Analiz-Yorum

Sezai Karakoç ve Diriliş Partisi

Sezai Karakoç’un parti faaliyetleri benzerlerinden tümüyle farklı, bir düşünce ve siyasi fikir hareketi gibiydi. Bu anlamda Sezai Karakoç’un çok önemsediği bu hareket sevenlerince de yeterince algılanamadı. Sanırım zamanla Karakoç’un bu hareketi de değerlendirilecek, yerli yerine konacaktır.

Abone Ol

Necip Tosun / Diriliş Postası Özel - Sezai Karakoç’un belki de yazarlık serüveninde en tartışmalı eylemi bir parti kurmak ve o partinin genel başkanlığını yapmak olmuştur. Sezai Karakoç’un parti kurması onu okuyan, seven herkes tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı. İtiraz edenler bir parti başkanlığının onu değersizleştireceğini düşünüyorlardı. Çünkü Sezai Karakoç’u yoksullaşan, çamurlaşan siyasi arenada görmek istemiyorlardı. Bu durum Karakoç’un bulunduğu ortamlarda da dile getirilmiş, Karakoç ise bu itirazları haklı bulmamış, gerekçeler sunmuştu. Karakoç, Diriliş idealinin bir parçası, hatta önemli bir adımı olarak partileşmeyi savunmuştu. Ne var ki en yakınları da dahil bunu kabullendirmekte zorlandığı belki de tek eylemi olmuştu. Karakoç bütün bunlara rağmen 1996’da kurduğu partinin gelişip, yaygınlaşması için elinden geleni yaptı. Ne var ki Sezai Karakoç, en çalkantılı, gürültülü işleri bile doğasından koparıp, sükûnetle, kendi mizacına dönüştürmeyi bilmiştir. Bu anlamda Sezai Karakoç parti genel başkanlığı ile çağdaş münzeviliği aynı fotoğrafa sığdırmayı başarmıştır.

“ANA İLKEMİZ HAKİKATTIR”

Türkçenin en büyük şairlerinden olan Sezai Karakoç’un Genel Başkanlığı’nı yaptığı Diriliş Partisi’nin programı bir kültür, medeniyet, uygarlık manifestosu gibidir. Örneğin ilk maddede şöyle denilir: “Ana ilkemiz hakikattir.” Programın tümüyle bir şair elinden çıktığı besbellidir. Bu yüzden programın içinden sanat/ edebiyat/kültür maddelerini ayıklamak gereksiz bir çabadır. Çünkü programının tümü bu kavramlara oturtulmuştur. Ama yine de belli başlılarına göz atmak gerekirse şu maddeleri ayıklayabiliriz: “Edebiyat, bir milletin en belirleyici özelliklerinin başında gelen ülke varlığı olduğu için, geçmişte edebiyatımıza mal olmuş tüm kalıcı eserlerin bilimsel ve çağdaş basımları yapılarak yetişen genç kuşakların yararlanmasına açılacaktır. Yeni yorumlar, tanımlarla şairlerimiz, tarihçilerimiz, tüm geçmiş zaman yazarlarımız, tasavvuf, dini ve ilmi tüm klasik kültür ve edebiyat eserlerimiz yeniden okunur ve canlı olarak heyecan saçar hale getirilecektir. Bu eserlerin sahipleri de tüm cepheleriyle tanıtılacak ve sevdirilecektir yeni nesillere. Tarih konusu işleyen başyapıt değerindeki eserler gün ışığına çıkartılıp aydınlarca konu konu tartışılacak derecede güncelleştirilecektir. Çağımızın edebiyatçılarının yurt içinde ve dışında tanınması, eserlerinin okunması sağlanacak ve yaşarken değerlerinin bilinmesine çalışılacaktır. Sinema, yeni baştan, devlet eliyle, sadece sanat ve ahlâk yüceliği ve kendi kültürümüzün dirilişi göz önünde tutularak kurtarılacaktır. Yöneticiler, oyuncular ve diğer tüm elemanlar hep okuldan yetiştirilecek, seviyeli film çalışması yapan özel girişimciler de desteklenecektir. Klasik müziğimiz, her yerde ve her vesile ile asıl müziğimiz olarak kabul edilip yeniden topluma yerleştirilecektir. Halk müziği ve klasik batı müziğinin de izlenmesine imkân sağlanacaktır.”

