Şehir eşkıyalığına dönen çakar magandalığı

Abone Ol

Geçtiğimiz yıllarda komşu bir ülkeye gitmiştim. Çarşıdaki işimizi bitirip otele doğru yürürken, caddeden gelen yaklaşık 20 araçlık çakarlı ve garip sesler çıkaran bir konvoyun ortasında kaldık.
Sanki caddeyi süpürürcesine, etrafa makineli tüfek gösterisi yapar gibi savrularak geçtiler.
Kendimizi zar zor kaldırıma attık ve kaldırımda bile bizi teğet geçtiler.
O an içimden, "Çok şükür bizim ülkede bu kadarı olmuyor" diye geçirdiğimi hatırlıyorum.

Ne yazık ki geldiğimiz noktada o gün yabancı bir ülkede dehşetle izlediğim o tablonun tam da merkezindeyiz.
Bugün kendi ülkemizde, kendi şeridimizde normal hızımızla seyrederken arkamızda bir anda caka satarak beliren bol ışıklı araçlar bitiveriyor.
Anlaşılmaz, kulak tırmalamaktan öteye geçmeyen bir hoparlör sesiyle "Yol ver" diye bağırmaya başlıyorlar. Eğer bu dayatmaya duyarsız kalırsanız, bu kez böğürtüyü andıran o rahatsız edici sirenlerle taciz edilmeye başlıyorsunuz. Tek amaçları var, efendilerine yol açılsın, onlar da geçip gitsin.

Bunun adı hak gasbı. Bu manzarayı dünyanın hiçbir gelişmiş, medeni ülkesinde göremezsiniz. Hatta o yıllarda gittiğim o çalkantılı ülkede bile bugün muhtemelen kalmamıştır. Çünkü toplumlar değişir, kurallar kökleşir. Biz ise geriye sarıyoruz.

Özellikle bir meslek grubu var ki halka eşit davranması, hukuka örnek olması gerekirken sabah akşam çakarlı otobüslere, lüks makam araçlarına binip milletin hakkını gasp ede ede işine gidiyor, evine dönüyor.
Emniyet şeritlerini toz dumana katarak birer maganda gibi estirdikleri dehşet, artık katlanılamaz bir boyuta ulaştı. İnsanların normal yollarından güvenle seyahat edemez hale geldiği bu rezalet ne zaman bitecek?

Acil bir canı kurtarmak için koşan ambulansı, yangına yetişen itfaiyeyi ve asayişi sağlayan resmi polis araçlarını elbette başımızın üstünde tutuyoruz. Sözümüz onlara değil. Bizim isyanımız, bu zorunlu ve hayati hizmetler dışındaki tüm o "ayrıcalıklı" çakarlılara.

Sivil itaatsizlik

Bu çakar terörüne karşı en etkili duruş, artık açık bir sivil itaatsizliktir. Bu araçlara yol vermeyin. Unutmayın ki yasal olarak geçiş üstünlükleri her durumda sınırlıdır ve bu ayrıcalık kötüye kullanılamaz. Buradan İçişleri Bakanlığı’na açıkça sesleniyorum, bu yol anarşistlerinden bu millet ne zaman kurtulacak? İnsanlar artık işe ve eve giderken bu tacizciler yüzünden sokağa çıkamaz hale geldi.

O çakarları takıp utanmadan, sıkılmadan milletin yolunu gasp edenlere de birkaç çift lafım var. İnsanların üzerine basarak, onların haklarını çiğneyerek aldığınız o yolu nasıl içinize sindiriyorsunuz? İnsanda biraz utanma, arlanma olur. Kapatın o çakarları, adam gibi sıranıza girip işinize gücünüze gidin. Hiçbir iş, insan hayatından ve toplumsal huzurdan daha acil değildir. Halkımız artık isyan noktasındadır.

Bu rezilliğin arkasında bir de merdiven altı ticaret var. Sanayi sitelerinde, kuytuda köşede birileri ucuz Çin malı çakarları, siren sistemlerini gizli kapaklı sivil araçlara monte ediyor. Bu kaçak montajcılara, ruhsatsız teçhizat satışlarına göz yumulduğu sürece trafikteki bu kibir kuleleri bitmez. Denetimlerin sadece yoldaki sürücüyle sınırlı kalmayıp, o çakarları satan ve takan odaklara kadar uzanması şart.

Vekillere ve topluma çağrı

Buradan milletvekillerine de sesleniyorum. Kanunen size tanınan bu ayrıcalık hakkını bence vicdanen kullanmayın. Gelin, kamuoyuna örnek bir duruş sergileyin ve "Artık çakar kullanmıyorum" diyerek bunu sosyal medyalarınızda duyurun. Halkın sırtına binerek kurulan bu yapay üstünlüğü reddedin.

Yollar imtiyazlı sınıfların yarış pisti ya da sabırsız efendilerin geçit töreni değildir. Yollar, bu ülkenin onurlu, çalışan ve kurallara uyan sade vatandaşlarınındır. Alttan alınan, korkulan ve tepki gösterilmeyen her gün bu magandalık daha da büyüyecektir.

Artık lüks koltuklardan ve yapay siren seslerinden yayılan bu kibre boyun eğmek yok. Sivil itaatsizlik ruhuyla, o sahte üstünlüklere hak ettiği cevabı verme vakti gelmiştir.

Yol sizin değil, bu halkındır. Yeter artık!