SİLAHLARIN GÖLGESİNDEN ORTAK GELECEĞE: ŞİMDİ SORUMLULUK SIRASI SİYASETTE VE SAHADADIR

Abone Ol

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Yüce Türk Milleti, köklü devlet aklı ve hukuki olgunluğuyla tarihî bir virajı daha geride bırakmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle kabul edilen “Terörsüz Türkiye” düzenlemesi, devletimizin terörle mücadelede ve toplumsal huzuru tesis etme yolunda attığı en somut, en hukuki ve en kararlı adımlardan biridir.

Önümüzdeki süreçte, konunun Millî Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarıyla resmîleşmesi ve ekim ayı itibarıyla yasanın fiilen uygulanmaya başlaması beklenmektedir. Bu takvim, yalnızca hukuki bir sürecin işlemesi değil; onlarca yıldır milletimizin enerjisini, kaynağını ve evlatlarını çalan terör belasının nihai olarak tarihe gömülmesi adına kritik bir eşiktir.

Burada altı çizilmesi gereken en hayati husus şudur: Devlet, üzerine düşen siyasi, hukuki ve yasal sorumluluğu eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirmiştir. Hukuk devletinin ilke ve esasları dâhilinde atılabilecek tüm adımlar atılmış, meşru zemin tamamen inşa edilmiştir. Bundan sonra gözlerin çevrildiği tek bir yer vardır: Silahların kayıtsız şartsız teslimi.

Artık top da sorumluluk da terör örgütü yöneticilerinde, Kürt siyasetçilerde ve Kürt aydınlardadır. Yıllardır “barış”, “dostluk” ve “kardeşlik” söylemlerini dile getirenlerin samimiyet testi işte tam olarak bugün başlamaktadır. Terörsüz bir Türkiye ve terörden arındırılmış bir coğrafya hedefine ulaşmak, lafla değil; ciddiyetle, samimiyetle ve fiili adımlarla mümkündür. Düne kadar terörü bir yöntem olarak gören veya terörün gölgesinde siyaset yapan anlayışın, bugün barış ve kardeşlik talebinde ne kadar dürüst olduğunu atacağı somut adımlar belirleyecektir.

Türk Milleti, tarihi boyunca farklılıklarını zenginlik bilmiş, ortak kader ortaklığı etrafında kenetlenmeyi başarmış büyük bir millettir. Bu topraklarda huzurun, güvenliğin ve hukukun üstünlüğünün kalıcı hale gelmesi, devletin uzattığı bu kararlı ele kararlılıkla karşılık verilmesine bağlıdır.

Devlet görevini yapmıştır. Şimdi, terörün tamamen son bulması ve büyük Türk Milleti’nin ayrılmaz birer parçası olarak ortak geleceğimizi inşa etmek için herkes üzerine düşen tarihi sorumluluğu Amasız ve Fakatsız yerine getirmelidir. Zaman, laf üretme değil; terörsüz bir Türkiye için gereğini yapma zamanıdır.