Şehrin Hafızası, Turizmin Geleceği: Yusuf Mayda ile İstanbul Üzerine

Abone Ol

​Güngör Yavuzaslan: Crowne Plaza Istanbul Harbiye by IHG Genel Müdürü ve Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Mayda ile turizmin küresel değişimini, İstanbul’un yükselen şehir markasını ve sektörün geleceğini konuştuk.

Bölüm 1: Küresel Bir Destinasyon Olarak İstanbul

​Güngör Yavuzaslan: Yusuf Bey, Crowne Plaza (IHG) gibi devasa bir küresel markayı İstanbul’un tam kalbinde, Harbiye gibi tarihi ve stratejik bir lokasyonda temsil ediyorsunuz. Dünyanın ekonomik ve turistik ağırlık merkezinin Doğu’ya kaydığı bu tarihi süreçte, İstanbul’un küresel turizm pastasındaki yeni rolünü ve Harbiye’nin bu vizyondaki kilit konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

​Yusuf Mayda: İstanbul artık yalnızca Türkiye’nin en büyük şehri değil; Avrupa ile Asya’nın kesişim noktasında yer alan, küresel ölçekte bir iş, kültür, turizm ve yatırım merkezidir. Dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin doğuya kaydığı bu dönemde İstanbul’un stratejik önemi her geçen yıl daha da artıyor.

​Harbiye ise bu büyük resmin tam merkezinde yer alıyor. Kongre merkezlerine, kültür-sanat alanlarına, Nişantaşı’na, Taksim’e ve Boğaz’a olan yakınlığı sayesinde hem iş turizmi hem de şehir turizmi açısından İstanbul’un en değerli bölgelerinden biri. Biz Crowne Plaza İstanbul Harbiye olarak yalnızca konaklama hizmeti sunmuyoruz; misafirlerimize İstanbul’u yaşatan bir deneyim sunuyoruz.

​Ancak bugün artık farklı bir bakış açısına ihtiyacımız var. Dünyada insanlar "Fransa’ya gitmiyorum" diyor, "Paris’e gidiyorum" diyor. Şehir markaları ülkelerin önüne geçmeye başladı. İstanbul da artık bu ligde yer alıyor. Sekiz bin yılı aşan tarihi, Boğazı, kültürü, sanatı, gastronomisi ve yaşam tarzıyla İstanbul dünyanın en güçlü şehir markalarından biri olabilecek potansiyele sahiptir. Önümüzdeki on yıl içerisinde İstanbul’un Akdeniz’in ve Avrupa’nın en güçlü turizm ve kongre merkezi olacağına yürekten inanıyorum.

​Bölüm 2: Kongre ve İş Turizminin Geleceği

​Güngör Yavuzaslan: Harbiye bölgesi geleneksel olarak Türkiye’de Kongre, Fuar ve İş Turizmi’nin başkentidir. Küresel ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu dönemde İstanbul’da iş turizminin şu anki fotoğrafını nasıl çekersiniz?
​Yusuf Mayda: İstanbul’un iş turizmi pandemi sonrasında önemli bir toparlanma yaşadı. Ancak hâlâ gerçek potansiyelimizin tamamına ulaşmış değiliz. İstanbul Havalimanı, otel kapasitesi ve hizmet kalitesi ile dünya standartlarının üzerindeyiz. Harbiye, Lütfi Kırdar ve İstanbul Kongre Merkezi gibi yapılarıyla Türkiye’nin MICE (Kongre, Fuar, Etkinlik) merkezidir.

​Fakat günümüzde iş insanları artık yalnızca toplantı yapmak için seyahat etmiyor. Toplantı bittikten sonra Michelin yıldızlı restoranlarda yemek yemek, tarihi yarımadayı gezmek ve yerel yaşamı deneyimlemek istiyor. Bu nedenle kongre turizmi ile gastronomi turizmini birbirinden ayrı düşünemeyiz. Bir kongre delegesinin şehirdeki harcamasının önemli bir kısmı gastronomi deneyimine ayrılıyor.

