SDG Zamanın Neresinde?

Abone Ol

Diktatörler ülkelerini dışarıya kapatıp, içerde zamanı durdurmaya çalışırlar. Halkın sadece kendi gösterdiklerini görmesini, onlarla yetinmesini beklerler. Adaletin tesisinden, ekonomik refahın paylaşılmasına kadar her şeye, devletin verdiği gözlükle bakmasını isterler. Bunun olabileceğine kendilerini inandırmışlardır.

Esat da öyle yapmıştı. Baskıyla ve zulümle kurduğu düzenin işlediğini zannetti. Zamanın sessiz işleyen değirmeninin, üzerinde durduğu zemini öğüttüğünü fark etmedi, fark edemedi. Rejimin çökme seslerini duymasına, etrafındakilerin çaldığı davulların gürültüsü izin vermedi ve kaçınılmaz sonu yaşadı.

Kısacası; bu anlamda diktatörlerin sonları birbirine benzer. Karşılarındaki güce değil, aslında zamana yenilirler.

EN GERİDEN GELEN

Ülke ölçeğinden, örgüt ölçeğine geçebiliriz. 8 Aralık 2024, Suriye’de, sadece bir rejimin yıkılmasının değil, durdurulan zamanın kendi mekaniği içinde yeniden işlemeye başlamasının tarihidir. O gün, eskinin bittiğini, yeninin geldiğini ortaya koydu zaman. Gözlerini kaçırmak, kulaklarını tıkamak çare değildi.

Artık Suriye’nin bütün bileşenlerine bunu anlama ve kabul etme görevi düşüyordu. Ve tabii ki gereğini yapma sorumluluğu…

Bu açıdan bakıldığında, Suriye’de zamanı en geriden takip eden SDG. Örgütün başında diktatör anlayışında komutanlar var. Biri terörü bırakma eğilimine girdiğinde diğeri öne atılıp silahı kavrıyor ve bir adım ileri çıkıyor. Örgütün parçalı yapısı, teröre ayarlı kadroları ve ‘şahin’ Avrupa kanadı bu işleyişe imkan sağlıyor.

SDG, artık bir ideolojiye sahip olmadığını, adına savaştığı halkın da gerisinde kaldığını görmüyor. Bir kere değil, belki üç, belki beş kere boşa düştüğünü anlamıyor. Etrafında ve dünyada yaşananları okuyamıyor. İçe kapanıyor ve zaman geçmemiş, olanlar olmamış gibi davranıyor.

Pozisyonunu tek cümle ile açıklarsak; Elindeki silahın eski düzeni sürdürmeye yeteceğini düşünüyor, ona göre hesap yapıyor ve o hesaba göre hareket ediyor. Hesabın bir sayfası var ki; çok kirli. Dünyanın en karanlık, en zalim, en güvenilmez ‘terör devleti’ İsrail’le dans edip kârlı çıkmanın yolunu arıyor.

HALEP YENİDEN

Halep, Suriye’de Esat’ın yıkılışı ile sonuçlanan devrim yürüyüşünün önemli bir kırılma noktası idi. Yaklaşık bir yıl sonra, sulh içinde ve kendi zamanında yaşamak istediğini bir kez daha söyledi. Terör artıklarını dışarı attı Halep. Teröristler, sadece Şam hükümetinin silahlı gücüne değil, Halep halkına yenildiler. SDG, Halep’te bütün kurnazlıklarıyla ve küçük hesaplarıyla açığa çıktı.
Oysa bölgede müzakereye, görüşmeye en çok ihtiyacı olan SDG. Silahı odağından çıkarması beklenirken, hem silaha yaslanıyor, hem de yaslandığı silahın gücünü abartıyor. Kendi kurduğu denklemde, silahı yüksek bir yere koyuyor.

Suriye’de şimdi, silahın yerini siyasetin, tehdidin yerini teklifin, çatışmanın yerini temasın, sloganın yerini diyalogun almasının zamanı.
PKK’nın ya da YPG’nin ya da SDG’nin, ne yapması gerektiğine karar vermesi için, geçen zamanı görmesi, dünyaya bakması, çevresinde yaşananları okuması gerekiyor. Görmek isteyen göz, duymak isteyen kulak, idrak etmek isteyen akıl için çok örnek var.