyordu. Bugün ise bu ameliyatlar tek aşamada gerçekleştirilebiliyor. 50-60 yaş aralığındaki hastalarda, göğüs duvarındaki tümörlü dokunun çıkarılmasının ardından geliştirdiğimiz doku iskelesiyle yeniden sağlıklı yapı oluşturulabiliyor. Doğuştan göğüs duvarı çöküklüğü olan bebeklerde ise daha önce metal barlarla yapılan ve tekrarlanan ameliyatlar yerine, artık tek aşamada kalıcı çözümler sunabiliyoruz."
Yöntemin son 5 yılda 5 binin üzerinde hastada uygulandığı bilgisini paylaşan Çıkman, "Şu anda 10 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. ABD, Brezilya, Kanada ve Çin gibi ülkelerde lisanslama süreçlerimiz devam ediyor." dedi.
Çıkman, yöntemin hayvanlarda da uygulanabildiğini, bu teknolojiyi küresel ölçekte yaygınlaştırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.