​Bölüm 3: Dijital Dönüşüm ve Misafir Sadakati

​Güngör Yavuzaslan: Yeni nesil turistin beklentileri hızla değişirken; Türk turizmcisi ve Crowne Plaza ailesi bu dijital dönüşüme nasıl ayak uyduruyor?

​Yusuf Mayda: Artık otelcilik sadece oda satmak değildir; misafiri tanımak ve ona kişiselleştirilmiş bir deneyim sunabilmektir. IHG One Rewards gibi sistemler, misafire dünyanın her yerinde aynı güveni vermemizi sağlıyor. Dijital görünürlük ise artık fiziksel hizmet kadar önemli.

​Yeni nesil turist "Nerede kalacağım?" sorusunun yanında "Nerede kahvaltı yapacağım?", "Hangi mahalleyi gezeceğim?" gibi sorulara yanıt arıyor. Biz teknolojiyi insanın yerine koymuyoruz, aksine misafir memnuniyetini artıran bir araç olarak kullanıyoruz. Çünkü teknoloji rezervasyonu getirir, kaliteli hizmet ise misafiri tekrar geri getirir.

​Bölüm 4: Jeopolitik Gelişmeler ve Turist Profili

​Güngör Yavuzaslan: Son dönemde İstanbul’a gelen misafir profilinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Yusuf Mayda: Turizm, gelişmelere en hızlı tepki veren sektörlerden biri. Ancak İstanbul’un en büyük avantajı tek bir pazara bağlı olmamasıdır. Avrupa, Körfez, Amerika, Uzak Doğu ve Balkanlardan dengeli bir ziyaretçi profili görüyoruz.
​Özellikle gastronomi odaklı seyahatlerde ciddi bir yükseliş var. Osmanlı mutfağı, Anadolu lezzetleri ve modern Türk mutfağının birleştiği İstanbul, aslında dünyanın en büyük gastronomi başkentlerinden biri. Bu değeri çok daha güçlü anlatmamız gerekiyor.

Bölüm 5: Türk Turizminin Geleceği

​Güngör Yavuzaslan: Artan maliyetlere rağmen Türk turizmi hizmet kalitesini nasıl koruyabilir?

​Yusuf Mayda: Sektörümüzün en büyük sınavı bu. Ancak Türkiye’nin en büyük rekabet avantajı hâlâ insan kaynağı ve misafirperverliğidir. Turizm artık sadece otelcilik değil; gastronomi, kültür, sanat ve ulaşımın toplamıdır. Destinasyon yönetimine bütüncül bakmak zorundayız.
​Önümüzdeki beş yılda üç konuya odaklanmalıyız: Nitelikli insan kaynağı, dijitalleşme ve sürdürülebilir turizm. Ayrıca İstanbul’un uluslararası pazarlama stratejisini yeniden ele almalı ve şehri tıpkı Paris veya Londra gibi kendi kimliğiyle dünyaya anlatmalıyız. Gelecekte rekabet ülkeler arasında değil, şehirler arasında yaşanacak.

Kapanış ​Güngör Yavuzaslan: Değerli görüşleriniz ve vizyoner bakış açınız için teşekkür ederiz, Yusuf Bey.

Yusuf Mayda: "Türkiye artık yalnızca deniz, kum ve güneş ülkesi değildir. İstanbul ise bu vizyonun lokomotifidir. Bizler yalnızca otellerimizi yönetmiyoruz; ülkemizin ve şehrimizin marka değerini temsil ediyoruz. Turizm, bir şehrin hikâyesini, kültürünü, mutfağını ve yaşam biçimini dünyaya anlatabilme sanatıdır. Ve İstanbul’un anlatacak hikâyesi, dünyanın en güçlü şehirlerinden biri olmaya yetecek kadar zengindir."