PARTİNİN TEŞKİLATLANMASINI İSTİYORDU

Karakoç’un ilke olarak parti kurmasına karşı çıkanlar bir yandan da Sezai Karakoç’u insani düzlemde dinlemek, onunla karşılaşmak için bir zemin olan partiyi kabullenmişti. Aslında beklenilen gibi oldu. Sezai Karakoç, Diriliş Partisi’nin halk nezdinde tanıtılması, görüşlerinin aktarılması için bir dizi etkinliğe katıldı. İstanbul’da, Bursa’da, Ankara’da, Eskişehir’de, Adapazarı’nda konferanslara katıldı. Diğer yandan Bursa’da, Adapazarı’nda, Pendik’te, Eskişehir’de meydan konuşmaları yaptı. Bunların yanında çeşitli yerlerde güncel konuların, problemlerin tartışıldığı sohbet toplantılarına katıldı. Bu sohbetler İstanbul dışına da taşmış, Ankara, Adapazarı, Bursa teşkilatlarında konuşmalar yapmıştır.

Örneğin parti faaliyetleri çerçevesinde her ay düzenli olarak Ankara’ya geliyordu. Biz de ayda bir Diriliş Partisi’ne gidiyor Sezai Karakoç’u dinliyorduk. Ancak Sezai Karakoç’u dinlemeye gelenlerin büyük bölümü partilileşmeye karşı olan ve gündelik siyasetten uzak insanlardı. Herkes onu yazar, düşünür, edebiyatçı kimliği ile tanıyor ve seviyordu.

Biz Mehmet Durlu ile birlikte bazen erkenden gelip teşkilatı açıyor, ortamı Karakoç’a hazırlıyorduk. Sezai Karakoç’u dinlemeye gelenlerin çoğu Ankara’nın yazar, çizer insanlarıydı. Arif Ay, Necdet Konak gibi pek çok kişi.

Sezai Bey hiçbir şekilde bir siyasetçi karakterinde değildi. Bir kez konuşma öncesi “Aramızda gazeteci var mı?”, “konuşmalarımız kaydediliyor mu?” diye sorduktan sonra olmadığını anlayınca rahatlamıştı. Oysa bir siyasetçi eğer orada gazeteci yoksa konuşmaz. Ama Karakoç’un bildik siyasi bir amacı olmadığı bu tavrından belliydi. Karakoç her yerde ‘niçin parti kurdun’ itirazlarıyla karşılaştığı için her zaman niye parti kurduğunun gerekçesini kısaca açıkladıktan sonra konuşmasına başlıyordu. Buraya gelenlerin hiçbiri ondan siyaset dinlemeye gelmediklerinden söz hep edebiyat, sanat ve kültüre kayıyor ve sorular bu yönde oluyordu. Sezai Bey Batı’daki varoluşçuluk akımından başlayıp Cemal Süreya’ya oradan da şiirin üçgen piramidine geçiyordu. Konuşma bu minval üzerine geç vakte kadar devam ederken birden Karakoç, “Ankara’da bizim Diriliş Partisi’nin hiç ilçe teşkilatı yok, mutlaka olmalı” diyor. O vakit orada bulunanların tamamı başını öne eğiyor çünkü kimsenin parti diye, teşkilat diye bir derdi yoktu. Bu yüzden ortalık sessizliğe bürünüyordu. Karakoç yeniden parti gerçeklerine dönüyordu.

