SIĞ AKIL, SIĞ SİYASET, DEVLET NEDİR BİLMEMEK

Abone Ol

Şu devlet meselesini bugün bir kez daha konuşmanın zamanı geldi. Çok kadim bir tarihin bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir. Dünyada çok az ülke devlettir o nedenle Türk Devleti’nin binlerce yılın imbiğinden geçen devletleşme süreci önemlidir. Dünya üzerinde birçok ülkede milletlerini şu ya da bu şekilde yöneten iktidarlar vardır. Bu iktidar sahipleri ya kendi ailelerinin ya da bir azınlığın haklarını ve egemenliklerini savunurlar. O ülkelerin adaleti, işleyiş biçimi, üretimin paylaşılmasında bu azınlığın söz sahibi olduğunu görürüz.

Oysa devlet, içinde yaşanılan toprakların, kaderine ortak olmuş toplulukların, ortak yaşama cesaretinin sonucunda ortaya çıkar. Savaş meydanlarındaki korkusuzluğun, paylaşımdaki adaletin, dine, diyanete, ırka bakmadan uzun yıllar süren bir yol yürümenin sonunda kurulan devlet, sadece bir isim değil aynı zamanda egemenliğin ete kemiğe bürünmüş halidir. Devlet kuru bir güç değildir aynı zamanda. Milletin yaşama iradesinin, ahlaki değer yargılarının, toplumsal kuralların, tarihin getirdiği derin ilişkileri sonucunda ortak bir akitdir.

Bu anlattıklarımı makyavelist bir bakış olarak değerlendirebilirsiniz. Asla öyle değil. Makyavelist fikirde mesele yöneticilerin yönetirken güçlü olması, bu güç eğer amaç için kullanılacaksa, amaçları güçlü kılmak için araçların önemsiz olması üzerine kuruludur. Oysa benim burada anlattığım devletin amacı da gücüde onu oluşturan millete aittir. Burada asıl siklet noktası gücü elinde bulunduranların amaçları değil, gücün asıl sahibinin amaçları için, kim gelir ise gelsin ortak bir yaşama iradesidir.

Bu Anglo-Sakson felsefesi için çok anlaşılabilir değil, bunu da biliyorum. Çünkü onlar iktidar mücadelesinin hangi ambalaj içerisinde sunulur ise sunulsun sonucunda yönetenin, beyin, kralın, başkanın, kontrolü altında bir halk ve antik Yunan felsefesinden kalmış sahte bir demokrasi içerisinde kalması gerekliliğine inanırlar. Çünkü emperyalist kodlarının başka bir bakış şansı yoktur. Sömürge anlayışı nedeniyle halkı yüceltme İllüzyonu ile kendi milletlerini de sömürge haline getirmekten vazgeçme şansları yoktur.

Türk Töresi ve devlet anlayışının bu fikirler ile hiçbir alakası yoktur. Obasında görev dağılımı, üretimin paylaşılması, fikri ile başlayan Türk birlikteliği, etrafındaki büyük imparatorlukların baskısı nedeniyle emperyal olmak yerine adaletin merkezi olmak şeklinde evrimleşmiştir. Çok uzun zaman boyunca adaleti, ahlaki uzlaşmayı, sosyal birlikteliği önceleyen sevgi ve saygı üzerine kurulu bu ortaklığın sonucu bir üst kabule gerek duymuş, bu üst yapı devlet olmuştur. Devlet buyuran değildir, devlet ortak paydanın, konsensüsün sonucunda herkesin kabul ettiği bir ruhi anlaşmadır. Belki de bu nedenle Türkler için devlet kutsaldır, devlet yöneten değişse de devlet bakidir. Türklerin İslamiyet’i kabulü ile bu zemin değişmemiş tam tersine bir sağlam inanç gücüne sahip olmuştur.

İşte bu nedenle kim iyi bir şey yaparsa bunun karşılığı devlet içindir. Hükümetler, yöneticiler, milletin bu geniş çerçevesinde görevlidir. Görevlerini yaparlar, değişirler, yerlerine yenileri gelir. Hata yapanlar o kendilerini çok güçlü gören şaşkınlar devletin yani milletin karşısında bir gün mutlak hesap verirler. Çünkü Türkler için devlet o bayrağın altındaki herkes içindir.

Son zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma sanayiinde, bilim ve teknolojide yaptığı hamleleri sadece siyasi pencereden bakıp sırf bu nedenle eleştiren akıl yoksunlarının bunu anlayabilecekleri iyi niyetini taşıyorum. Ama sanırım boşuna. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Milli Savaş Uçağı, Milli Gemi Projesi, İHA ve SİHA teknolojileri, yazılım altyapısındaki gelişmeleri sadece Cumhurbaşkanı’na ya da yöneticilere muhalefet etmek için eleştirenlerin aslında devlet kavramını anlayamıyor olmalarını bir türlü kabul edemiyorum. Bu gelişmelerin Türk Devletinin yararına olduğunu ve asıl önemli olanın bu olduğunu bilmiyor olmalarından korkunç üzüntü duyuyorum.

Tarihe Pax Turcica yani Türk Barışı izlerini bırakan, düşmanına bile adil davranan Türklerin, şimdi eski faili meçhul cinayetlerin üstüne giden Adalet Bakanı Akın Gürlek’i desteklemek yerine muhalefet etmelerini nereye koyacağız? Bunu da bilmiyorum. Türk Milletinin yararına herkim ne yaparsa desteklemek yerine, basit siyasal çıkarlar uğruna devlet ortaklığına zarar verenleri tarih affetmez. Siyaset bir öncekinden daha iyisini yapmak iddiasıdır. İyi kötü ne görürse eleştirmek ise aşağılık kompleksinin görünen yüzüdür. Bu sığ fikirli siyasetçilerin yaptığının adı gerçek makyavelist pespayeliktir.