Savaş ve yağ

Abone Ol

Geçen haftaki yazımın başlığı “ Ukrayna’dan çıkarılacak dersler” idi. Bu dersleri yedi ana başlıkta yazmıştım. Tabii çıkaracağımız dersler çok daha fazla…

Yazılarımı takip eden Sinan Cırık Hocam bu yazımla ilgili bana bir mesaj attı. Mesajın içeriğinden önce Sinan Hocamı kısaca tanıtayım ki mesajın anlamını ve önemini daha iyi kavrayalım…

Sinan Cırık Hocam Konya’da yaşayan, insani yardım faaliyetleriyle uğraşan, savaş bölgelerine yardım götüren, oradaki acıları, dramları gören, yaşayan, mazlumların, mültecilerin “Şeyh Sinan’ı”, ömrünü Müslümanlara yardıma adamış güzel bir Müslüman…

Konya’da tüm savaş mağdurları, mülteciler Sinan hocamızı tanır. Dertlerini anlatmak, sorunlarını çözmek için devletten önce Sinan hocamıza koşarlar.

Sinan hocanın bana attığı mesaj şu şekilde; “Abi, en önemlisini yazmayı unutmuşsunuz. Değerlerimize sahip bir millet olmadığımız sürece sizin yazdıklarınızın bir anlamı olmaz. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkan bir millet olursak sizin yazdıklarınızın bir anlamı olur. Ukrayna’dan milli ve manevi değerleri sahip bir nesil yetiştirmemiz gerektiği dersini çıkarmalıyız. Yoksa biz hiçbir savaşı kazanamayız!”

Bu mesajın üzerinden bir hafta geçmeden Sinan hocamın mesajını haklı çıkaran fırsatçılık yapan stokçu marketler, bu marketlere hücum eden vatandaşlarımızı gördük maalesef…

BOLLUK İÇİNDE BUNU YAPANLAR YOKLUKTA NE YAPAR?

İbn-i Haldun’un yüzyıllar önce söylediği marketlerdeki yağ talancılarını anlatan güzel bir sözü var; “Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.”  

Türkiye savaşta değil. Türkiye’de de dünyada da kıtlık yok. Ama gıda marketleri, gıda spekülatörleri ve bir kısım insanımız savaştaymışız, ülkede kıtlık varmış gibi hareket ediyor.

Tarım Bakanı, “Türkiye’nin şu anda stoklarında kırk beş günlük ihtiyacını karşılayacak yağ var” dese de birileri alıştıkları tokluğun, bolluğun, konforlu hayatın biteceği endişesini yaşıyor maalesef…

Güneyimizde on bir yıldır savaş var. Şimdi de kuzeyimizde savaş başladı. Etrafımız alev alev yanıyor…

Bu ülkelerdeki insanların evleri yerle bir olmuş. Çadırlarda yaşıyorlar. Başka ülkelere gidebilmek için canlarını denizlerin soğuk sularına bırakıyorlar.

Bir kuru ekmek parçası bulamayanlar, açlıktan, soğuktan ölen çocukların haberlerini artık normal bir şeymiş gibi izliyoruz.

Dünyada milyarlarca insan açlığın pençesindeyken, Türkiye’de ise birileri patates, soğanla dizayn ettikleri iç siyaseti şimdi de yağla dizayn etmenin peşinde.

Türkiye ateş çemberinin ortasında, yıllardır dünyayı kasıp kavuran pandemi ve ekonomik krizlerin yıkıcı etkisine rağmen, huzur ve refah içinde yaşıyorsa en önemli sebebi ülkeyi Erdoğan gibi güçlü bir liderin yönetmesidir!

Böyle bir dönemde Türkiye’yi muhalefetteki isimlerin yönettiğini düşünsenize…

Sinan hocanın mesajıyla bitirelim; “Milli ve manevi değerlere sahip bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Yoksa biz hiçbir savaşı kazanamayız…”