KAMYONUN ÜZERİNDE TARİHİ MİTİNG KONUŞMASI

Sezai Karakoç’un Diriliş Partisi’nin ilk açık hava mitingi (“Kutlu Millet Gerçeği”) için Arif Ay, Necdet Konak ve Fatih Yurdakul ile birlikte Bursa’ya gitmiştik. Benim amacım bir tarihi olaya tanıklık etmekti. Bunu yaparken de bol bol fotoğraf çekmek istiyordum. Zira Karakoç fotoğraf çektirmeyi sevmeyen biriydi. Bir nevi gazeteci gibi miting boyunca fotoğraf çekmiştim. Karakoç’un her durumunu, miting atmosferini… Karakoç, Famora Meydanı’nda bir kamyonun üzerinde konuşmuştu. Ne bir platform ne de başka bir kürsü. Bildiğimiz bir kamyon. Ama dinleyicilerin profili bir siyasi mitinge gelenlerin profiline hiç benzemiyordu. Tanıdığım yazarların çoğu oradaydı. Yani entelektüel düzeyi oldukça yüksekti. Gelenlerin tamamı gençti diyebilirim. Karakoç, beyaz bez üzerine “Geçmişte Önder Millettik/Gelecekte de Önder Millet Olacağız” yazısının önünde konuşmuştu. Kamyon kürsünün etrafı polislerle doluydu. Karakoç’un konuşması ise bir siyasetçiye göre oldukça ağırdı. Yaşadığımız buhranın nedenleri ve çözüm yollarını diriliş ruhu çerçevesine oturtup konuşmasını tamamladı. Kuşkusuz tarihi bir konuşmaydı ama henüz bu ülke için çok erken teklifler ve tespitlerdi. Bizim için ise burada bulunmak bir görev ve sorumluluktu ve bunu yerine getirmek için buradaydık. Mitingde Cemal Şakar ve Muhsin Bostan da vardı. Miting boyunca birlikteydik. Ahmet Kot ve Hüseyin Atlansoy da oradaydı.

*** 

Derinlikli siyasi fikir hareketi

Bir gün Fatih Kitabevi’nde oturuyorduk, Erdem Bayazıt geldi. Sağdan soldan konuştuk. Sezai Karakoç gündeme geldi. “Keşke parti kurmasaydı bir dernek, vakıf filan kursaydı” dedi. Sezai Bey’i biraz romantik buluyordu, Turgut Özal’ı övdü. Kırılmıştım. Erdem Abi’ye bir şey demedim. Sezai Bey’i benden çok sevdiğini biliyordum çünkü. Dramatik bir durumdu. Kitabevinden çıktım. Ankara sokaklarında Sezai Karakoç şiirleri okumaya başlamıştım…

Daha sonra Diriliş Partisi Anayasa Mahkemesi’nce kapatıldı. Diriliş Partisi’nin kapatılmasından 10 yıl sonra Karakoç, 2007’de bu kez Yüce Diriliş Partisi’ni kurdu. Karakoç bir kısmı internet ortamında da yayınlanan konuşmaları bu Parti bünyesinde gerçekleştirdi. Karakoç’un parti faaliyetleri benzerlerinden tümüyle farklı, bir düşünce ve siyasi fikir hareketi gibiydi. Bu anlamda Sezai Karakoç’un çok önemsediği bu hareket sevenlerince de yeterince algılanamadı. Sanırım zamanla Karakoç’un bu hareketi de değerlendirilecek, yerli yerine konacaktır.

Sonuç olarak biz kaybeden partilerdeydik. Kazanan değil. Hiçbir seçime giremeyen partide… Biz kurulmasına bile karşı çıktığımız partideydik. Siyasetin konuşulmasını istemediğimiz partide. Diriliş Partisi’nde değil, Sezai Karakoç’un yanındaydık… Rüyalarımız, efsanelerimiz, hikâyemiz bizi dünyadan koruyordu. Sezai Karakoç’a Allah’tan rahmet diliyorum.

13 Temmuz 1991’de Bursa’da yapılan Diriliş Partisi mitingi. (Fotoğraf: Necip Tosun)